Cevaplar

2012-12-06T18:11:34+02:00


Komşu komşunun külüne muhtaçtır atasözüyle ilgili yazı bulabildim

Komşu; ev, iş yeri, köy, kasaba ya da ülke bakımından yakın olan insanların aldıkları bir isimdir Aileden sonra en yakın sosyal çevreyi temsil eder Hayat zordur Hayatın zor şartları da insanların bir arada yaşamasını zorunlu kılmıştır Bir arada yaşarken de insanların dayanışma içinde olması da çok önemlidir Komşuluk bu bakımdan önemli bir yere sahiptir Evde ekmek bittiğinde, acil bir şeye ihtiyaç duyduğumuzda imdadımıza herkesten önce komşumuz yetişir Bu yüzden de “Komşu komşunun külüne muhtaçtır” Bazen çok önemsiz bir şey gibi görünse de, o önemsiz şeyin yokluğu büyük işlerin aksamasına yol açabilir

Komşuluk ilişkileri, küçük yerleşim birimlerinde, köylerde daha sağlam ve dayanışma çerçevesi içindedir Bu dayanışmayı ne yazık ki büyük şehirlerde, kentlerde göremeyiz Buralarda komşuluk anlamını yitirmiştir Onun yerini sözde komşuluk yani komşusuzluk almıştır Apartmanlarda birbirini tanımayan, konuşmayan birçok insan vardır ve bu insanlar iletişim kopukluğu içindedirler Bu nedenle artık eskisi gibi sağlam komşulukları çok az görebilmekteyiz

Komşusuzluk, insanı yalnızlığa ve çaresizliğe sürükler Çünkü komşuluk, sadece maddi yönden değil, manevi yönden de önemlidir İnsanın sevinç ve hüznünü paylaşabileceği komşuluk ilişkilerine ihtiyacı vardır Yeri gelir komşuluk akrabalıktan da önde gelir Hatta akrabalıktan da güçlü olabilir

Komşunun olması, insana sosyal destek ve güç verirken komşusuzluk insana yalnızlık ve kimi zaman çaresizlik verir Bu nedenle komşularımızın değerini bilmeli, onlarla iyi geçinmeliyiz Komşuluk, dayanışmadır; bunu da asla unutmamak gerekir

0
2012-12-06T18:12:16+02:00

Atasözü anlamı; Atalarımızın uzun gözlem ve tecrübeler sonunda vardıkları hükümleri hikmetli düşünce, öğüt ve örneklemeler yoluyla kısa ve kesin olarak anlatan, birçoğu mecazî anlam taşıyan, eskiden beri söylenegelmiş, söyleyeni belli olmayan özlü sözlerdir.

Atasözlerinin Özellikleri Nelerdir?

♦Çoğunlukla halkın ortak bilgeliğini dile getirirler Bu bakımdan anonim bir nitelik taşırlar Daha çok sözlü gelenek içinde nesilden nesile geçerek yaşarlar.

♦ Atasözleri zaman içinde ve bir kural dahilinde kalıplaşmış sözlerdir Ne birçimi bozulabilir, ne de kelimelerin yeri değiştirilebilir.

♦Atasözleri diğer anonim halk edebiyatı ürünleri gibi doğmuştur Başlangıçta bir söyleyeni olmuş, sonra bu söyleyen unutulmuş, daha sonra ise halk ortaya çıkan bu sözü benimsemiş, ardından da kendi düşünce gücü ve zevkiyle yoğurup işlemiştir.

♦Atasözlerinin bir kısmı ölçülü ve kafiyelidir Bir mısra birçiminde olmasalar da bazı nazım özellikleri taşırlar (iç kafiye, son kafiye, aliterasyon vb):
Her zaman papaz pilâv yemez (Aliterasyon)
Kuş iki kanat bir kuyruk, ona dahi yel buyruk (Son kafiye) 

♦Atasözlerinin kimi gerçek anlamda; kimisi de başta mecaz olmak üzere cinas, intak, kinaye, teşbih, tezat gibi söz sanatlarıyla süslenerek kullanılmıştır:

Bugünün işini yarına bırakma (Gerçek)
Baba malı tez tükenir, evlât gerek kazana (Gerçek)
Damlaya damlaya göl olur (Mecaz)
Acı patlıcanı kırağı çalmaz (Mecaz)
Dilim seni dilim dilim dileyim (Cinas)
Güvenme varlığa düşersin darlığa (Tezat) 

♦Kimi atasözleri çok kısaltılmış hikâye, fıkra, karşılıklı konuşma birçiminde oluşturulmuştur:

Deveye sormuşlar: “Boynun neden eğri?” “Nerem doğru ki” demiş (Konuşma)
İt ite buyurmuş, it de kuyruğuna (Hikâye) 

♦Ortak dilde, bütün yurtta geniş kullanım alanı bulunan atasözlerinin yanı sıra, bir bölgede ya da dar bir alanda kullanılan mahallî atasözleri de vardır.

♦ Anlam yönünden birbiriyle çelişkili gibi görünen atasözleri de vardır Bu durum atasözünün söylendiği dönem, söylenme amacı, psikolojik ortam, söyleyen kişi ve atasözünün söylendiği çevreyle yakından ilgilidir “Düşüne düşüne görmeli işi, sonra pişman olmamalı kişi” / “Sirkeyi, sarımsağı düşünen paça yiyemez” atasözleri ile “İyilik eden iyilik bulur” / “İyiliğe iyilik olsaydı, koca öküze bıçak olmazdı” atasözlerinde olduğu gibi

♦ Atasözleri nesirlerde öz, birçim ve dil yönünden bozulmadan kullanılmış, ancak kimi manzum eserlerde ölçü ve kafiye zoruyla bozularak kullanılmıştır:

Aşk ağlatır dert söyletir insanı
Öz ağlarsa göz de ağlar demişler (Bozulmamış)

Hemişe arpasını deme heyhat
Bil, özü artırır yüğrük olan at (Bozulmuş) 

♦ Birbirinden ayrı düşmüş Türk ağızlarındaki ortak atasözlerinin aynı kaynaktan geldiği son derece açıktır:

Zaz bar, kis bar, asık kanday ne is bar (Karakalpak)
(Yaz var kış var, ivecek ne iş var)

Kılıç yarası sayalar, dil yarası sayalmaz (Azerbaycan)
(Bıçak yarası ovulmaz, dil yarası onulmaz) 

♦ Türk ağızlarındaki atasözlerinin yalnız kelime hazinesi, kelime sırası, üslûp özellikleri yönünden değil, fikir ve konu yönünden de ortak oldukları görülür Bu ortaklık, açlık, aile, bilgi, birlik, çalışma, doğruluk, dost-düşman, dünya, eğitim, gençlik-ihtiyarlık, gönül, görgü, güzel-güzellik, hastalık-sağlık, hayvan, iktisat, insan-insanlık, iş, iyi-iyilik, sabır, yiğit-yiğitlik, zenginlik- fakirlikgibi alanlara kadar uzar.

0