Cevaplar

2012-12-06T21:31:31+02:00

Efendimiz s.a.v. onları Âlimler, peygamberlerin vârisleridir.(Tirmizi, İbni Mace, Ebu Davud]" ve “Ümmetimin alimleri beni İsrail peygamberleri gibidir. (İmam-ı Yâfiî, İmam-ı Rabbani, Abdülgani Nablusi, Neşr-ül-mehasin]” diyerek övmüştür.

Onlar günahkârların elinden tutarlar.

Onlar dini yaşamak isteyip de yaşamayanlara dini yaşamada,
dini öğrenmek isteyip de öğrenemeyenlere dini öğrenmede rehberlik ederler.

 

 not:alıntıdır
1 1 1
2012-12-06T21:32:00+02:00

İslam inancında insanın akıl yoluyla erişemediği ilahî hakikatlere ve Gayb âlemine ait hakikatlere sezgiyle ulaşma yoludur.

Kelimenin kökeni [değiştir]

Arapça tasavvuf kelimesinin hangi kökten geldiği tam olarak bilinmemektedir. En çok kabul gören görüşlere göre:

Saflaşma anlamında safa kökünden, Yün elbise giyinme anlamında suf kökünden,

Yün giyme anlamı için kullanılan peygamber sözlerinden bir kısmı:

Enes bin Malik demiştir ki: "Rasulullah bir kölenin bile davetine gider, merkebe biner ve yün elbise giyerdi." [1] Abdullah bin Mesud'un rivayetine göre Peygamber şöyle söylemiştir: "Allah Teâlâ, Musa ile konuştuğu gün üzerinde yün bir cübbe, yünden yapılmış bir şalvar ve kolları yün bir elbise vardı. Ayakkabıları da merkeb derisinden idi."[2] Peygamberin evinin yanında suffe denilen odalarda ikamet eden, fakirler olan Ashab-ı Suffe gibi yaşama anlamında suffe kökünden türemiş olabilir.

"Suffe ehli; Medine'de duracak yerleri, sığınacak kimseleri olmayan sayıları zaman içinde değişen erkeklerden oluşuyordu. Mescid-i Nebevinin etrafındaki hücrelerde bir arada yaşıyorlardı. Ziraat yapmaya, süt hayvanları ile uğraşmaya veya ticarete imkânları yoktu. Gündüzleri odun taşıyarak ve hurma çekirdeklerini kırıp öğüterek karınlarını doyurmaya çalışıyor; geceleri ise ibadetle ve Kur'an okumakla meşgul oluyorlardı. Şu ayetlerin onlar hakkında olduğu düşünülür:" "Rablerinin rızasını dileyerek sabah ve akşam O'na dua eden fakirleri yanından kovma."[3][4] "Sabah akşam rablerinin rızasını dileyerek O'na dua ve ibadet eden kimselerle beraber sabret, gözünü onlardan ayırma!" [5]..

1 1 1