Cevaplar

2012-12-07T15:08:56+02:00

Bu toplulukların gittikleri belli hemşeri kahvehaneleri vardır. Bu dayanışma zaman zaman resmi teşkilat halini almakta geldikleri illerin hatta ilçelerin adıyla dernekler kurmaktadırlar. Kendi kendine yeten topluluğun şehre intibak ihtiyacı azalmakta, yakınlarla dayanışma güçlenmeyi sağlarken kentle aralarındaki uçurumu arttırmaktadır. Kırsal alandan kente gelenler eski davranış ve alışkanlıklarını, örf ve adetlerini de getirmektedirler. Şehrin kültürüyle birleşip yeni bir kültür oluşturmaktadırlar. Göç edenlerin bazıları şehirle bütünleşirken bazıları şehirde ayrı gruplar meydana getirmektedirler Gelenek ve göreneklerin uymayışı nedeniyle kent değerlerini yadırgayan ve zaman zaman şehirle çatışan kendine has bir gecekondu kültür çevresi oluşmuştur. Göç edenlerin şehirleşmesi yani şehre entegrasyonu için çok uzun zaman gerekmektedir. Bunun yerine sadece gelenlerin intibakı söz konusu olmuştur. Bütünleşme(entegrasyon) topluluktaki mevcut müesseselerin bir bütün teşkil edecek şekilde birbirini tamamlama durumudur. Şehre intibak ise, göç edenlerin şehirle bütünleşmeleri değil şehirle sürekli ilişki kuracak kadar uzlaşma içinde olmalarıdır. Kültür çatışması en çok genç kuşakları etkilemektedir. Kente ailesiyle birlikte ya da tek ba

0
2012-12-07T15:28:25+02:00

 TÜRKİYEDE KENTLEŞME SONUCU ORTAYA ÇIKAN SORUNLAR 




A. KONUT YETERSİZLİGİ
Kentlere göçün doğurduğu sorunlardan biri konut yetersizliğidir.Yakın gelecekte sorunun daha önemli boyutlara ulaşacağı anlaşılmaktadır.Kongara göre Türkiyede,siyasal iktidarların planlama fikrine soğuk bakmalarından dolayı  başarıya ulaşamamıştır.



Türkiyede konut alanındaki en büyük kamu atılımı 1981 yılında çıkarılan toplu konut yasasıdır.1984te ise toplu konut idaresi kurulmuştur.Toplu konut idaresi hem doğrudan konut üretmiş,hem de toplu konut  yapımcılarına ve bireylere kredi açarak konut üretimine katkıda bulunmuştur.Fakat 1988den den beri Toplu konut idaresi etkisizleşmiştir.

 “Kentlerdeki ve özellikle büyük kentlerdeki konut mülkiyeti oranları da  Türkiye ortalamasına göre oldukça düşüktür. Türkiye’de ortalama yüzde 70 dolayında olan konut mülkiyeti, kentlerde yüzde 50’ye büyük kentlerde ise yüzde 40’a düşmüş görünmektedir”11

Konut yetersizliğinde görülen bu durum  toprak rantını çok büyük boyutlara taşımış, öte yandan sağlıksız ve izinsiz konut yapımını ülkenin temel sorunlarından biri haline getirmiştir.

B. GECEKONDU  SORUNU
“Gecekondulaşma olayının ilk zamanlarında  bir konut bitmiş ise, izinsizde yapılmış olsa, yıkılması için mahkemeden karar almak zorunluydu. Mahkemeden karar almak ise oldukça uzun bir süre gerektiriyordu. Bu yüzden,kendisinin olmayan arsa üzerine konut yapan kişiler, polis işe karışmadan bu işi bitirmek amacıyla, genellikle geceleri hızlı bir biçimde çalışıyorlardı.Bir gecede bile çatısı kapatılan konutlar vardı. Sabah olduğu zaman polis için, konutu hemen yıkmak artık olanaksızlaşıyordu. İşte bu süreçte ortaya çıkan yeni konut biçimine de adını verdi; gecekondu”12
Gecekondulaşmayla birlikte Türkiye’de kentsel arsa fiyatları yukarı doğru sıçramıştır.
    


    
“Gecekondu olgusu ile birlikte gelişen ikinci süreç yerel ve merkezi politikada ortaya çıkan yozlaşmadır.Bu yozlaşma her türlü rantın ve özellikle kentsel rantın, politikacılar ile ya mafya türü kişiler ya da örgütler veya üst gelir grupları ile birlikte paylaşılmasının yol açtığı (yasadışı)ittifakları ortaya çıkarmıştır”13



Türkiye’de gecekondulaşmayla beraber ortaya çıkan siyasal yozlaşma ve ekonominin her alanında çeşitli tahsislerden kaynaklanan kayırmacılık,yolsuzluk ve rüşvet başlı başına sorun haline gelmiştir.

Türkiye’de kentleşmenin sonucu ortaya çıkan sorunların en başında gecekondu sorununun olduğunu belirten Kongara göre gecekondu halkı ülkenin ekonomik ve toplumsal siyaseti etkilemesi noktasında ülke yazgısını belirleyecek bir noktaya ulaşmıştır.

“Bütün bu oluşum sırasında siyasal etkenlerde işe karışacak,temel ekonomik ve toplumsal siyasetin istenmeyen doğurganlığını kuramsallaştırıyor…Örneğin ,bir yandan gecekondu yapımını önleyici yasalar çıkartılırken  ,öte yandan ,özellikle seçim zamanlarında yasadışı yapılan gecekonduların tapuları verilerek ,bunlara yasal bir nitelik kazandırılıyordu”14

Kırdan kente göç eden ve geleneksel yapısını korumaya çalışan gecekondu halkı çağdaş kent kültürünü benimseyememiştir.Bu noktada aralarında büyük bir uçurum olmasına rağmen kentli ile yan yana olan bu kesim kendi içinde (arabesk kültür)dediğimiz bir yapılanma meydana getirmiştir.

Türkiye’de gecekondu sorunuyla birlikte kentleşmenin ortaya çıkardığı en önemli sorunlardan bir diğeri de işsizliktir.

C. İŞSİZLİK 
Tarımsal alanda toprağın makineleşmesiyle beraber topraktan kopan köylü kente göç etmekte ve çeşitli alanlarda çalışmaktadır,Büyük kentleri iş olanakları nüfusun yığılması sonucu özellikle sanayi kesiminde dışardan gelen nüfusun çok gerisinde kalmaktadır.Bunun sonucunda ise niteliksiz işçiyi de içinde barındıran hizmet kesimi ülke koşullarına göre büyük bir gelişme göstermektedir.    

Bu nüfus yığılması hizmetlerinde yetersizleşmesine neden olmaktadır. Bölgelerarası dengesizlikler pekişmekte, büyük kentlerde giderek kaynaklar ile gereksinmeler arasındaki uyumsuzluk büyümektedir.   

Kentlerde işsizlik Türkiye’de gittikçe büyüyen bir sorundur.Sorunların giderilmesinin yolu ise genel anlamda tarım toplumu olmaktan kurtulmak, tüketici değil, üretici duruma gelmekle sağlanabilir.
         


“Ülkemizdeki genel duruma bakacak olursak ,yaklaşık 20 milyon çalışan insanın insanın bulunduğunu bunun ise ancak yüzde 31,4 ünün ücretli olduğu görülür.Kendi hesabına çalışanların oranı yüzde 24,5 iken işverenlerin aktif nüfus içindeki oranı yüzde 5,6 dır.Gizli işsizlerin sayısı ise   yüzde 31,6 oranı ile ücretli çalışanlardan fazladır.Gizli işsizlerin çoğu tarım kesiminde yer almakta olup toplam sayıları 6 milyon civarındadır”15

İşsizliğin nedenleri,ekonomide işsizliğe savaşımda plansız ve yetersiz olunması  ve ülkenin donanım yetersizliğidir.Bir tarafta iş arayıp bulamayan işçi diğer tarafta işçi arayıp bulamayan işveren vardır.İş piyasası iyi organize edilerek , işçi ve işverenleri birbirinden  haberdar etmek suretiyle üretim ve gelir kaybı önlenmiş olacaktır.

D. ÇEVRE SORUNLARI
Çevre sorunlarının  başında trafik sorunu gelmektedir. Nüfusun plansız bir şekilde artması ulaşımı neredeyse olanaksız hale getirmiştir.

Su sorunu, doğalgaz yetersizliği yanı sıra eğitim ve sağlık hizmetlerindeki yetersiz kalma durumu kent yaşamını zor hale getirmektedir.
Güvenlik de büyük kentlerde sorun olmaya başlamıştır. Yan kesicilik ve araba soygunculuğu gün geçtikçe baş edilmez bir hal almaktadır. Büyük kentlerde uçurum diye nitelendirilecek orana da bir gelir farklılaşması söz konusudur.

0