Cevaplar

2012-12-07T21:04:09+02:00

Hoşgörü insanlarla kolay ve iyi ilişki kurmayı sağlar. Sabır gerektirdiğinden de her türlü olayda sabırlı olarak daha derin düşünmeyi ve yanlış ihtimalini azaltır.

Hoşgörü müsamaha tahammül katlanma görmezden gelme veya göz yumma başkalarını eylem ve yargılarında serbest bırakma kendi görüşümüze ve çoğunluğun görüş biçimine aykırı düşen görüşlere sabırla hem de yan tutmadan katlanma demektir. İzin verme aldırmama iyi karşılama anlamlarına da gelir.
Sosyal ilişkilerde bir tarafın bazen farkında olmadan kasıtlı olmayarak bazen de kasıtla diğer tarafa (maddi/manevi) zarar verebilecek bir sahne yaratması durumunda diğer tarafın bunu görmezden gelerek veya cevabınından vazgeçerek ödün vermek tahammülünü (erdem) gösterebilmesidir.Tasavvuf’ta Mevlana hoşgörü’ye en güzel örnektir. Mevlana gibi kişiler Yunus Emre gibi kişiler insanları hoşgörüyedavet etmişler ve Anadolu’yu bir hoşgörü merkezi haline getirmişlerdir. Hoşgörülü olmak insanlarla ilişki kurmanın en iyi yoludur. Hoşgörü özünde kendini bilmektir. Hoşgörü insanın özüdür.

Hoşgörülü olmak insana ne kazandırır?
1.1. Hoşgörü dünyamızdaki kültürlerin zengin çeşitliliğini ifade biçimlerini ve insan olmanın yollarını kabul etmek bunlara saygı göstermek bunların değerini bilmektir. Hoşgörü bilgiyle açıklıkla iletişimleve düşünce vicdan ve inanç özgürlüğüyle beslenir. Hoşgörü çeşitlilik içindeki uyumdur. Hoşgörüyalnızca ahlaki bir görev değil aynı zamanda siyasi ve hukuki bir gerekliliktir. Barışı olanaklı kılan erdem yani hoşgörü barış kültürünün savaş kültürüyle yer değiştirmesine katkıda bulunur.

1.2. Hoşgörü kabullenme lütfetme veya göz yumma değildir. Hoşgörü hepsinin üzerinde başkalarının evrensel insan haklarının ve temel özgürlüklerinin tanınmasıyla teşvik edilen etken bir tavırdır. Hoşgörü hiçbir koşulda bu evrensel değerlerin ihlal edilmesini meşrulaştırmak için kullanılamaz. Hoşgörübireyler gruplar ve Devletler tarafından uygulanır.

1.3.Hoşgörü insan haklarını çoğulculuğu (kültürel çoğulculuğu da içine alan) demokrasiyi ve hukuk devletini destekleyen sorumluluktur. Hoşgörü dogmatizmi ve mutlakçılığı reddetmeyi içerir ve uluslararası insan hakları mevzuatına yerleştirilmiş standartları onaylar.

1.4.İnsan haklarına saygıyla tutarlı olarak hoşgörü uygulaması toplumsal adaletsizliğin hoş görülmesi veya inançların terk edilmesi veya zayıflatılması anlamına gelmez. Hoşgörü kişinin kendi inançlarına bağlı olmakta özgür olması ve başkalarının da kendilerine ait inançlara bağlı olduğunu kabul etmesi demektir. Hoşgörü görünüşü durumu konuşması davranışı ve değerleri doğal olarak farklı olan insanların barış içinde ve oldukları gibi yaşama hakkına sahip oldukları gerçeğini kabul etmek demektir. Hoşgörü aynı zamanda birisinin görüşlerinin zorla başkalarına kabul ettirilmemesi demektir.”

Hoşgörü en iyi dindir.
Victor Hugo

Hoşgörü uygarlığın biricik sınavıdır.
Arthur Helps

Hoşgörüsüzlük insanın kendi davasına inanmasının bir kanıtıdır.
Gandhi

Meyvesi çamura düşüyor diye ağaca mı lanet edilir?
Hölderlin

Toplumsal hayatta en yararlı erdem hoşgörüdür
Dale Carnegie

Bu çağın gereği ortak bir din değil çeşitli dinlere bağlı insanlar arasındaki karşılıklı hoşgörü ve saygıdır.
Gandhi

Hoşgörü yapılan her şeyin kolayca kabul edilip onaylanması değildir. Hoşgörü başkalarının görüşlerini anlama yeteneği ve acı bir duygu beslemeden anlayışlı bir tartışma arzusudur

6 3 6
2012-12-07T21:11:09+02:00
İnsan dünyaya geldikten sonra onun hayatını tanzim eden kurallarla karşılaşır. Bu kurallardan bazıları yazılı, bazıları ise yazılı olmayandır.

Örf ve adetler yazılı olmayandır. Bir toplulukta benimsenmiş ortak alışkanlık ve usullerin tamamına örf denir. Örneğin; evliliklerde düğün yapmak bir örf'tür. Adet ise topluluklar da yerleşmis usul, kaide ve göreneklerdir. Örneğin; bazı bölgelerde gençlerin erken evlendirilmeleri bir adettir.

Dini konularından biri de insan davranışlarıdır. İnsan davranışlarının bir kısmı örf ve adetlere dayalı yapılır. Dolayısıyla örf ve adetlerde din ile doğrudan ilgilidir. Şöyle ki dinin koymuş olduğu değerlere ters düşen örfler ve adetler terkedilmiş ve bırakılmıştır. Örneğin; kan davası ve tefecilik yapmak, islam öncesinde birer örf ve adet halini almıştı. Ancak islam geldikten sonra bunlar kaldırılmıştır.

Buna rağmen özellikle kan davası kolay kolay terk edilmemiştir. Müslüman bir toplumun islam'ı kabul edişlerinden günümüze kadar islam dininin etkisi ile oluşmuş örf ve adetleri de bulunmaktadır. Genelde örf ve adetler islam'a ters düşmez.

Bunun yanında islam öncesinden gelen ve islam'a ters düşmeyen örflerde varlıklarını deva ettirmişlerdir. Ebu Hanife ve İmam Malik gibi fıkıhçılar Hz. Muhammed (s.a.v.)'in ''Müslümanların güzel gördüğü herşey, Allah katında da güzeldir. ''hadisini ölçü olarak, fıkıh usulünde örfleri hüküm vermeden başvurulacak bir kaynak olarak görmüşlerdir. Denilebilir ki toplum hayatını tanzim eden kurallardan biri de örf ve adetlerdir.

Bizde büyük tecrübeler sonunda oluşmuş bu değerlere sahip çıkmalı ve yaşatmalıyız. Unutmayalım ki bir toplumu ayakta tutan, geçmişiyle geleceği arasındaki köprü görevi gören, kültürü, örf ve adetleridir. Tabi ki güzel örf ve adetlerimizi unutmayalım.



Devamı: http://www.yenimakale.com/orf-ve-adetlerimiz.html#ixzz2EOXuQm42

3 3 3