Cevaplar

2012-12-08T10:33:56+02:00

nasıl yaniiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii

 

0
2012-12-08T10:34:04+02:00

Osmanlı tarihinde bir dönüm noktası olan Yavuz Sultan Selim, dünyayı kafasında taşıyan bir dava adamıydı. Onu, devrin kaynaklarına dayanarak tanıtmak ve siyasi hayatını ortaya koymak gayesiyle kaleme alınan Zamanın İskenderi, Şarkın Fatihi Yavuz Sultan Selim adlı kitap,birinci elden kaynaklarla beslenerek hazırlanmasının yanı sıra tarihi kriterlere dayanan ilmi ve akademik bir çalışma olması nedeniyle de dikkat çekiyor. İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Feridun M. Emecen tarafından kaleme alınan eser, I.Selim’in hayatını, doğumu, çocukluğu ve şehzadelik yılları, saltanat mücadelesine başlaması, saltanat yılları, doğu meselesine yaklaşımları, Şah İsmail’le mücadelesi, birinci ve ikinci doğu seferi, hilafetin devri ve vefatı gibi çok yönlü biçimde ele alıyor. Kitapta Yavuz Sultan Selim ile ilgili bugüne kadar yazılmış eserlerde görülen ve genelde Sultan’ın hareketli mizacı, gözü kara kimliğine dayanarak ortaya çıkmış tarihi yaklaşımların dışında devrin Selimnameleri, mektupları ve belgelerinin karşılaştırmalı analizleri de var.

Kardeş kanı dökmedi

Yavuz Selim’in Memlükler’e sefer düzenleyerek Türk ve Müslüman bir devletle savaşması eleştirilir. Emecen ise bunu kabul etmiyor: “Fatih devrinde baş gösteren gerilimin ardından II. Bayezid döneminde Ramazanoğulları ile Dulkadıroğulları beylikleri yüzünden, iki devlet karşı karşıya geldi, yapılan antlaşmaya rağmen çekişme bitmedi. Bununla beraber İslam’ın mukaddes yerlerine yönelik Portekiz tehdidi karşısında Memlüklerin yardım talepleri, bütün çekişmeleri bir tarafa bırakan II. Bayezid tarafından dini bir heyecanla kabul edildi.”

Mısır’da neden sekiz ay kaldı

Mısır Seferi’nin temel sebebi olarak Yavuz’un toprak açgözlülüğü veya halife olmak istemesinin gösterilmesinin tarihi gerçeklerle bağdaşmayacağını anlatan Emecen padişahın sanılanın aksine savaş yapar yapmaz İstanbul’a geri dönmediğini anlatıyor.

Sultan Selim, Kahire’de sekiz aya yakın bir süre ikamet ettiğini söyleyen tarihçi Emecen şöyle devam ediyor: “Bu kadar uzun süre bölgede kalması memlekette kalıcı bir idare sağlamak isteğindendi. Özellikle güvenliğe çok önem veren bir padişahtı. Portekizlilerin Kızıldeniz’e ve mukaddes topraklar üzerine yönelik tehditleri, padişahı yeni askeri tedbirler almaya teşvik etti. Bu gibi mühim işlerin yapılması ise ancak padişahın buradaki varlığıyla sağlanabilirdi.”

Bir türküye de ilham kaynağı olmuştu

Prof. Dr. Feridun Emecen, Yavuz Sultan Selim’in devlet idare anlayışının bir türkünün doğmasını sağladığını da şöyle anlatıyor: “Yavuz Sultan Selim, devlet idaresinde son derece titiz bir hükümdardı. Her işi kendi eliyle planlamak, yapılanları bizzat görmek, böylece kazandığı zaferin emin ellerde taçlanmasına şahit olmak ve sonra da gönül rahatlığıyla payitahtına dönmek arzusundaydı. Neredeyse her devlet meselesini kendi kontrolü altında yürüten padişah, Kahire’de kalmaya devam ediyor, ancak asker artık geri dönmek istiyordu. Padişahın hiddeti de meşhur olduğu için bu konuyu kimse huzuruna çıkıp da anlatamamıştı. Padişahın çok saygı gösterdiği Kazasker ve daha sonra şeyhülislamlık makamına yükselecek olan Tarihçi Kemalpaşazade bu isteği yerine getirirse Yavuz’un kabul edeceği düşünülmüş, vaziyet kendisine anlatılmış. Kemalpaşazade de padişahın uygun bir anında huzura çıkarak askerin türkü yakacak kadar sıla hasreti çektiğinden dem vurmuştur. Aslında bizzat Kemalpaşazade’ye ait olan bu türkünün sözleri ‘Nemiz kaldı bizim mülk-i Arab’ta/ Nice bir dururuz Şam u Halep’te/ Cihan halkı kamu iyş ü tarebde/ Gel gel ahi gidelim Rum illerine’ şeklindedir.”

1 5 1