Cevaplar

En İyi Cevap!
2012-12-08T12:03:41+02:00

 

Okumanın hayatımızdaki yeri Görsel basının gelişmesiyle birlikte insanlar okumak yerine seyretmeye yönlendirildiler. Vaktinin çoğunu hiçbir yararlı bilgi aktarmayan televizyonun karşısında geçiren insanlar düşünmeyi unutmuşlar, iyi ile kötüyü ayırt etmekten acizleşmişlerdir. Televizyonun günlük hayatımıza girmesi ile eğitim seviyesinde iyiden iyiye bir düşüş yaşanmıştır.

Okumak İslam’ın ilk emridir: “Yaratan Rabbin adıyla oku.” (Alak Suresi, 1) ve Peygamber Efendimizde (s.a.v) “Okumak, kadın ve erkek her Müslüman’a farzdır” demiştir. Türklerin İslamiyet’i kabulünden önce 732–735 yıllarında dikilmiş olan Orhun Abideleri’nden başka yazılı ve kültürel belgeye rastlamak mümkün değildi. Türklerin İslam’la müşerref olmalarından sonra ise okuma ve eser verme oranında büyük bir artış olmuştur. 14 Aralık 1727 yılında Osmanlı İmparatorluğuna matbaanın geç girmesi (Gayrimüslimler’in daha önce 1505 yılında Samuel İbn David matbaası var. 1727 tarihinde ilk Türkçe kitap basılıyor.) ile birlikte bu alandaki üstünlük batıya geçmiştir ve bu üstünlük hala onların elinde bulunmaktadır. Öyle ki Japonya’da ayakta kitap okuma ‘taşiyomi’ adı ile lügate geçmiştir. Bir kişi bir yılda Japonya’da 25,İsveç’te 10, Fransa’da 7 kitap okurken Türkiye’de bu oran 6 yılda 1 kitaba düşmektedir ve temel ihtiyaç maddeleri sıralamasında 235. sırada bulunmaktadır. Oysaki kitap okumada insanın yaşamını devam ettirebilmesi için ikamesi mümkün olmayan yaşamsal faaliyetlerden olmalıdır.


“Kitap okuyan, bilen insanla; kitap okumayan, bilmeyen insan arasındaki fark, diri ile ölü, aydınlık ile karanlık arasındaki farka benzer.” İnsan kitap okuduğunda farkında olmasa bile kendini geliştirir. Kitap okumak kişinin ufkunu açar, düşünce dünyasını genişletir, kültürünü arttırır. Kelime dağarcığını genişleterek kavramları anlamasını, daha iyi düşünmesini, olaylara farklı pencerelerden bakmasını sağlar. Ayrıca insanı can sıkıntısından kurtarır. Okumayı sevmek, hayattaki can sıkıcı saatleri güzel saatlerle değiştirmektir.

Okuma ihtiyacı barut gibidir, bir kere tutuşunca artık sönmez. Alışkanlık haline geldikten sonra ona daha fazla vakit ayırmak istersiniz. Öyle ki çok sevdiğiniz uykuya, tatlı rüyalara bile kitabı tercih edersiniz.
Yetişen zekâları kitaplarla beslemeyen uluslar, yıkılmaya mahkûmdur ve insanları kitap okuyan toplumlarda suç oranları düşer, insanlar birbirlerine daha iyi davranmaya başlarlar bu sayede huzurlu bir toplum meydana gelir.
Hani o okumasını yazmasını bilmeyen insanlar vardır ya zırcahil diye yaftaladığımız... Peki, söyler misiniz, okuma yazmasını bilip de okumayanların zırcahillerden ne farkı vardır?

İnsanımız parasının belli bir bölümünü kitap almak için, vaktinin bir bölümünü de kitap okumak için ayırmalıdır ve bahaneler üretmemelidir. Çünkü günlük hayatımızda o kadar lüzumsuz şeye para ve vakit ayırıyoruz ki artık, kitaplara da para ve zaman ayırmamızın zamanı geldi de geçiyor bile... Her şeye rağmen yine de bahane üretiyorsanız hemen bir kütüphaneye üye olun ve kitap okuyun. Hem sizin hem ülkemizin geleceği için...
Sözün Özü:
Bir millette okumağa rağbet umumileşmedikçe gaflet ve gafletten doğacak felaket azalamaz. (MUSTAFA KEMAL ATATÜRK)


1 5 1
2012-12-08T12:04:59+02:00

Okumak, doğduğu andan itibaren birçok eğitim süreci geçiren insan için en kolay ve en etkili öğrenme yoludur. Sahip oldukları bilgilerin %60’ını bu yolu kullanarak edinen gelişmiş ülke toplumları, günümüzde daha fazla okuma alışkanlığına sahip olmanın sağladığı avantajları her alanda yaşamaktadırlar. 

0