Soru

elifnurerdem06 kullanıcısının avatarı

Hz. Muhammed'in (s.a.v) doğduğu çevrenin özellikleri nelerdir? alakasız saçma şeyler yazanı şikayet ederim acıllllll

gönderen Elifnurerdem06

Daha fazla açıklamaya mı ihtiyacın var? Sor!

Bu soruyu Elifnurerdem06 kullanıcısına sor...

Cevaplar

Cevaplar

yusufcan123 kullanıcısının avatarı
Yusufcan123 cevapladı

Peygamberimiz(as) Arabistan
Yarımadası’ndaki Mekke şehrinde doğmuştur. Arabistan; Asya ve Afrika
kıtalarının birleştiği yerde, 3 tarafı denizlerle çevrili bir yarımadadır. Yer
şekilleri dağlar, vadiler, geniş çöller ve çöllere hayat veren vahalardan oluşur.
Arabistan’da coğrafi şartlar ve iklim özellikleri sebebiyle hayat oldukça
zorludur.


Arap
Yarımadası kurak bir iklime sahiptir. Yarımadanın genelinde yazlar çok sıcak ve
yağışsız geçer. Bu nedenle yarımadada kurak iklime dayanıklı bitkiler yetişir. Akarsu
yataklarında da çoğu zaman su bulunmaz. 


Arabistan’da
İslâm gelmeden önce birçok devlet kurulmuştu. Hepsi de farklı Arap
kabilelerinin kurduğu devletlerdi. Bunun yanında yerleşik hayata geçemeyen;
mevsimlere, iklim şartlarına göre yer değiştiren kabileler de vardı. Güç
şartlarda hayatlarını sürdürmek ancak kabile içindeki yardımlaşmayla mümkündü.
Kabilelerde birlik kan bağına dayanıyordu. İçlerinden birine yapılan saldırı
kabileye yapılmış kabul ediliyor, kabilenin haklı veya haksız olmasına aldırmadan
intikam peşinde koşuluyordu. Kabileler arasında çıkan savaşların çoğu bu
yüzdendi. 


Yarımadanın
büyük çoğunluğunu Araplar oluşturuyordu. Bunun yanı sıra Arabistan’a farklı
zamanlarda gelerek yerleşen bazı Yahudi kabileleri de bulunuyordu. Bu iki grubun
dışında esir ve köle olarak getirilen farklı milletlerden insanlar da vardı. 



Ticaret,
yarımadanın en önemli geçim kaynağıydı. Birçok yere kervanlar gidip gelirdi.
Şam-Yemen ticaret yolu o bölgedeki en işlek olanıydı. Peygamberimizin (as)
doğduğu Mekke şehri de bu yol üzerindeydi. 


Yarımadanın
en önemli merkezlerinden olan Mekke, Araplar için haccı ve ticareti
simgeliyordu. Araplar hac için Mekke’ye gelerek Kâbe’yi tavaf ediyorlar,
inandıkları putları ziyaret ediyorlardı. Hz. İbrahim’den (as) itibaren
Araplarda da tek ilah inancı vardı. Zaman geçtikçe Allah’a yakınlaşmak amacıyla
yaptıkları putlara tapmaya başladılar. Her şeyi putlardan istiyorlar, onlara
kurbanlar kesip dualar ediyorlardı. Böylece ilahi kaynaklı dinden tamamen
uzaklaşmış, yanlış yollara sapmış oldular.


Ahrete
inanmıyorlar, bu yüzden de hiçbir kötülüğü yapmaktan kaçınmıyorlardı. Kız
çocuklarını diri diri toprağa gömüyor, içki içiyor, kumar oynuyorlardı.
İnsanları kaçırıp esir olarak satıyorlar, sürekli birbirleriyle savaşarak kan
döküyorlardı. 


Mekke
ayrıca bir panayır merkeziydi. Mekke’de yılın çeşitli vakitlerinde panayırlar
düzenlenirdi. Yarımadanın dört bir tarafından Araplar bu panayıra gelirler,
burada alışveriş yaparlar, şiir yarışmaları düzenleyerek yeteneklerini
sergilerlerdi. Beğenilen şiirler Kâbe’nin duvarlarına asılırdı. O dönemlerde
Araplarda okuma yazma bilenlerin sayısı çok düşüktü. 


Arapların
arasında sayıca az da olsa Hz. İbrahim’in (as) dinine göre yaşayanlar vardı.Hanif
adı verilen bu kimseler Allah’a inanıyorlar, putlara tapmıyorlar, yalnız
Allah’a ibadet ederek ve kötülüklerden uzak durarak yaşamlarını
sürdürüyorlardı.

  • Yorumlar
  • Şikayetim var!
  • Teşekkürler (9)
  • oy ver Seviye: 4, Oylar: 15

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...