Cevaplar

2012-12-08T16:15:48+02:00

http://www.sadakat.net/fkh-koeesi/1219-slam-etmn-keyfyet-ve-lmlern-tasnf.html     

0
2012-12-08T16:16:27+02:00

 

Bilim mantıksal ve metadolojik olarak tutar­lı bir önermeler yığını olarak tanımlanabilir. Bilim, iç bağlantılarla kendi aralannda birbiri­ne bağlı olan bir önermeler sistemidir. Sınıf­landırma ise konular ve kavramları sistemli olarak bölümleme ve sıraya koyma işlemidir. Bilimlerin sınıflandırılması, bilimleri belli açı­lardan hareketle tasnif etmektir; konulan, amaçlan, yararlan, sadelik veya karmaşıklıkla­rı, edinme yollan vb. dikkate alınarak bilimler sınıflandırılmıştır. Sınıflandırmada, belli ortak belirtileri olan tek tek nesneler öbeği hali­ne koyma, canlıları, cinsten başlayarak alt bö­lümlere ve Öbeklere ayırma, insan toplumunu-ortak bir kültür ve hayat düzeyi olan bireyler topluluğu şeklinde öbeklere bölme, aynı eko­nomik şartlar ve ilişkilerle birbirine bağlı olan topluluk ve tabakalara ayırmak sözkonusudur.

Bilimler konuları, yöntemleri, görüş açılan vb. bakımından birbirlerinden ayrılmakta, hat­ta uzlaşmaları mümkün olmayacak farklılıkla­rı ortaya koymaktadırlar. Bilimler arasında na­sıl, ne gibi bir sıra ve düzen bulunduğu husu­su, üzerinde durulması gereken önemli bir ko­nudur. Bilimler gelişerek birbirlerinden ayrıl­maya başladıktan, birer özel bütün halinde or­taya çıktıktan sonra, bilim adamları bunları sı­nıflara ayırmak, bir tasnif ve düzene tabi tut­mak ihtiyacını duymuşlardır. Bilim dalları ar­tıp karmaşıklaştıkça ve alt-dallara bölünmeler Çoğaldıkça bilimleri sınıflamakta zorlaşmıştır.

Bilimlerin sınıflandırılması konusunda orta­ya atılan ayrımlar iki bölümde sıralanabilir:

 a) Keyfi sınıflandırma: Keyfi olarak (rastgele) se­çilmiş, bir takım ayırdedİcİ vasıflara dayalı ve ancak herşeyi yerli yerinde bulmak amacına yönelik olan sınıflandırmadır;

 b) Tabii sınıf­landırma: Aralarında en fazla doğal benzerlik bulunan nesneleri karşılaştırmak ve bu yön­temle bir takım kanunların keşfedilmesine yol açmak amacına dayalı sınıflandırmadır.

Bilim, yalnızca zihin için bir ışık değil, aynı zamanda irade için de bir güçtür. Bilimin teo­rik işlevi olayları açıklamaktan ibarettir. Buna karşın, onun pratik yanı, varlıkları ve olayları ihtiyaçlarımıza göre değiştirebilmemiz için do­ğaya karşı iktidarımızı artırmaktan ibarettir. Bu açıdan Bacon'ın ifadesiyle "bilmek, mukte­dir olmaktır" denebilir.

Buna göre özel bir bilimi, "belirli bîr nesne ile ilgili kesin, genel ve metotlu bilgilerin top­lamıdır" diye tanımlayabiliriz. Hemen ilave et­mek gerekir ki, evren, çeşitli parçalan bir ne­denler ve İlkeler hiyerarşisi (sıralaması) bulu­nan bir bağlantı biçimiyle uyumlu bir düzen­dir. Bu durumda evrenin çeşitli parçalarını araştıran çeşitli bilimler arasında da bir sıralamanın bulunması gerekir. Onların hepsini, özel bilimleri ayırd ederken bu parçaları bir­leştiren bağa riayet etmek ve onların bağlantı ve ilişkilerini göstermek gerekir. Yani, onları sıralamak ve sınıflandırmak gerekir.

Aristoteles bilimleri tasnif eden ilk filozof­tur. Aslında Aristoteles yaklaşık M.Ö.V.bin-lerden itibaren oluşmaya başlayan Mezopo­tamya ve Mısır bilim ve tekniğinden intikal eden bilgileri rasyonelteştİrmekte büyük emekleri bulunan, kendi çabalarıyla buna ye­ni, özgür bilgiler de katan İyonya filozofları­nın bilim ve felsefelerini uyumlu bir bütün ha­linde bir arada değerlendirir. Temel bilim ola­rak da felsefenin varlığını ölçü alır; felsefenin konusu ise, eşyanın zamanla değişen mahiyeti­ni araştırmadır. Felsefe, bilimleri yöneldikleri amaç açısından ve Teorik, Pratik ve Poetik ilimler olarak üç kısma ayırmıştır. Teorik bi­limler, hakikati seyretmekle yetinirler. Bunlar matematik, fizik ve ilk felsefe (metafizik)den ibarettir. Pratik bilimler, eylemlerimizi yönet­mesi gereken kuralları belirler. Poetik (şiire ait) bilimler harici eserler yapma yeteneği ka­zandıran araçları gösterirler. Bunlar, poetik (şiir), retorik (iyi konuşma sanatı) ve diyalek­tiktir. Aristoteles'in bu ayrımını şu şekilde açıklayabiliriz: Bilim, varlıklarından bilgi edin­diğimiz birçok olayları ve değişimleri özel te­meller üzerinde tertiplenmiş ve sınıflandırıl­mış olarak kavramayı mümkün kılar; olaylar ile değişimlerin kanunların ilkelerini bulmada yararlı olur. Fakat her bilim ancak kendi konu­suyla veya alanıyla ilgilidir; her bilim olayları kendine özgü tertip ve ayrım sınırları içinde al­gılar. Dolayısıyla evrenin külli olarak kavran­masında belli ve genel bir düşünce ileri sürme imkanı bulamaz. Fakat insan yapısı gereği ev­renin bütünü üzerinde düşünür. Bilimlerin sağladığı bilgileri, birleştirme eğilimi ve teces­süsünü gösterir ki, buna cevabı felsefe verme­ye çalışır. Metafizik olarak nitelendirilen bilgi alanı budur.

Aristoteles'in üçlü ayrımının Stoacılar tara­fından da benimsendiğini görüyoruz. Onlar da bilimi üçe ayırırlar: a) Fizik, b) Etik, c) Mantık. Ancak Stoacılar bu üç bilimi birbirine bağlayan temel üzerinde ısrarla dururlar. Çünkü bunlardan herhangi biri tek başına bü­tünlüğü veya yetkinliği gerçekleştiremez. Baş­ka söyleyişle "bütün bilimler bir bahçeye ben­zetilebilir" ki, mantık bu bahçeyi dış etkiler­den ve saldırılardan koruyan duvardır; fizik asıl verimli toprak, yani madde; yetişen meyve­ler de Etik'tir.

 

0