Cevaplar

2012-10-01T14:09:45+03:00

denize düşen yılana sarılır

Dönem II.Mahmut dönemi ve Kavalalı Mehmet Paşa Mısır Valisi dir.
Kendine aşırı güvenen Kavalalı Mehmet Paşa nın amacı
önce Suriye ,ardında Osmanlı yı ele geçirmektir .
Oğlu İbrahim Paşa ,Suriyeyi ele geçirmiş Osmanlının yolladığı gücüde yenmişti.
İstanbula doğru yola çıkmıştı.
II. Mahmut ,ordunun o an için bunlarla başedebilecek vaziyette olmadığından 
Ruslarda yardım isteme taraftarıdır. Rus çarı Nikoladan yardım ister.
Bir Osmanlı sultanın Ruslardan yardım istemesi yadırganır.
Bir takım vezirler ‘’bu nasıl işdür?’’ diye mırıldanınca,
Sultan Mahmut Ne yapalım? Düştük denize sarılırız yılana der.

 
0
  • Eodev Kullanıcısı
2012-10-01T14:10:11+03:00

Yalancının mumu yatsıya kadar yanar! Çok güzel yaz derim :D

 

 

İstanbul’daki Fatih medreselerinde, uzun zaman önce, çok sıkı bir eğitim alan talebeler kalırdı. Medresenin her odasında üç dört talebe bir arada yaşar, ders çalışır, ezber yapar, yemek yer ve yatar uyurdu. Dersleri çok ağır olduğu için, gündüzler yetmez, çoğu vakit gecenin ileri saatlerine kadar kitap okur, ezber yaparlardı. Tabii, şimdiki gibi elektirik olmadığı için, odaların aydınlanması mumlar ile yapılırdı. Talebeler kendilerine verilen burslardan kenara mum parası ayırırlar ve aralarından bir tanesine bu paraları vererek, mum almaya gönderirlerdi. Gece yanacak mumları temin etme işi, böylece nöbetleşe yapılırdı. Bu talebelerden bir tanesi, çok açıkgöz biriydi. Yana yana eriyen mumların eriyiklerini toplar, tekrar eritir ve onlardan uyduruk mumlar yapardı.

Sonra da kendisine yeni mum almak için verilen parayı iç eder, bu kendi imalatı uyduruk mumları yeni diye arkadaşlarına dağıtırdı. Fakat bu kurnazın önde gideninin aldığı mumlar yepisyeni mumlar gibi uzun ömürlü olmaz, yatsı namazı vaktine kadar ya yanar, ya yanmaz tükenirdi. Odadaki öteki talebeler, bir iki tecrübeden sonra işi anladılar. Günün birinde, aralarında anlaştılar ve bu kurnaz mollayı köşeye sıkıştırıp bir güzel hesap sordular.

“Biz sana aramızda mum parası toplayıp vermiyor muyuz?”

“Veriyorsunuz elbet”

“Peki sen bize neden böyle uyduruk mumlar getiriyorsun?”

“Nesi uyduruk imiş mumların!”

“İnsafsız! Bizim mumcudan aldığımz mumlar, sabaha kadar yanar iken, seninkiler çok tez bitiyor!”

“Canım ben ne yapayım, demek ki zalim mumcu mumları küçültmüş”

Bu pişkinlik karşısından içlerinden biri dayanamadı ve:

“Hadi ordan, seni yalancı!” dedi. “Artık iş açığa çıktı. Çünkü yalancının mumu yatsıya kadar yanar!”

Bu söz öteki talebelerin o kadar hoşuna gitti ki dillerine doladılar. Böyle böyle insanlar arasında yayıldı.

Atasözünün anlamı: Kimse bir yalanı uzun süre söyleyemez. Söylesede, bir süre sonra yalan açığa çıkar, artık ona kimse inanmaz.

0