Cevaplar

2012-12-08T17:45:07+02:00

Peygamberimiz Allahtan aldığı vahyi insanlara tebliğ ederken bir çok zorlukla karşılaşmıştır. İtilmiş, horlanmış, açlıkla karşılaşmış ama yılmamıştır. Tüm olumsuzluklara rağmen İslam’ı tebliğ etmeye devam etmiştir. Çünkü şartlar ne olursa olsun Peygamberlerin görevi insanları Allah’a iman etmeye ve emirlerini yerine getirmeye davet etmektir. Hz. Peygamber de bu görevini hiç aksatmadan tüm çilelere rağmen yerine getirmiştir. Her karşılaştığı kişiyi küçük büyük çoluk çocuk kadın erkek genç ihtiyar demeden Allaha itaat etmeye çağırmıştır.

Peygamberimizin Peygamberliğinin 10. yılında hac mevsiminde Medine’den Mekke’ye gelen 6 kişi Peygamberimizle görüşmüşler ve İslam dinini kabul etmişlerdir. Bu altı kişi memleketleri olan Medine’ye döndüklerinde Hz. Muhammed’den öğrendiklerini kendi etrafında bulunan kimselere anlatmışlar ve onların da Müslüman olmalarını sağlamışlardır. Bir sonraki yıl Medine’den 12 kişi Mekke’ye gelerek peygamberimize biat etmişler ve O’na itaat edip yardım edeceklerine söz vermişlerdir. Bir sonraki yıl da ikisi kadın 75 kişi Medine’den Mekke’ye gelmiş Peygamberimizle görüşmüş ve Peygamberimizi Medine’ye hicret etmeye davet etmişlerdir. Peygamberimiz onlara, Medine’ye hicret etmesi halinde kendisini koruyup koruyamayacaklarını sormuş, onlar da kendi aile ve çocukları gibi Peygamberimizi koruyacaklarını bildirmişlerdir. Peygamberimizi korumalarına karşılık ve O’nu korurken ölüm vaki olması halinde karşılığının ne olduğunu Peygamberimize sormuşlar, karşılığının Cennet olduğunu öğrendiklerinde de peygamberimize biat etmişlerdir.

Bir müddet sonra Müslümanlar guruplar halinde Medine’ye göç etmeye başlamıştır. Peygamberimizden 15 gün önce Hz. Ömer Mekke’den Medine’ye göç etmiş ve göç ederken de açık bir şekilde ortaya çıkarak, karısını dul, çocuklarını yetim bırakmak isteyen peşime gelsin, ben dinimi rahat yaşayabilmek ve Allaha rahat ibadet edebilmek için memleketim olan Mekke’den ayrılıyor ve Medine’ye göç ediyorum demiştir. Hz. Ömer’in göç etmesinden sonra Hz. Ebu Bekir’in canı sıkılmış, bizler ne zaman hicret edeceğiz diye Peygamberimize sormuştur. Peygamberimiz de Allah sana bir dost nasip eder, acele etme diyerek, hicreti kendisiyle birlikte yapabileceğinin işaretlerini vermiştir. Nihayet Yüce Allah tarafından Peygamberimize hicret izni verilmiş, Peygamberimiz de Hz. Ebu Bekir’e hazır olmasını ve bir iki gün içerisinde yolculuğa çıkacaklarını müjdelemiştir. Hz Ebu Bekir bu müjdeyi duyunca birkaç aydan beri hicret yolculuğu için beslediği iki devesinden birisini Peygamberimize vermek istemiş, Peygamberimiz de devenin parasını almak suretiyle ancak bu teklifi kabul edeceğini bildirmiştir. Devenin parasını ödeyerek kendisinin yolculuğu için deveyi binek olarak kullanmıştır.

Peygamberimiz stratejik bir kararla Medine’ye doğru yola çıkmamış tam tersine güney’de bulunan sevr dağı istikametine doğru gitmiş ve sevr dağının tepesinde bulunan sevr mağrasında arkadaşı ve sadık dostu olan Hz Ebu Bekir’le üç gün saklanmıştır. Kendilerini takip eden müşrikler mağranın önlerine kadar gelmişler ama Allah sevdiği kullarını ve Peygamberini müşriklerden korumuştur. Üç gün mağarada kalan Peygamberimiz 14 günlük yolculuktan sonra Medineye ulaşmıştır.

Hicret, İslam tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır. Anlam ve önemi büyüktür. Bu gün için alacağımız mesaj beyinsel hicrettir. İnsanların kendilerini yenilemesi gerektiğidir. Tebdili mekanda fayda olduğunu kabul etmektir. Hicret cehaletten ilme ve irfana koşmaktır. Hicret, kaynaşmaktır, paylaşmaktır, kardeşliktir. Bu gün o anlayışa her zamankinden çok daha fazla ihtiyaç vardır.

3 2 3
En İyi Cevap!
2012-12-08T17:45:19+02:00

Mekkeliler tarafından Müslümanlara yapılan işkence zulum vs.

İslamiyeti yayma düşüncesi

5 5 5