Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2012-12-08T18:41:31+02:00
C - KANT,  MARKS VE HEGEL’İN KARŞILAŞTIRMALI TARİH FELSEFELERİ 

 

Fransız Devrimi sürecini canlı izleyen Kant da öteki çağdaşı düşünürleri gibi tarihi konu edinir. Bu ilgi 19.Yüzyılda da artarak sürer. Denilebilir ki 19.Yüzyıl tarihin bir bilim olarak gelişmesinin yüzyılıdır. Kant tarihi mekanik zorunlulukların ya da rastlantısal kaosun alanı olarak görmez. Zorunlulukların alanı olan doğadan ayırır ve tarihi, içinde özgürlüğün temel ilke olduğu bir gereklilik dünyası olarak belirler. Ayrıca tarihte insanlığın zaman içindeki  gelişme sürecinde, gerçekleşmesi gereken ahlaksal bir düşünce bulur. Bu bakış,  tarihin bir amacı, yaşananların da bir anlamı olacağına işaret eder.[1] Böylece Kant tarihte düzenli bir gidişin bulunabileceği umudunu taşır. Tek tek kişilerde karmaşık ve kuralsız olarak göze çarpan bu gidiş, belki de insan soyunun bütününde ana yeteneklerin yavaş ama sürekli bir gelişmesi diye anlaşılabilir. Tek tek kişiler, giderek bütün uluslar kendi ereklerinin ardından koşarken, doğanın bilmedikleri bir amacına yardım ettiklerini düşünemeyebilirler. Bu açıdan bütün insanların sözleşilmiş bir plana göre davrandıklarını ve tarihin bir plan içinde gerçekleştiğini kabul etmek zordur. Hatta dikkatli bakıldığında usa uygun olmayan, anlamsız ve hatta insanın duygularını zorlayacak birçok olayı görmek pek olasıdır.  Fakat insanlar hayvanlar gibi yalnızca içgüdülerine bağlı olmadıklarından, düşünen varlıklar olduklarından ve ussal düşünebildiklerinden Kant, insanların kendileri böyle yüce bir amacın bilincine varmamış olsalar bile doğanın bu bütünde bir amacının olabileceğini varsayar. Hatta tarihin usa aykırı yanlarının da doğanın gizli amacına hizmet edebileceğini varsayar. Böylece Kant, kendilerinin bir planı olmayan varlıkların, doğanın bir planına göre olan tarihini ve böyle bir tarihin özünü araştırmayı dener. Bu konudaki düşüncelerini, “Dünya Yurttaşlığı Bakımından Bir Genel Tarih Üzerine Düşünceler” adlı makalesinde dile getirir.

 

1 3 1
2012-12-08T18:42:38+02:00

Fransız Devrimi sürecini canlı izleyen Kant da öteki çağdaşı düşünürleri gibi tarihi konu edinir. Bu ilgi 19.Yüzyılda da artarak sürer. Denilebilir ki 19.Yüzyıl tarihin bir bilim olarak gelişmesinin yüzyılıdır. Kant tarihi mekanik zorunlulukların ya da rastlantısal kaosun alanı olarak görmez. Zorunlulukların alanı olan doğadan ayırır ve tarihi, içinde özgürlüğün temel ilke olduğu bir gereklilik dünyası olarak belirler. Ayrıca tarihte insanlığın zaman içindeki  gelişme sürecinde, gerçekleşmesi gereken ahlaksal bir düşünce bulur. Bu bakış,  tarihin bir amacı, yaşananların da bir anlamı olacağına işaret eder.[1] Böylece Kant tarihte düzenli bir gidişin bulunabileceği umudunu taşır. Tek tek kişilerde karmaşık ve kuralsız olarak göze çarpan bu gidiş, belki de insan soyunun bütününde ana yeteneklerin yavaş ama sürekli bir gelişmesi diye anlaşılabilir. Tek tek kişiler, giderek bütün uluslar kendi ereklerinin ardından koşarken, doğanın bilmedikleri bir amacına yardım ettiklerini düşünemeyebilirler. Bu açıdan bütün insanların sözleşilmiş bir plana göre davrandıklarını ve tarihin bir plan içinde gerçekleştiğini kabul etmek zordur. Hatta dikkatli bakıldığında usa uygun olmayan, anlamsız ve hatta insanın duygularını zorlayacak birçok olayı görmek pek olasıdır.  Fakat insanlar hayvanlar gibi yalnızca içgüdülerine bağlı olmadıklarından, düşünen varlıklar olduklarından ve ussal düşünebildiklerinden Kant, insanların kendileri böyle yüce bir amacın bilincine varmamış olsalar bile doğanın bu bütünde bir amacının olabileceğini varsayar. Hatta tarihin usa aykırı yanlarının da doğanın gizli amacına hizmet edebileceğini varsayar. Böylece Kant, kendilerinin bir planı olmayan varlıkların, doğanın bir planına göre olan tarihini ve böyle bir tarihin özünü araştırmayı dener. Bu konudaki düşüncelerini, “Dünya Yurttaşlığı Bakımından Bir Genel Tarih Üzerine Düşünceler” adlı makalesinde dile getirir.

0