×

ÖDEVİNE ÜCRETSİZ YARDIM AL!

NEDEN EODEV'E KATILMALIYIM?

  • Derslerin hakkında sorular sor
  • Açıklayıcı çözümlerle daha iyi öğren
  • Benzer ödevlere göz at

Cevaplar

2016-05-27T06:40:14+00:00
Galiba, Atatürk’ün askeri bir kişilik olarak ortaya çıkması adeta kaçınılmaz olmuş. Sanırım, bu Türk Milleti için bir şanstı. Zira Atatürk’ün askeri kişiliği sayesinde, askeri alandaki düşünce, karar ve uygulamaları hep bir bütün oluşturmuştur. Bu bütün içersinde savaş alanlarında öylesine hayati dört emir vermiştir ki Kurtuluş Savaşının kazanılmasını, dolayısıyla Türk bağımsızlığının muhafazasını sağlamıştır. Bu dört emir ile şartlar ve ihtiyaçlara göre verdiği doğru kararları uygulamıştır. —Gazi Mustafa Kemal 25 Nisan 1915 günü Conkbayırı’nda askerlerine “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” emrini vererek Çanakkale savunmasının ruhunu teşkil etmiştir. Askerinin mücadele ruhunu yücelterek şekillendirebilen bir asker büyük asker olmuyor mu? Askerlerine böyle bir emir verebilen başka bir komutan hatırlamıyorum. — Gazi M. Kemal Kütahya-Eskişehir muharebelerinden sonra 18 Temmuz 1921’de İsmet Paşanın Karacahisar’daki ordugâhına giderek “Orduyu Eskişehir’in kuzey ve güneyinde toparladıktan sonra, düşman ordusuyla aramızda büyük bir açıklık bırakmak gerekir ki, orduyu derleyip toparlamak ve güçlendirmek mümkün olabilsin. Bunun için Sakarya’nın doğusuna kadar çekilmek yerindedir” emrini vermiştir. Uygun hareketler yaparak ordunun gücünü toplamasını ve Yunan ordusunun durdurulup etkisiz hale gelmesini sağlayan Atatürk “Askerliğin gereğini kararsızlığa düşmeden uygulayalım, başka türden sakıncalara karşı koyabiliriz” diyerek bu emrinin gerekçesini açıklamıştır. —“Hattı müdafaa değil sathı müdafaa vardır. O satıh vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça terk olunamaz.” Kütahya-Eskişehir muhaberelerinde geri çekilme durumunda kalan ordumuzun daha gerilere çekilmesini önlemek ve mevzi savunmasını güçlendirmek, askerlerin mücadele azim ve iradesini kuvvetlendirmek, motive etmek için bu emri tam zamanında vermiştir. Vatanın her karışının savunulmasını emretmiş, ordu ile birlikte tüm millet bunu harfiyen uygulayarak Kurtuluş Savaşı’nda başarıya ulaşılmıştır. —“Ordular, İlk hedefiniz Akdenizdir, İleri!” 26 Ağustos 1922’de başlayan Afyon-Dumlupınar taarruzu, 30 Ağustos Başkumandanlık Meydan Muharebesi ile kesin sonuca ulaşılması ile birlikte düşman yenilgiye uğratılmış ve süratle geriye çekilmeye başlamıştı. Düşmanın tekrar toplanmasını ve bir hatta tutunmasını önlemek, ateşkes oluncaya kadar Misak-ı Milli sınırlarının bir an önce tesisi için süratle harekatı tamamlamak gerekiyordu. Bu emir aslında kurtuluşumuzu perçinleyen, orduyu sadece tek çıkışı olan bir zafer tüneline sokmuştur. Bu doğru karar ve emirleri ancak büyük askerlerin verdiğini tarih göstermiştir. Türk milleti olarak biz ne şanslıyız ki, Gazi Mustafa Kemal gibi büyük bir askere sahip olmuşuz. Onun askeri kişiliği sayesinde şanlı zaferlerimizi tarihimize kazandırmışız. Büyük Asker Gazi’nin kararları, emirleri ve emirlerini uygulatması Türk Ordusuna öyle başarı kazandırmıştır ki esaret altındaki diğer dünya ülkelerine örnek olmuş, “Üçüncü Dünyada Kurtuluş Savaşları” döneminin başlayarak Üçüncü Dünya Ülkelerinin doğuşuna öncü olmuştur. Atatürk’ü hayranlık duyacak kadar büyük asker yapan pek çok özelliği bulunmaktadır. Gazi Mustafa Kemal üstün asker meziyetleriyle Sakarya meydan muharebesini çok üstün güce sahip düşmana karşı kazanmayı bilmiş ve bu zaferle Türk Ulusunun geleceğini güvenceye almıştır. Atatürk “Hiçbir zafer amaç değildir. Zafer, ancak daha büyük bir amacı elde etmek için belli başlı bir araçtır. Amaç, düşüncedir. Zafer, bir düşüncenin elde edilişine hizmet ettiği oranda değer ifade eder” demektedir. Onun düşüncesi bağımsız Türkiye Cumhuriyetidir. Atatürk, bir komutanda olması gereken tüm ana niteliklere sahipti. Askerlik mesleği ile ilgili konularda bilgi ve deneyime sahipti. Bilgili ve muharebelerde kazandığı tecrübelerle insiyatif sahibi bir asker, bir komutan olmuştu. Cesurca karar alır, bunu soğukkanlılıkla uygulardı. Doğanın ona bahşettiği “Üstün bir seziş gücü” vardı. Bu özellik ona etkin bir öngörülülük ve başarılı olmayı sağlıyordu. Yaratıcı zekasıyla birçok sorunu, bunalımı veya imkansızlığı bertaraf edebiliyordu. Gazi’nin askeri kişiliğinin en belirgin yönlerinden biri de “Bir hesap adamı” idi. Ata “En büyük askerlik şudur; çeşitli varsayımları çok iyi hesap etmeli, en iyi görüneni gecikmeden uygulamalı. Askeri plan, isteğe göre değil, hesaba dayanarak yapılmalıdır” demektedir. Planlamada, ordunun gerçek gücünü göz önüne alırdı. Gerçekçi hesap yapardı. Onun doğru, isabetli ve hassas hesaplamaları, büyük imkansızlıklarla yapılan Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasına önemli katkı sağlamıştır. Atatürk, uzak görüşlülüğü sayesinde aynı zamanda dünyanın sayılı stratejistlerinden biriydi. Harp alanında strateji yaratmakla birlikte, siyasetle harbi de bağdaştırabilmiştir. Gazi Mustafa Kemal, ulusu için öylesine itici bir güç olan askerdi ki Kurtuluş Savaşı’nda Türk Ordu’sunu yoktan var etti. Türk ulusunu, bağımsızlığı için tek yürek olacak şekilde motive ederek ulusun içinden kendisine inana ordusunu yaratmıştır. O, Napolyon’un ordu için mutlaka para olması gerektiği sözünü hatırlatanlara sert bir üslupla, “Ben paramıza göre ordu bulunduralım fikrini kabul etmem. Para vardır ordu yaparız, para bitti ordu dağılsın. Benim böyle bir sorunum yoktur. Para olsun veya olmasın ordu olacaktır” der. Zira o, Türk Ordusunu Türk birlik ve beraberliğinin bir sembolü olarak görür. Ulus orduda kutsal görev yapmak üzere bir araya gelirler ve ülke savunması için ortak bir paydada buluşurlar. Atatürk, Türk ordusun bir ferdi olarak bunu şu sözleriyle tarif etmektedir. “Ordumuz, Türk birliğinin, Türk kudret ve kabiliyetinin, Türk vatanseverliliğinin çelikleşmiş bir hayalidir” demektedir. Atatürk’ün askeri yönü ile ilgili yapılan araştırmalarda ortaya çıkan en önemli sonuçlardan birisi de şudur: “Atatürk, yenilgi tanımayan bir askerdir.” İmparatorluktan Kurtuluş Savaşı sonuna kadar 20’ye yakın cephede ve 14 yıl devamlı olarak askeri harekata katılmış, savaşlar yönetmiş diğer bir deyişle harp ve muharebeleri yaşamıştır. Ancak, bu zaman içersinde hiç yenilgi görmemiştir. Bu bir asker ve komutan için çok önemli bir özelliktir. Onun bu yenilmezliği Türk ulusunun ona olan güveni, inanmışlığı, itaati ve desteği sağlamıştır. Dünyada kaç asker vardır ki ulusu üzerinde böyle bir etki yapabilsin. Atatürk, asker bir düşünce adamıydı aynı zamanda. Bu özelliği onu ayrıca önemli yapıyordu. Savaşmaktan öte, ordunun Türk ulusu için tüm görevlerinin neler olması gerektiğini belirleyebilecek kadar düşünebilen ve bunu hayata geçirebilen bir askeri kişiliğe sahipti. Türk ordusuna öylesine görevler biçmiştir ki, adeta Türkiye Cumhuriyeti var oluşu ve muhafazasının teminatıdır. Ona göre “Türk orduları muharebe meydanlarının ufuklarında yükselen zafer güneşi, Türk milletinin yüksek fazilet ve moralinin görünümüdür. Türk topraklarının ve Türkiye idrakini gerçekleştirmek için harcamakta olduğumuz sistemli çalışmaların yenilmesi imkansız teminatıdır”. Atatürk Türk ordusunu iyi tanıyan bir komutan olduğundan onun neler yapabileceğini çok iyi bildiğinden Türk ordusuna böyle bir görev vermiştir. Ve bu görev halen devam etmektedir. Türk ulusunun varlığının olmazsa olmaz bir teminatıdır. Bu, yaşadığımız coğrafyada gerek içte gerekse etrafımızda ülkemize yönelik tehlikeler karşısında kendini teyit etmektedir. Atatürk “Memleketin umumi hayatında orduyu siyasetten ayırmak prensibi, Cumhuriyetin daima göz önünde tuttuğu bir temel noktadır” diyerek ordunun siyasetten ayrı kalması gerektiğini vurgulamıştır. Zira ona göre “Bir ordunun cevheri ne olursa olsun, siyasete karışırsa, birlikte hareket ve savaşma yeteneğini temelinden kaybeder”. Atatürkçü düşünce sisteminde de, ordunun siyaset dışında kalması ve siyasete karışmaması, karıştırılmaması gerektiğinin altı çizilmektedir. Bana göre bu görev, Atatürk’ün demokrasiye olan inancı ve demokratik bir ülkeye sahip olunması gerektiğini vurgulaması olarak değerlendirilmelidir. Atatürk, milletine inanan, onunla neler başarabileceğini iyi gören ve onu çok iyi tanıyan bir askerdi. Milli mücadeleye başlarken ulusunu çok iyi analiz etmiş ve hedeflerini ona göre belirlemiştir. Aşağıda yer alan anekdot sanırım Atatürk’ün Türk ulusuna olan güvenini ispatlıyor. “Bu Milletle Neler Yapılmaz” İyi dersler kardeşim...
2
5 2
2016-05-27T07:58:43+00:00
Ishal ülser gastrit bronşit reflü anemi nezle kabızlık grip
0
0 0
Beyin
  • Beyin
  • YARDIMCI
Cevaptan emin değil misin?
EODEVLE DAHA FAZLA ÖĞREN!
Ödevlerinde zorlanıyor musun?
Ücretsiz yardım iste!
  • Soruların %80'i 10 dakika içerisinde yanıt alır
  • Sadece cevaplar vermeyiz,aynı zamanda açıklarız da
  • Kalite uzmanlarımız tarafından denetlenir