Cevaplar

2012-12-09T17:39:51+02:00

Bir yedek subayın anıları

ben okudum

Bu kitapta, Mülkiye Mektebi mezunu bir gencin Birinci Dünya Savaşı yıllarında yaşadıkları anlatılıyor. Büyük bir bölümü cephede günü gününe tutulmuş notlardan oluşmaktadır.
Mülkiyeyi bitirdikten sonra Londraya giden yazar, büyük savaşın patlamak üzere olduğu günlerde İstanbula dönmüş ve gönüllü olarak Doğu Cephesinde savaşa katılmış gençlerden biridir. O yıllarda yüksek öğrenim gençliğinin önemli bir bölümü “Turan” idealine; daha doğrusu hayaline inanıyordu. Türk Ocağı Cemiyetinin, Türk Yurdu gibi yayınların etkisi altında kalan binlerce genç bu duygularla savaşa katıldı. Hayalleri, Türk ırkının yaşadığına inandıkları geniş bir coğrafyayı fethedip, büyük ideali gerçeleştirmekti. 600 yıllık ömrünün yüzde 61′ini savaşlarda geçirmiş imparatorluğun gün görmüş yaşlıları “Ham hayallerin peşinde koşuyorsunuz” dedilerse de, gerçeği görmek için savaşın sonu beklenecekti.
Savaş meydanlarında “cehalet ve ataklık kurbanı” olan o gençlerin göremediği gerçeği tarihler şöyle anlatır: Birinci Dünya Savaşına girilirken Doğu Cephesi, Türk ordusunun Kafkasyaya girmesi ve bazı Rus Kuvvetlerinin bu bölgede tutularak dolaylı yoldan Doğu Avrupadaki Alman-Rus cephesine yardım edilmesi düşüncesiyle açılan bir cepheydi. (Bu nedenle Almanların “Turan” idealinin yaygınlaşmasında rolü olduğunu ileri süren tarihçiler de vardır.)
Ne var ki olaylar, Türk tarafının düşüncesinin tam tersine gelişir. Kafkasya değil, Doğu Anadolu istilaya uğradı. 1914-1917 yılları arasında 240.000 kişi Doğu Cephesinde can verdi, 160.000 kişi sakat kaldı. Karadeniz sahili ve Doğu Anadolu halkının büyük bir bölümü yerlerinden yurtlarından koparıldı. Yüzbinlerce asker kaçağı büyük kentleri doldurdu; yolsuzluk, ahlaksızlık olağanüstü boyutlara ulaştı. Yazar bu süreçte küçük bir birliği komuta ederken yaşadıklarını aktarıyor. Kimi yerde alabildiğine duygusal bir tavır sergileyip, askerlik alt kültürünün etkisinde kalmasına rağmen, okurlara tarihi bir belge sunuyor.
Hatıraların devlet adamlarınki gibi siyasi tarafı hiç yoktur. Vatanın savunmasıyla başlayan, hayat mücadelesiyle biten, her sınıf halk arasında çeşitli işlerde geçmiş bir ömrün panoramasıdır.

0
2012-12-09T17:40:09+02:00

Geçenlerden Milliyet Gazetesi'ni aldım. Haberleri okuduktan sonra Neşe MESUTOĞLU' nun o gün yayımlanan bir Röportajı gözüme ilişti. Bu röportajda 1.Dürnya Savaşı'nda Esir Türk Askerlerini anlatıyordu. Ayrıca bu konulardaki belgeselin NTV akranlarında da gösterilmişti. Ben şahsen hepsini izleme olanağını bulamadım. CD'si muhakak vardır, elime geçerse bir daha baştan izleme imkanını bulacağım. Şimdi lafı uzatmadan bu kahraman esir Türk askerlerinin başlarından geçen bilinmeyen konuları Gazeteci Neşe Mesutoğlu'nun kaleminden  sizlerle bu köşemde birkez daha okumanız dileğiyle paylaşmak istiyorum. Esir Türkleri  rahmetle ve saygıyla anıyorum. Adı geçen yazıyı aynen aşağıya alıyorum, buyrun birlikte okuyalım:  

SAVAŞIN KARANLIK YÜZÜ: ESiR TÜRK ASKERLERi

 

‘Esaret Günlüğü- I. Dünya Savaşı’nda Türk Esirler’ isimli belgeselin yönetmeni Cem

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

kahramanlar” diyor

Gazeteciliğe ne zaman başladınız? 

Kuruluşundan altı ay sonra NTV’de çalışmaya başladım. 1996 yılıydı. Henüz Marmara Üniversitesi’nde öğrenciydim. Prodüktörlük, editörlük, yöneticilik yaptım. Bunların yanında belgesel hazırlıyordum. 2010’da ayrıldım. Kendi belgesel işlerimle ilgilendim. ‘Şimal Yıldızı’, son Kore gazileri üzerine sözlü tarih çalışmasıydı. O da NTV’de yayınlandı. Kitabı da NTV’den çıktı. Sonrasında TMC’yle anlaştık. Projenin yapımcılığını Mustafa Karahan üstlendi. Petline sponsor oldu. 

‘Esaret Günlüğü’ belgeseli nasıl doğdu? 

0