Cevaplar

2012-12-09T20:11:25+02:00
   ANTİK BİR KENT OLAN BEYDAĞ'IN TARİHÇESİ..

    Kaystros (Küçük Menderes) ırmağı, Kiraz İlçesi topraklarından doğar, hafif bir yay 
çizerek Beydağ'dan Ödemiş'e doğru uzanır. Eskiden beri suladığı ova onun adıyla 
anılmıştır. Mevsimine göre taşar, çevresini kaplar, iki kıyısını da yeşertir, bolluk 
getirir. Mart ayında tarımsal hareketlenme başlar.Toprak canlanır.

    Bu verimli ovanın kuzeyine, adı tarihte türlü mitolojik öykülere karışmış Tmolos
(Bozdağlar), güneyini ise Messogis(Aydın Dağları) çevirir.

    Ovanın belgelendirilen tarihi M.Ö.3000 de başlayan eski Tunç çağına kadar 
çıkmaktadır.Daha eski devirlere ait bilimsel çalışma yapılmadığından daha öncesi 
bilinmemektedir.

    Bölge sırasıyla Hititler, Frigler, Kimmerier ve Lidyalılar'ın egemenliğine girdi. 
M.Ö.546'da doğudan gelen Persler Lydia egemenliğine son verdiler. Yukarı Kaystros
vadisi M.Ö.334'de Mekodonya Kralı İskender'in eline geçti. Daha sonra birçok el 
değiştiren ova M.Ö.133'de Roma egemenliğine girdi. Bu dönemde parlak günler, 
depremler ve hastalıklar yaşandı. M.S.395'de Kilbianos ovası Bizans İmparatorluğu'nun 
Thracessien Theme'si içinde kaldı. Bizans'la birlikte M.S.IV. yüzyıldapeganizim inançları
yasaklanarak,Hıristiyanlık Kilbianos ovasındaki Pyrgion (Birgi), Koloe (Kiraz), Palaiopolis 
(Beydağ), Hypaipa (Günlüce), Nikaia gibi kentlerde piskoposluk kuruldu.

    Beydağ İlçesinin ne zaman ve kimler tarafından kurulduğunu bugüne kadar tam olarak saptanamamıştır. Ancak bu konuda yapılan çeşitli araştırmalardan Beydağ'ın
Bizanslar döneminde mevcut olduğu ve o zamanki isminin Palaiapolis olduğu anlaşılmaktadır. Palaiiapolis sözcüğü Yunancada Eskişehir anlamına gelmektedir. Şehrin
kelime anlamı bakımından Bizanslar döneminde de olduğu anlaşılmaktadır.

     Prof.WİLLİAM M.Ramsey'in "Anadolu Tarihi Coğrafyası" imli eserine göre, M.S.451 yılındaki Bizans Cholcedon Meclisi kayıtlarında şehrin ismi Palaiapolis olarak
geçmektedir. Yine aynı eserde Palaiapolis kentini kuranların Kilbia'lılar olabileceği belirtilmektedir. Ancak bu bilgi de kesin değildir.

     13.Yüzyıla kadar Bizanslılar'ın idaresinde kalan şehir daha sonra Türklerin hücumuna uğramış, önde Aydın Oğullarının,1426 yılından sonra da Osmanlı Devleti'nin
yönetimine girmiştir. Palaiapolis sözcüğü Türkler tarafından BALYAMBOLU şeklinde telaffuz edilmiştir.

     17.yüzyılda burayı ziyaret eden Evliya Çelebi seyahatnamesinde şu bilgileri vermiştir. "Burası Aydın toprağında 150 akçe şerif kazanır. Nahiyeleri yedi köydür. Bir 
kasabası, bağ ve bahçeli bir dağ eteğinde 300 evli, bir camili, bir han ve hamamlı, birkaç dükkanlı kasabadır. Haftada büyük bir pazarı olur. Pamuk ipliği, pamuk bezi ve 
dimisi meşhurdur. Biyan kökü çok olduğundan buraya Biyanbol adı verilmiştir."

     Balyambolu 19.yy ikinci yarısı ortalarında gelişmekte olan kazalardandır. 1982 yılı İsmail Cevit'in Salnamesinde Ödemiş kazasının güneydoğusunda, kuzeyinde Kales 
nahiyesi, doğusunda Eleşar kazası, güneyinde Nazilli kazası, batısında ise Ödemiş ile sınırlı olduğu 17 köyünün bulunduğu ve nüfusunun 5687 olduğu yazılıdır. İlçe daha 
sonraları güneyindeki dağlara izafeten BEYDAĞ adını almıştır.

     1867'de çıkarılan Vilayetler İdare Kanunuyla Keles, Balyambolu, Birgi Bucak durumuna getirilerek Ödemiş Kazasına bağlandı.

     15 Mayıs 1919'da İzmir' in Yunanlılarca işgali üzerine Ödemiş'te Kuvayı Milliye kuruldu. Hacı İlyas cephesin çökmesi ve 1 Haziran 1919'da Ödemiş'in işgali üzerine 
ovada efe, zeybekler ve halk yeni cepheler oluşturdu. Bozdağ, Kaymakçı, Çaylı, Köseler, Halkapınar, Beydağ, Bademli ve Mendegüme'de açılan cephelerle Yunanlılar'a 
bir yıla yakın kayıplar verdirildi. Zamanla bölgede cepheler dağıldı, Yunanlılar Beydağ'a kadar girdi. Gerilla tipi yıpratma muharebelerinin yerine düzenli ve disiplinli Türk 
Ordusunun muharebeleri aldı.

     30 Ağustos 1922'deki Büyük Zaferden sonra Yunanlılar 1 Eylülden başlayarak yöreyi terk ettiler ve 3 Eylül 1922'de de tamamen Ödemiş'ten ayrıldılar.

     04 Temmuz 1987 Tarihine kadar Ödemiş'e bağlı Bucak durumunda olan Beydağ bu tarihten itibaren kent yaşamını ilçe olarak sürdürmeye başlamıştır.

 

0
2012-12-09T20:13:16+02:00

BEYİzmir Beydağ Tarihi

ANTİK DÖNEM

Çevremizdeki kaya mezarları ve Pilâv tepe, İntepe, Cintepe, Beyler Tepesi tümülüsleri, bir zamanlar yöremizde Lidyalıların egemen olduğunun belgeleridir Tümülüsler, Lidya krallarının ya da asil ve zengin Lidyalıların mezarları olarak yapılmıştırTüm bu kalıntılar eski çağlardan bu yana Beydağ’ın önemli bir yerleşim merkezi olduğunun kanıtıdır

Beydağ’ın tarihte bilinen ilk adı Palaipolistir Palaipolis’i kuranlar ise Lidyalıların soyundan olan Kibyrahlardır Lidyalıların soyundan olan Kibyrahların önemli bir özelliği de demir işçiliği ve kakmacılıktır Adagüre köylülerinin demircilik zanaatı, o zamanlardan beri devam edegelmiş olabilir

MÖ7 yyda Lidyalıların başkenti Sard’dır Birgi ise Lidyalıların yazlık şehri olmuştur

MÖ676’da Kimerler Anadolu’ya gelerek Lidya şehirlerini harap etmiştir Kimerlerin, bu akınlarından Beydağ da etkilenmiş, Palaiapolis çok zarar görmüştür Kimerlerin ardından Perslerin Lidya kralı Krezüs’ü, MÖ 603’de yenmeleri ile yöremiz 200 yılı aşkın bir süre İranlıların yönetiminde kalmıştır



ROMA-BİZANS DÖNEMİ

MÖ 334 de Büyük İskender’in Persleri yenmesinden sonra Menderes Ovası, İskender’in yönetimi altına girmiştir Büyük Iskender’in ölümü ile ovaya Antigonos, daha sonra Trakya Satrabı Lysımakhos egemen olmuştur Tarihçi Esebios’a göre Pergamon Kralı I Attolos, Küçük Asya kralı Hioraks’ı yukarı Kystrostaki Koloe’de (Keleş Kiraz) MÖ229’da yenince, ova Pergamon Krallığı’nın yönetimine girmiştir Pergamon Kralı III Attolos’un MÖ 133 de ölmesi ile Romalılar Krallık topraklarına el koymuşlar ve “Kilbis” adı verilen Yukarı Kaystromtai (Kiraz-Beydağ ovası) Roma yönetimine girmiştir

MS 4 yüzyıla kadar, Yukarı Kilbiyanos (Küçük Menderes doğu bölgesi) Bizans İmparatorluğu’nun hudutları içinde kalmıştırBu zaman içinde bakımsızlıktan harap oldu Peganizm’in yasaklanmasından sonra Hıristiyanlık resmen bölgeye girdi ve kiliseler yapıldı

Kilbianon Ovası’ndaki Palaiapolis, Koloe (Kiraz) Pyrgion (Birgi), Hypaipa (Günlüce) Nikala gibi kentlerde V yy da piskoposluklar kuruldu ve Metropilidine bağlandı 530 yılı Hieroclec listesinde, Algiza İle Palaiapolis Piskoposlukları birleştirilmiştir

Palaiapolis şehri 5yy`da bugünkü ilçe merkezinin batısında olmalıdır Kilise kalenin batısındadır ve Polis adını taşıyan şehirler bir saray ve çok kere bir mabet meydanına yelpaze şeklinde gelen sokakların kenarlarında dizilmiş evlerden meydana gelmiştir



TÜRK HÂKİMİYETİ DÖNEMİ

1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra Alp Aslan’ın emriyle Anadolu fethedilmeye başlanmıştır

1079–1080 yıllarında Selçukluların fetihleri Akdeniz, Ege Denizi ve Karadeniz kıyılarına kadar gelmiştir Bu tarihlerde, Kilbiyanon ovasındaki: Palaiapolis (Balyambolu, Beydağ), Koloe (Keleş, Kiraz), Byrgion (Birgi) Hypaipa (Dabbey Günlüce) Nikaia gibi kent ve kaleler Türklerin eline geçti Selçuklu Emirlerinden Emir Çaka, merkezi İzmir olan bir beylik kurduKuzeyde Emir Tanrıbermiş, merkezi Pars’ın beyliği ile Manisa topraklarını kapsayan, Alaşehir Beyliğini kurdu Palaiapolis belki bu sırada, belki de bundan sonralarda Balyambolu adını almış olabilir Beydağ bu beyliklerin ortasında ve etki alanı içindedir

Bölgede başlayan Türk Egemenliği daha sonra Birgi merkez alınarak kurulan Aydınoğulları döneminde de devam etmiştirAydınoğulları Beyliği’nin I Beyazıt’ın egemenliğini tanıması ile beylik merkezi Tire olarak belirlenmiştir Bu tarihlerde Balyambolu (Beydağ) küçük bir kasaba olarak Tire’ye bağlıdır Ekonomik bakımdan da Tire ile ilişkilidir Yukarı Menderes Havzası 1451 de merkezi Tire olan Aydın İline o da Kütahya’da oturan Anadolu Beylerbeyine bağlıdır

1671 yılında Tire’yi ziyaret eden Evliya Çelebi, aynı tarihlerde Balyambolu’ya da gelmiştir Evliya Çelebi Beydağ hakkında şunları yazmıştır:

“Evsafı kasaba-i ve kaza-i Balyambolu Bu dahi Aydın hakinde yüz elli akçei şerif kazadır ve nahiyeleri yedi pare kuradır ve hâkimi has voyvodasıdır Kethüdayeri yoktur Amma mahsus serdarı vardır Ve bir kasabası bağ ve bahçeli bir cebel dameninde üç yüz haneli ve bir minareli camii ve bir han hamamlı ve birkaç dükkânlı kariyeden bozma kasabai mamurdurBunda dahi haftada pazarı olup âdem deryası olur Ve zeyli şehirde dirahtistan sayesinde herkes kâlâyı metaın bazarı muhabbete çıkarub beyii şira olunur Balyambol bazarı meşhuru af’aktır Pembe ipliği ve pembe bezi ve dimisi meşhurdur kim cemii diyarlara bundan müstevli olur ve bu kazada hâsıl olan kutur(kutun) meğer Kastamonide ve Merzivan şehirlerinde oldi Ve bunda Biyankökü çok olduğundan Biyanboldan galat kavmi etrak tahfifi kelâm idüb Balyambolu derler Elhasıl bu pazar Aydında ve Saruhanda ve Menteşede meşhur pazardır

Evliya Çelebi’nin geldiği, gördüğü Balyambolu bu gün ilçe merkezi olan yerdir Gördüğünü söylediği han, cami bilinmemekle beraber hamamın yıkıntıları durmaktadır

Balyambolu’dan Tasahorya (Erikli) köyüne geçen Evliya Çelebi, gördüklerini şöyle aktarmıştır: “… Sarp, dereli, tepeli bahçeli, bir dağ eteğinde havası güzel, kasaba misal 500 kiremit örtülü, mamur ve kagir ev vardır Bir camii, 3 mescidi, bir kapalı hamamı, bir hanı, yedi dükkanı vardır İrem misal bir şirin beldedir Üzümü ve kirazı bol ve güzeldir Her kiraz ağacı beşer onar katır yükü kiraz verir Her kiraz tanesi keklik yumurtası kadardır Bey yaylağın eteğinde olduğundan abıhayat suları vardır ki tabir olunmaz” Evliya Çelebi’nin görüp yazdığı yedi dükkândan dördü yıkılıp köy kahvesi yapılmıştır diğer üçü ise durmaktadır Han yıkılmış yerine köy konağı yapılmıştır Cuma Camii yıkılmış, yerine okul yapılmıştır Merkez mescidinin yerine cami yapılmıştır Hamamın, caminin bahçe kapısının batısından çaya inen yolun üstünde yıkıntısı durmaktadır 



DAĞ TARİHİ tabiki güzel
 

0