Cevaplar

2012-12-10T12:51:09+02:00

Ebu Hanife; ((699 (H. 80) - 767'de (Hicri 148) Bağdat), Arapça: أبو حنيفة النعمان, (Asıl adı: El-Numân bin Sabit bin El-Numân Zutadır. Sünnilikte fıkhın lideri kabul edildiği için imam-ı azam ünvanıyla da anılır. Hanefi Mezhebi'nin kurucusudur.

Babasının adı Sabit'tir. Horasan'ın ileri gelenlerinden bir zatın soyundan olan Numân ve ailesinin Arap olmadığı kesindir, Türk olduğu şeklinde görüşler yaygındır. Dedesi Zuta'nın İslam dinini kabul ettiği, babası Sabit'in Halife Ali ile görüştüğü, kendisi, evladı ve zürriyeti için duasını aldığı rivayet edilir. Künyesi olan Ebu Hanife " Hanif babası" anlamına gelir.

Ebu Hanife, günlük yaşamında dînî çalışmalarınEbu Hanife, bütün zorlamalara rağmen Emevi ve Abbasi saltanat sahiplerine boyun eğmemiş,yönetim anlayışını onaylamadığı Abbasi Devleti'nin ikinci halifesi Ebu Cafer Mansur Ebu Hanife'yi hapsettirip işkence ettirmiş ve zehirleterek öldürtmüştür. Mezhebi, İslâm âleminin büyük bir kısmına yayıldı. Selçuklu sultanı Melikşah’ın vezirlerinden Ebu Sa’d-i Harezmi, Ebu Hanife'nin kabri üzerine mükemmel bir türbe ve çevresine bir medrese yaptırdı. Daha sonra Osmanlı padişahları bu türbeyi defalarca tamir ettirmiştir.ın yanısıra ticaretle de uğraşırdı.

0
2012-12-10T12:51:37+02:00


Doğumu

Ebu Hanîfe Hazretleri, Hicretin 80 inci yılında Kûfe´de doğmuştur. Ekseriyetin rivayeti bu olup tarihçiler de bunda ittifak etmiştir. Diğer bir rivayete göre 61 senesinde doğduğu söyleniyorsa da bu hem zayıftır, hem de onun hayatının sonuna uymamaktadır. Çünkü onun vefatı 150 senesindedir. Ekseriyete göre ölümü Man-sur´un ona yaptığı işkenceden sonradır. 61 senesinde doğduğu far-zedilirse, Mansur´un ona kadılık teklif ettiği zaman 90 yaşında olması lâzımdır. Halbuki bu yaşta olan kimseye böyle gayet mühim bir devlet işi teklif olunmaz. Teklif olunsa bile yaşının geçkinliğini ileri sürerek özür dilemesi gayet kolay olurdu. Fakat hiçbir rivayette böyle bir özür dilediğinden bahis olunmuyor. Öyle olunca bu rivayet, tarihçilerin anlattıkları hayatının son günlerine uygun düşmemektedir.


Nesebi Ve Âîlesî


Nesebi: Babası Sabit, dedesi Faruk Zevta´dır. Buna göre Fâ-ris´lidir. Dedesi ise îcâbil ahalisindendir.[1] Araplar o yerleri feth edince esir düşmüş, Teym oğullarına köle olarak verilmiş, sonra azâd olunmuş. Teym kabilesiyle olan münasebeti de böyledir. Ebû Hanîfe´nin nesebi hakkında torunu ve oğlu Hammad´ın oğlu Ömer´in rivayeti böyledir. Fakat diğer torunu İsmail, yâni bu Ömer´in kardeşi ise dedesi Ebû Hanîfe´nin nesebini şöyle zikrediyor : «Merzban [2] oğlu Numan oğlu Sabit oğlu Numan» ve atalarında kölelik bulunmadığını yeminle söylüyor.

Görülüyor ki, Ebû Hanîfe´nin iki torunu, nesebleri hususunda velevki zahiren olsun, ihtilâfa düşmüşlerdir. Birincisi Sâbit´in babası Zevta olduğunu söylüyor, ikincisi Numan diyor. Birincisi onun esir edilip köle düştüğünü söylüyor, ikincisi köleliği kat´iyetle reddediyor. Hayrat´ul-Hisan sahibi îbn-i Hacer Heysemî bu iki rivayetin arasım şöyle birleştirmektedir: Ona göre Ebû Hanîfe´nin dedesinin iki ismi olabilir, biri lâkaptır ve Zevta´dır, diğeri asıl isimdir, Numan´dır. İkincinin köleliği reddetmesi babası Sabit hakkındadır,, dedesine şümulü yoktur. Biz isimlerin böyle zahiren muhtelif olabileceği hakkındaki buluşunu uygun görürüz. Fakat kölelik hususundaki ihtilâfı birleştirmesini kabul edemeyiz. Çünkü böyle kat´i surette reddetmek yalnız babaya münhasır görün*müyor.

Bence bu iki rivayetin arası şöyle bulunabilir : Zevta veyahut Numan, memleketleri feth olunduğu zaman esir düşmüştür, fakat kendisine âmân verilmiş serbest bırakılmıştır. Çünkü fetholunan yerler halkının büyüklerine Müslümanların yapageldikleri muamele böyledir. Onların ve yakınlarının gönüllerini hoş etmek için müsamaha gösterilir.



MUHAMMED EBÛ ZEHRA 'nın "İMAM EBU HANİFE" adlı eserinden alıntııdır..


(Her Gün kısım kısım İmam-ı Ebu Hanife (hz.)'nin Hayatın'dan eklemeye çalışacam..Çok uzun olduğu için belki (çok uzun diye)okumak istemeyebilirsiniz(qq))

0