Cevaplar

En İyi Cevap!
2012-12-10T13:03:42+02:00
lkemiz Için Barışın önemi Konulu Makale Türünde Kısa Yazı

İnsanlığın varoluşundan buyana hep gereksinim duydukları, genelde oluşumu için hep düşünsel ya da eylemsel uğraşısı içinde oldukları en büyük olgu “barış” olmuştur. Bunun önemini ve değerini yadsıyan hiçbir akılcı düşünce ya da birey görülmemiştir. Herodotos, “Kimse savaşı barışa yeğleyecek denli duygusuz değildir” der. Hangi düşünce sistematiğinde olursa olsun, her birey ya da düşünce sistemi, barış kavramının/olgusunun varlığına ve gerçekliğine inanmış ve fakat bunun olası olup olmadığını hep tartışagelmişlerdir. Hep önemine inanılmıştır. Gerekleri yerine getirilmeye çalışılmış ve ancak sistem analizleri boyutunda doğal düşünsel farklılıklar, akılcı ve objektivist yaklaşım ve algılamaların yetersizlikleri nedeniyle her zaman pozitif sonuçlara ulaşılamamıştır. Bugünlere dek olumlu, başarılı bir barış sonucuna ulaşılamamasının tek nedeni, bireylerin barışın önemine inanmamış ya da inanmıyor olmaları değil; uygulamalardaki yorum ve algılama farklılıkları olmuştur. Akılcı ve düşünebilen bir insanın çıkıp da barışın gereksizliği ya da önemsizliğini savladığı görülmemiştir, bu olası da değildir. Bireysel düşünce ve yaklaşımlarda gereğine ve önemine tartışmasız inanılan barış, bireyler ötesi – bireyler üstü, toplumsal ya da kitlesel iletişim ve ilişkilerde, anlayış ve yorum farklılığı ile çıkar çatışmaları nedenlerinden tüm dünyaya savaşlar yaşatmış ve yaşatmaktadır. Bireyler ve halklar arasında sorun olmayan ilişkiler, yönetimlerin sorunlu düşünce sistemlerinin çıkarcı yaklaşımları barışı çıkmaza sürüklemektedir.

Kaynak: http://odevsor.com/ulkemiz+icin+barisin+onemi+konulu+makale+turunde+kisa+yazi-indir-99494.htm#ixzz2Ee6qScmZ

5 4 5
2012-12-10T13:05:32+02:00

lkemiz Için Barışın önemi Konulu Makale Türünde Kısa Yazı

İnsanlığın varoluşundan buyana hep gereksinim duydukları, genelde oluşumu için hep düşünsel ya da eylemsel uğraşısı içinde oldukları en büyük olgu “barış” olmuştur. Bunun önemini ve değerini yadsıyan hiçbir akılcı düşünce ya da birey görülmemiştir. Herodotos, “Kimse savaşı barışa yeğleyecek denli duygusuz değildir” der. Hangi düşünce sistematiğinde olursa olsun, her birey ya da düşünce sistemi, barış kavramının/olgusunun varlığına ve gerçekliğine inanmış ve fakat bunun olası olup olmadığını hep tartışagelmişlerdir. Hep önemine inanılmıştır. Gerekleri yerine getirilmeye çalışılmış ve ancak sistem analizleri boyutunda doğal düşünsel farklılıklar, akılcı ve objektivist yaklaşım ve algılamaların yetersizlikleri nedeniyle her zaman pozitif sonuçlara ulaşılamamıştır. Bugünlere dek olumlu, başarılı bir barış sonucuna ulaşılamamasının tek nedeni, bireylerin barışın önemine inanmamış ya da inanmıyor olmaları değil; uygulamalardaki yorum ve algılama farklılıkları olmuştur. Akılcı ve düşünebilen bir insanın çıkıp da barışın gereksizliği ya da önemsizliğini savladığı görülmemiştir, bu olası da değildir. Bireysel düşünce ve yaklaşımlarda gereğine ve önemine tartışmasız inanılan barış, bireyler ötesi – bireyler üstü, toplumsal ya da kitlesel iletişim ve ilişkilerde, anlayış ve yorum farklılığı ile çıkar çatışmaları nedenlerinden tüm dünyaya savaşlar yaşatmış ve yaşatmaktadır. Bireyler ve halklar arasında sorun olmayan ilişkiler, yönetimlerin sorunlu düşünce sistemlerinin çıkarcı yaklaşımları barışı çıkmaza sürüklemektedir.

5 2 5