Cevaplar

2012-12-10T18:59:13+02:00

Uzun zamandır devam eden siyasi belirsizlik, bir çok sorun doğuruyor. Ama bir yandan da, bize neler yapmamız konusunda bazı ipuçları veriyor. Geçen ayki hükümet kurma çabalarında gördüğümüz en belirgin nokta, Türkiye’nin devlet yapısının gerçek bir reforma ihtiyacı olduğu. Bunu halkın üzerinde, onların oylarını çöpe atarak gerçekleştirmek isteyenler var. Ama bizim görmek istediğimiz elbette tamamiyle farklı.
Türkiye’de siyasetin yeniden oluşmasında öncelikle nitelikli insanlar lazım. Bağlantısı yabancı büyükelçiliklerle veya büyük patronlarla değil, sadece vatandaşlarla olan insanlara ihtiyaç var. Kompleksi olmayan, iyi yetişmiş ve bu memleketin geçmişini geleceğe katabilecek kişiler. Genç olmaları elbette tercih sebebi.
Ancak, nitelikli ve genç insanlar bulunsa bile, önümüze parti engelleri çıkıyor. Bugün hiç bir parti ne kadar kabiliyetli, eğitimli ve dinamik olursa olsun, yeni siyasetçileri eskilerine benzetmeden kabul etmek istemiyor. Böylece yetenek yerine yağdancılık, fikir üretme yerine slogancılık, hareket yerine durağanlık egemen oluyor. Partiler bu yapılarını sürdürdükleri müddetçe, yeni yüzleri tanıma fırsatı bulacağımızı sanmıyorum. Yeni yüz diye ortaya çıkanların aslında ne denli eski kafalı olduğu da sırıtıyor.
O zaman sorunun sadece insan ve parti ile sınırlı olmadığını anlıyoruz. Sorun sistemde. Ancak, bazı kişilerin iddia ettikleri gibi başkanlık sistemi, iki aşamalı seçim gibi manevralarla geçiştirilebilecek bir sorun değil bu. Türkiye bugün dünyanın en berbat gelir dağılımına sahip ülkelerinden birisi. Memuru, esnafı ve işçisi bu kadar vergi ödeyen, bu kadar ceza kesilen, vatandaşı bu kadar ödemeye meyyal, ama almaya layık görülmeyen bir ülkede, sorunları sadece seçim sistemi veya cumhurbaşkanlığı sistemini değiştirerek çözmek mümkün değil. Bu sistem, halkı malzeme olarak kullanan, demokratik olmayan bir sistem. Halkın oyları beş yılda bir, o da bilmem hangi usüllerle toplanıyor ve sonunda sistemin tüm sorunlarının üzerine bir örtü gibi örtülüyor.
Bugün, evine ekmek götüremeyen insanımız ile, inancını ve fikrini ifade edemeyen insanımız arasında hiç bir fark yok. Hepsi edilgen, hepsi verici, ama yanlışlıkları sormaya ve verdiklerinin karşılığını almaya geldiğinde hepsinin elleri boş. O zaman, sistemin temelinde bir yanlışlık var demektir. Bu sistem halka mal edilmedikçe, halkın tepesine çıkarak “milli menfaatler”den ve kahramanlıktan bahseden sırtı sağlamlar elenmedikçe düzelecek bir şey yok. Hükümetlerin gelip gitmesi, yolsuzluğu ve mafyayı engellemediği gibi, her yere sinen bu yanlışları da engellemiyor.
Hükümetten, bürokratlardan ve seçtiklerinden hesap soramayan bir halkın hangi idare altında yaşadığı hiç de önemli değil. Sorun hükümet değil sistem sorunu. Gelin bu memleketin vatandaşlarını merkez alan, vatandaşın verdiğinin karşılığını sorabildiği, bürokratın ve siyasetçinin değil, masum vatandaşın dokunulmazlığının olduğu bir sistemi konuşmaya başlayalım. Gerisi beyhude çünkü.
.örnek verdim sana

0