Cevaplar

2012-12-10T19:30:21+02:00

havanin derecesine bağlı olsa gerek

0
2012-12-10T19:33:08+02:00

Ağaçların hayatı, tohumlarının düştüğü yerde başlar ve ölünceye kadar da genellikle aynı yerde devam eder. Onlar, kendilerine verilen vazifeleri, bir ömür boyu yıkılmama sabrıyla yerine getirirler. İnsanların yürüyemeyeceği çok dik yamaçlarda ve şiddetli rüzgârlara açık sahalarda onların dengeleri korunur. Bu dengeli duruş, çevre şartlarının durumuna göre, onların gövde kesitlerinde (yıllık halka yapılarında) meydana getirilen değişikliklerle sağlanır.

Açık renkli halka ilkbaharda (ilkbahar odunu), koyu renkli halka ise, yazın gerçekleşen büyümeyi (yaz odunu) gösterir. Ağaçlarda büyüme, ilkbahar ve yaz mevsiminde gerçekleşirken, sonbahar ve kış mevsiminde durur.

Dik yamaçlarda ve rüzgâra açık sahalardaki ağaçların yıllık halka yapısında öz, enine kesitin ortasında (merkezinde) değil, bir yana doğru kaymış olarak bulunur (Şekil–2). Rüzgârların sert estiği eğimli yamaçlardaki ağaçların dengelerinin korunarak devrilmemesine ve dallardaki eğimin muhafaza edilmesine vesile olan bu yapıya reaksiyon odunu denir. 

Reaksiyon odununda kambiyum faaliyeti 
Reaksiyon odununun teşekkülünde, ağaçların gövde ve dallarındaki kambiyum tabakasına mühim görevler verilmiştir. Çok ince bir tabaka şeklinde yaratılan kambiyum, gövde ve dalların iç kenarı üzerine, kabuğun hemen altına yerleştirilmiştir. Kambiyum, odun ve dalların inşasında tuğla gibi vazife gören bütün hücrelerin faaliyet gösterdiği yerdir. Ağaç büyümeye başladığında, her bir kambiyum hücresi devamlı ikiye bölünür. Her büyüme mevsiminde ağacın genişlemesiyle yeni bir tabaka yaratılır. Kambiyum hücrelerinin sürgünlerin ucunda bölünmesiyle de sürgünlerin uzaması temin edilir. 

Kambiyum faaliyeti, türden türe değişmekle birlikte, genel olarak gövde ve dalların ince olan uç kısımlarında ilkbaharın ilk günlerinde başlayıp çabuk bitmekte; toprağa yakın kısımlarında ise, geç başlayıp geç bitmekte ve dolayısıyla yaz odunu payı buralarda daha fazla olmaktadır. Böylece, gövdenin alt kısmına doğru gidildikçe çap genişlemekte, ağacın dış faktörlere olan mukavemeti artırılmaktadır. Rüzgâr sebebiyle gövdede eğilme meydana geldiğinde, en fazla büyüme (kambiyum faaliyeti), rüzgârın ağacı ittiği tarafta meydana gelir. Kambiyum hücreleri en çok bu bölgelerde bölünme yapar ve gövdenin bu kısımlarında kalınlaşma teşekkül eder. Böylece elips şeklindeki reaksiyon odunu meydana gelir (Şekil–3).

İğne ve geniş yapraklı ağaçlarda reaksiyon odunu
Dış faktörlere bağlı olarak ağaçların gövde ve dallarının bir tarafında daha az, diğer tarafında daha fazla bölünme ve kalınlaşmalarla teşekkül eden reaksiyon odunu, ağaç türüne göre farklılık arz eder. Geniş yapraklı ağaçlarda (gürgen, çınar vb.) kambiyum faaliyeti (veya bölünmeler) ve kalınlaşmalar rüzgârın geldiği tarafta olurken, iğne yapraklı ağaçlarda (çam, ladin vb.) rüzgârın geldiği tarafın tersinde gerçekleşir. Rüzgârın tesiriyle teşekkül eden bu hâdiseye iğne yapraklı ağaçlarda hipotrofi ve teşekkül eden oduna basınç odunu (Şekil–4); geniş yapraklı ağaçlarda epitrofi ve teşekkül eden oduna ise, çekme odunu denir. Ağacın rüzgâr karşısındaki bu durumu, farklı malzemelerle köprü inşa eden bir mühendisin, buradan geçecek vasıtalarla köprünün mâruz kalacağı rüzgâr ve deprem gibi kuvvetlerin yol açacağı gerilmeleri hesaplamasına, malzemenin tipine göre tasarım yapmasına veya yapının belli kısımlarını güçlendirme yönünde tedbirler almasına benzetilebilir. Ağaçların fizik ilmini ve matematik hesapları bilen bir mühendis gibi davranması düşünen insanı hayrette (daha doğrusu hayran) bırakmaz mı?


0