Cevaplar

2012-12-10T19:33:45+02:00

hangi dersle ilgili?? ........................................

0
  • Eodev Kullanıcısı
2012-12-10T19:34:16+02:00
1. Bu deyim tam olarak ne demektir?
 
        2. Bu deyim genel olarak olumsuz anlamlar çağrıştırsa da, acaba “suya sabuna dokunmama” görüntüsü veren, ama aslında öyle olmayan durumlar var mıdır? 1. Anlamları bulanık olup aşağıdaki gibidir:
Hiçbir işle uğraşmamak / Olduğu gibi bırakmak / Tembellik yapmak / İşlerini başkasına gördürmek / Suç sayılabilecek davranışlardan kaçınmak / Kimseyi incitmeyecek biçimde davranmak.
2. Kişinin suya sabuna dokunması ya da dokunmaması, yaşamın sonsuz çeşitlilikteki süreçlerinin tamamı için olamaz. Herkes, bazılarına “dokunur”, bazılarına ise “dokunmaz”.
Önemli olan, kişinin –eğer varsa- evrensel ölçekte anlamlı vizyonu açısından hangilerine dokunduğu, hangilerine dokunmadığıdır.
Vizyon açısından anlamlı konularda “suya sabuna dokunmak” öyle gerektiriyorsa, vizyon açısından anlamı az olanlara dokunmamak doğrudur.
Unutulmaması gereken bir nokta ise, toplumun bütünü açısından dokunulması gereken su ve sabunların riskinden korunabilmek için –bir çeşit kendini kandırma ile- ilgisiz konulara yoğunlaşıp, su ve sabunla yoğun olarak uğraşıyormuş görüntüsü vermektir. “Sürüden ayrılanı kurt kapar” 1. “Sürü” den genelde anlaşılan nedir?
 
          2. “Ekip” denince genelde ne anlaşılır?
 
            3. “Kurt” ile kastedilen nedir?
                4. Aileden başlayarak okulda devam eden eğitimin rolü nedir? 1. "Sürü", başta bir lidere körü körüne bağlı ve onun yolundan çık(a)mayan ve bu düzene uyduğu sürece de "korunduklarını" sanan niceliklerdir. Bireysel kimlikleri ve nitelikleri yoktur. Lider ne yaparsa onun peşinden gitmeye koşullanmışlardır. Lidere karşı çıkılamaz, sorgulanamaz.
2. Nitelikli insanların akıllı birliktelikleri / belli bir amaç için bir araya gelmiş bilinçli bireyler ve eylemleri sürü mantığının dışındadır. Kararlar, tek liderin değil topluluğu oluşturan bireylerin uzlaşması ile alınır. Liderin bu toplulukta "deneyim"lerini aktarma niteliği ön plandadır. Buyurgan ve yönlendirici değildir. Grubu birarada tutan bilgi ve becerileri olan kişidir. Sorgulanmalara açıktır.
3. "Kurt " küçümsenemeyecek tehlikeli bir gücü, yaşamla ilgili ciddi bir tehditi vbg.. temsil etmektedir. Sürü düşün(e)meyen sadece baştaki "lider"e bağlı hareket eden niceliklerden oluştuğu için kurt ile mücadele etmeyi hayal bile edemez. Lider de zaten kurt ile sürüyü korkutarak kendisine bağlı kılmaya devam eder. Hatta bunun için hayalet kurtlar bile oluşturulabilir. Burada aslolan liderdir ve liderin savunduğu "mutlak doğrular" Diğerleri herhangi bir durumda elenebilirler.
4. Eğitim sistemi açısından bakıldığında "ezber" / "tek doğru / yanlışlara koşullama" tek lidere, tek ve mutlak doğruya bağlı sürü yaratma benzeri bir uygulamadır. Bu uygulamaların oluşturduğu sorgulanmazlık sürüsünden ayrılıp da buluş yapabilen örnekler irdelenebilir ve sistem yeniden düzenlenebilirdi. “Saldırı en iyi savunmadır” 1.      Saldırının en iyi savunma olduğu yargısının kaynağı ne olabilir?
    2. “En iyi savunma = Saldırı” yargısı nelere yol açmaktadır? 1. Genelde doğada kendisi tehdit altında olan canlıların, hayvanların tehdit unsurunu alt etmek / en azından kaçırabilmek için “can havli” ile saldırmalarından çıkmış olabilir.
 
2. Farklı alanlar:
a. Uluslararası düzeyde
· Bu yargı nedeni ile ülkeler kendilerini daha iyi savunabilmek / saldırabilmek için hep daha güçlü olabilmeyi hedeflerler. Bunun için yatırımlarının çok büyük bir kısmını “silahlanmaya” ayırırlar. Halk çoğunlukla savaşı onaylamaz. [*] Ancak “savunmamız için” düşüncesiyle silahlanmayı reddedemez. “Silahlanmaya yatırım yapıldığı sürece savaşlar kaçınılmazdır.” (A.Einstein) / bizi probleme götüren yolla çözümü bulamayacağımız anlaşılarak günümüzde ülkelerin silahlanması bir “Dilemma [**]” olmaktan çıkabilirdi.
b. Ulus içi çatışmalarda
· Yine “madur” tarafın _her bir taraf kendini madur ilan eder_ kendisini savunmasıyla başlayan saldırıların söz konusu olduğu görülebilirdi.
c. Kurumsal / bireyler arası ilişkilerde
· Bireyler kendilerini savunma nedeni ile çevrelerindekileri kırdıklarını fark edebilir ve hemen karşılarındakileri yargılamadan anlamaya çalışabilirlerdi.
[*]http://www.ee.bilkent.edu.tr/~haldun/publications/ozaktas291.pdflinkinden:“…Örneğin, bugün çok yaygın bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesine büyük kaynaklar ayrılmıştır. Ancak bu konulara halkın önemli bir katılımı olmamıştır. Halk, tüketici olarak bu araştırmaların sonucunda üretilen ürünleri almasa, bu yatırımlar devam etmezdi diye düşünülebilir, fakat iki nokta gözden kaçırılmamalıdır. Birincisi, bu araştırmalar önemli ölçüde tüketicilere yönelik olmayan silah gibi ürünlerin geliştirlmesi amacıyla devletler tarafından desteklenmiştir ve bu ölçüde tüketici tercihlerini yansıtmamaktadır…”  
0