Cevaplar

2012-12-10T21:23:19+02:00

Geçici ışıklar ve gölgeler 
ve bulutlardan oyuncakları arasında, 
Şuracıkta, göksel bir çocuk gülümsüyor.

Meltem Lotüs’e fısıldar: 
“Senin sırrın nedir?” 
“Ben kendimim” diye cevap verir Lotüs, 
“Onu çal ve ortaklıktan kaybolayım!”

Fırtınanın bağımsızlığı 
ve ağaç gövdesinin bağlılığı, 
Dalları sallama dansında elele vermişler.

Yaseminin, güneşe aşkı hecelemesi, 
çiçekleridir.

Zalim, özgürlüğü yok etmek için 
özgürlüğünü ilan eder, 
ve hala onu kendisi için saklar.

Tanrılar, 
Cennetlerinden bıkmış, 
İnsana imrenirler.

Bulutlar, bahar içinde tepeler; 
Tepeler, taş içinde bulutlar, 
Zamanın rüyası içinde fantezi.

tanrı mabedinin aşkla kurulmasını bekler; 
İnsanlar taşları getirirler.

Şarkımda Tanrıya dokunuyorum: 
Tepe şelalesi nasıl uzaktaki denize dokunuyorsa!

Işık, renklerin hazinesini 
bulutların düşmanlğından alır.

Kalbim, bugün, geçmiş gecenin gözyaşlarına gülümser, 
Yağmur dindikten sonra parlayan 
Islak bir ağaç gibi.

Hayatımı meyvelendiren ağaçlara teşekkür ettim, 
Fakat, onu ebediyen yeşil tutan çimeni unuttum.

İkincisiz birin anlamı yoktur, 
diğer bir onu gerçek kılar.

Kendi ayrılıklarını bütün ile harmoni yapan 
şefkatli güzel için hayatın hataları feryad ederler.

Onlar yıkılmış yuva için teşekkür beklerler – 
Çünkü kafesleri şekilli ve korunmaktadır.

Aşkta, sana senin değerin diye, bitmeyen 
borcumu ödüyorum.

Suların toplandığı havuz şarkılarını, 
zambaklar şeklinde karanlığından gönderir 
ve güneş, onlar güzeldir, der.

Bu arz üzerinde tomurcuklanan ilk çiçek, 
doğmamış şarkıya bir çağrı idi.

Şafak-halk ktlesi – renkli çiçek – solar, 
ve sonra sade ışık – meyve Güneş görünür.

Kendi hikmetinden şüphelenen pazu 
feryat ederek sesi bastırır.

Rüzgar, onu yalnız uçurmak için, 
fırtına haline girerek alevi tutmaya çalışır.

Hayatın oyunu hızlıdır, 
hayatın oyuncakları biri diğerinin 
ardından düerler 
ve unutulurlar.

Benim çiçeğim, bir düğme deliğinde 
cennetini arzulama.

Çok geç yükseldin, benim büyüyen ay’ım, 
Fakat, benim gece kuşum seni selamlamak için 
hala uyanıktır.

karanlık, sessizlik içersinde, 
sergüzeştci ışığın kucağına dönmesini bekleyen, 
perde ile örtülmüş bir gelindir.

agaçlar, dinliyen cennet ile 
dünyanın konuşmak için 
sarfettiği sonsuz gayrettir.

Kendikendime düşündüğüm zaman 
benliğimin yükü hafifler.

Zayıf korkunç olabilir, 
zira kuvvetli görünebilmek için 
çok cür’etkar olur.

Cennetin rüzgarı esiyor, 
demir ümitsizlikle çamura sarılıyor, 
ve kayığım göğsünü zincire vuruyor.

Ölümün ruhu tek, 
hayatın ki ise çoktur, 
Tanrı ölünce din bir olur.

Göğün mavisi arzın yeşilini özler, 
hir ikisi arasında rüzgar feryat eder, 
“Heyhat!”, 
Günün ızdırabı kendi öz ihtişamı ile sarılmış, 
geceleyin yıldızlar arasında parıldar.

Yıldızlar sessiz bir huşu ile 
asla dokunulmıyacak yalnızlık içinde 
bakire gecenin etrafında toplanırlar.

bulut altın parıltılarının hepsini 
veda eden güneşe verir 
ve yükselen ayı solgun gülümsemeyle selamlar.

 

1 1 1