Cevaplar

2012-12-11T18:37:44+02:00
(Bir şeyden) Kapı açmak(deyiminin anlamı) 1. Bir şeyin sözünü etmek. 2. Fiyat vermek. Kapı ağzı: 1. Kapı yanı. 2. İpucu. Kapı almak (yapmak): Tavla oyununda bir hanede iki pul toplamak. Kapı baca açık: Korunmasız (yer). Kapı dışarı etmek: Kovmak, dışarı atmak. Kapı duvar: Çalındığı halde açılmayan kapı. Kapı gibi: İri vücutlu, iri yarı kimse. Kapı kadar: Eni ve uzunluğu çok olan. Kapı kapamaca: Evde kimse kalmamak üzere. Kapı kapı dolaşmak: 1. Her yere uğramak, ev ev gezmek. 2. Her devlet dairesine başvurmak. Kapı (bir) komşu: Bitişikte oturan komşu. Kapı mandalı: İşe karıştırılmayan, kendisine önem verilmeyen kimse. Kapı tutmak: İşe yada hizmete girmek. Kapı yapmak: 1. Bir şey istemek yada söylemek 2. Ev gezmesi yapmak. 3. Tavla oyununda bir haneye üst üste iki pul koymak. Kapı yoldaşı: Aynı hizmette bulunan hizmet arkadaşlarının birbirine göre durumu. Kapıdan çevirmek: Bir kimseyi kabul etmemek, içeri almamak. Kapıdan kovsan (kovulsa) bacadan girer (düşer): Yüzsüz olduğu için kovulsa da yine gelir. Kapının ipini çekip gitmek: Evden çıkıp bir daha uğramamak. (Şu kadar) Kapının pinini çekmek: O kadar eve yada yere uğramak. (Birinin) Kapısı açık: Konuksever. Kapısı açık sofrası meydanda: Kimseden gizlisi olmayan, konuksever, misafirperver. Kapısı olmak: ... kadar para gerektirmek. (Birisinin) Kapısına düşmek: Muhtaç olmak. Kapısına kilit vurmak: Bir yerin çalışmasına son vermek. Kapısında büyümek: Bir kimsenin yanında büyüyüp yetişmiş olmak. (Birinin) Kapısını aşındırmak: Onun yanına sık sık gitmek. (Birinin) Kapısını çalmak: (Birine) Başvurmak. Kapısını yapmak → Kapı yapmak. Kapısının köpeği olmak: Birine köle gibi bağlı olmak. Kapıya bacaya çıkmamak: Evden dışarı çıkmamak. Kapıya dayanmak: 1. Gelip çatmak. 2. Bir şey elde etmek için bir yeri zorlamak. 3. Kapıya yanaşmak. Kapıyı açmak: 1. Başlamak. 2. Bir işte başkalarına örmek olmak üzere ilk hareketi yapmak. Kapıyı büyük açmak: Çok masraflı bir işe girişmek yada hesapsız harcamak. Kapıyı dışarıdan kapa! Defol git. Kapıyı kırıp odun etmek: Çok sıkışık bir durumdan kurtulmak için en değerli malını feda etmek.


0