Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2012-12-12T18:45:12+02:00

Hálá onu geçebilen yok

Çağımızın, yeniden yapılan ‘‘düyanın yedi harikası’’ sıralamasında Ayasofya var. Çünkü Ayasofya, yaklaşık 1500 yıl sonra, hálá dimdik, dünyayı şaşırtmayı sürdürüyor. Nedenleri belli; büyüklüğü, getirdiği mimari yenilikler, uğrunda harcanan emek, servet ve Justinianus'un hırsı... 

Yıl 532. Hipodrom'da, imparator dahil halk toplanmış, heyecan içinde atlı araba yarışlarını seyretmektedir. Oyunun sonunda, takımlar arasında bir kavga çıkar. Bunu fırsat bilen halk da, bunu politik bir ayaklanmaya dönüştürür. Nika adıyla bilinen bu ayaklanma, Justinianus'u neredeyse tahtından edecektir. Ancak karısı Theodora onu cesaretlendirerek, isyanı bastırmasına destek olur. İmparator, bunu kutlamak ve gücünü gösterebilmek için büyük bir kilise inşa etmeye karar verir. Öğrendiğine göre, dünyanın en iyi mimarları Trallesli (Aydınlı) matematikçi Antemius ile Miletuslu geometri bilgini İsidoros'tur. 

İmparatorun iki isteği vardır. Biri, kilisenin dikdörtgen planlı olması, ikincisiyse kubbeyle örtülmesi. Dikdörtgen dini, kubbe ise otoriteyi temsil eder. Oysa o güne kadar ancak yuvarlak planlı binalarda kubbe kullanılmıştır. Buradaki yenilikte, mimarın dehası kendini gösterir; Ayasofya'da dört büyük kemeri taşıyan kurşunla kuvvetlendirilmiş dört devasa ayak ve yarı kubbeler, ortadaki 40 pencereli büyük kubbeyi taşıyor. Pencereler, hem kubbenin yükünü azaltıyor, hem de kiliseye gizemli bir hava veren ışık ve gölge etkisi yapıyor. Ayasofya'nın kubbesinin yerden yüksekliği 55.60, çapı 31- 32 metre. 1500 yıl sonra, Ayasofya hálá dünyanın dört büyük kilisesinden biri. 

Adını ‘‘Kutsal Bilgelik’’ten alan Ayasofya için, beş yıl boyunca, 10 bin işçi, gece gündüz çalıştı. Bittiğinde öyle görkemliydi ki Justinianus ana kapıdan girerken, coşkuyla şu sözleri sarf etti; ‘‘Seni geçtim Süleyman.’’

Dışarıdan bakıldığında, sadeliğiyle hayal kırıklığı yaratabilir. Unutmamak gerekir ki, bütün Bizans kiliseleri dış göşterişe önem vermez. İçeride, yavaş yavaş şaşkınlığınız artacaktır. Mihrap, minber, müezzin mahfili, hünkar mahfili gibi Müslüman devre ait ilaveler, kiliseye hiçbir zarar vermeden yapılmış. Kilisenin çıkışındaki avluda da yapının cami olduğu döneme ait ilaveler var. Atatürk, ‘‘burası bütün dünyaya mal olmalı’’ deyince 1935'te ibadete kapatılarak müzeye çevrildi. Bugün hálá, Japonlar'ın deprem çalışmaları yaptığı ve mimari eğitim gören öğrencilerin ders programında yer alan efsanevi bir yapı.

5 4 5
2012-12-12T18:45:31+02:00

gördüğün ve gezdiğin bir yeri a4 kağıdına yaz ama hikaye olmamasına dikkat et.

3 5 3