Cevaplar

2012-12-12T19:17:17+02:00

* Enough sıfatlardan veya zarflardan sonra gelir.

The tea wasn’t hot enough. - Çay yeterince sıcak değil.
They worked hard enough to get an A on the test.- Testte A almak için yeterince çok çalıştılar.
My brother is enough clever to solve this. – Kardeşim bu problemi çözebilecek kadar zeki. 

* Aynı zamanda enough isimlerden önce de kullanılır. 

I don’t have enough money. – Yeterince param yok. 
There is enough paper. – Yeterince kağıt var. 

* Enough kendi başına da kullanılır.

We need twenty chairs. Is there enough? – 20 sandalyeye ihtiyacımız var. Yeterince var mı?




Enough said – Anladım.

Enough said. You are not coming to the party. – Anladım. Partiye gelmiyorsun. 

That’s enough. –Yeter. 

That’s enough.Thank you. – Yeter. Teşekkür ederim. 

Enough is enough. – yeter yeter demektir. (yapmaya devam ettiğin işi bırak)

I don’t want to tell it again, stop laughing. Enough is enough. – Tekrar söylemek istemiyorum, gülmeyi bırak. Yeter.

0
2012-12-12T19:19:01+02:00

‘ Enough ‘ ise cümlede olumlu anlamda kullanılır ve anlam olarak cümle sonuna ” yetişecek kadar, yetecek kadar, yeteri kadar ” gibi olumlu anlamlar katmaktadır.
* Enough sıfatlardan veya zarflardan sonra gelir.

The tea wasn’t hot enough. - Çay yeterince sıcak değil.
They worked hard enough to get an A on the test.- Testte A almak için yeterince çok çalıştılar.
My brother is enough clever to solve this. – Kardeşim bu problemi çözebilecek kadar zeki.

* Aynı zamanda enough isimlerden önce de kullanılır.

I don’t have enough money. – Yeterince param yok.
There is enough paper. – Yeterince kağıt var.

* Enough kendi başına da kullanılır.

We need twenty chairs. Is there enough? – 20 sandalyeye ihtiyacımız var. Yeterince var mı?


Enough said – Anladım.
Enough said. You are not coming to the party. – Anladım. Partiye gelmiyorsun.
That’s enough. –Yeter.
That’s enough.Thank you. – Yeter. Teşekkür ederim.

The lamp is close enough to reach.
Lamba yeteri kadar yakın ulaşmak için.
This camera isn’t cheap enough. Let’ s look another one.
Bu kamera yeteri kadar ucuz değil. Başkalarına bakalım.
 WHEN

► "When" ile kurulmuş bir zarf cümleciği (adverbial clause), genellikle temel cümledeki (main clause) eylemin devam etmekte olduğu zamanı açıklar. "Bir eylem olduğunda bir başka eylem oluyordu" biçiminde bir anlam taşır. Bu nedenle "when" in bağlı bulunduğu cümlede Simple Past, temel cümlede ise Past Continuous kullanılır.

- When he came in, I was studying. (O içeri girdiğinde, ben ders çalışıyordum.)
adverbial main

- I was reading when he came in. (O geldiğinde, ben kitap okuyordum.)

- When I went out, it was snowing. (Dışarı çıktığımda kar yağıyordu.) 

- They were arguing when I entered the room. (Odaya girdiğimde, tartışıyorlardı.)

When bağlacının yukarıdaki cümlelerde kullanılışı, "When + Simple Past, Past Continuous" şeklinde formülize edilebilir.

► "When" arka arkaya yapılmış eylemleri anlatmak için de kullandır. Bu durumda her iki cümle de Simple Past Tense ile kurulur. 

- When he arrived, we went into the cinema. (O gelince, sinemaya girdik.)
(Önce o geldi, sonra biz sinemaya girdik.)

- When he left work, he got on a bus and went home. (İşten çıkınca, otobüse binip eve gitti.)

- When the teacher asked a question, I raised my hand. (Öğretmen soru sorunca, elimi kaldırdım.)

When bağlacının yukarıdaki cümlelerde kullanılışı, "’When + Simple Past, Simple Past" şeklinde formülize edilebilir.


► "While" bağlacı genellikle, temel cümledeki eylem sırasında devam etmekte olan bir başka eylemi anlatmak için kullanılır. Bu nedenle, "while" in bağlı bulunduğu cümle Past Continuous, temel cümle ise Simple Past’dır.

- While I was studying, he came in. (Ben ders çalışırken o geldi.)
adverbial main

- I left home while my parents were sleeping. (Annem babam uyurken evden çıktım.)

I took a photograph while you weren’t looking. (Sen uyurken, fotoğraf çektim.)

While bağlacının yukarıdaki cümlelerde kullanılışı, "While + Past Continuous, Simple Past" şeklinde formülize edilebilir.



0