Cevaplar

2012-10-01T20:37:05+03:00

Edebiyat ile bilimin yöneldikleri amaçlar arasındaki ayrım hatırlandığında, bu yanlışlık iyice ortaya çıkacaktır.Hiçbir bilim adamı gerçeğin rastlantı yönüyle uğraşmaz; hiç biri, yalnız şu an için geçerli olan bir kesitle, gelişigüzel ayrıntılarla yetinmez. Belirsiz, ge­lişigüzel, rastlansal özelliklerden uzak olanın aranmasında, rastlantı bir yana itilmiş, yenilmiştir. Varılmak istenen şey, kurallılık, geçer bir kuram, her zaman tam çıkan genel bir hesaptır. 
Böylece, gerçek bize önceden kestirebileceğimiz bir kurallılık içinde yaklaşır, hiç değilse öyle tanırız onu.Peki ya edebiyat? hiç bir zaman insan davranışlarının genel formüllerini bulgulamak gibi bir amaca yönelmiş değildir. Kuramlara ya da temel bilgilere ulaşmak için, rastlantıyı kendi içinden kovmaz. Geçici kesitlerle ayrıntıyı hiç bir zaman önemsiz gereçler olarak hor görmez.Edebiyatta bilme, geçici, öznel, değişmeye uğrayabüecek bilmedir.Bilimde anlama kesin bir tutumu gerektirirken, edebiyat bizi kazanılmış belli bir görüşü benimseyip benimsememe konusunda özgür bırakır.
Başka de­yimle, çekim yasaları karşısında söyleyecek tek sözümüz bile yoktur; buna kar­şılık Thomas Mann'm Hans Castorp'u bize kimileyin zamanını çar çur eden bir zavallı, kimileyin de hastalığıyle olgunluk kazanan bir yaşama hastası olarak gözükür. Edebiyat, iki yönlüye, belirsize, gelişigüzele kapalı değildir; bilimdeki bilme sürecinin tam tersine, edebiyatta yer almak bu niteliklerin hakkıdır.Bu, hem anlama, hem de bilme konusunda aynıdır. 
Edebiyatla bilim, her ne olursa olsun, aynı çıkış noktasından işe başlarlar: Bilgi. Ama şimdi hemen, bu iki başka anlamda bilginin ayrılıklarını belirtmeliyiz.Birinci durumda bilgi, bir düzene bir sisteme bağlanmış, kesin olgulara, ta­rihlere, sayılara dayanan güvenilir bir yer kazanmıştır. İkinci durumda hiç bir güvenceye dayanmayan bir bilgi çıkar karşımıza : Değişkendir, gelişigüzeldir, hep aynı kalmaz, ama dünyanın bir kavranışını dile getirdiği ölçüde, garip bir bütünlük de taşır.Kimyacı, yeni patlayıcı maddelerin formüllerini tanır, yönetir; yazar ise bu formüllerdea doğan korkuyu yönetir. Bu iki tür bilginin birbirinden başkalığı hiç ortadan kalkmaz, ancak, başkalık kalsa da bu iki tür bilgi birbirini bütünler. Bu nedenle, insanın ük bakışta var sandığı durumun, edebiyatla bilim arasında bir yarış du" umunun varlığına düpedüz inanmıyorum.Bilme süreci, bilginin niteliği... Bu yolda daha başka ayrımların araştırıl­masında insan, bilim ile edebiyatın ortaya koydukları soruların da yüzde yüz karşıt sorular olmadığını görür. Bilim, sorularını kendi adına koyar ortaya; buna karşılık edebiyat, okurları adına da sorar.Bilim, sorularını bilinmeyene yöneltirken, edebiyat ise bilinir sanılana, dolayısıyle de, değişmez gibi gözükene yöneltir.En sonunda edebiyat, kendisi için, karşılıksız soruların da var olduğunu ka­bul eder; öte yandan, bilim belli birtakım soruların neden karşılıksız kaldığını araştırmak zorundadır
Böylece, sorularını soruşlarında da, edebiyat ile bilimin birbirleriyle yarı­şan karşıtlar olmak zorunda bulunmadıkları açıkça ortaya çıkar. Çünkü bilimin ağına takılan ile edebiyatın kapanma düşen, birbirinden ayrı şeylerdir.Tabiî, edebiyatla bilimin birbirine karşıt olduğu sanısı bir yanlış anlamaya da yol açtığından, edebiyatın bilim çağında kendisine düşen görevi yeniden ta­nımlamak zorunda olduğu gerçeği küçümsenemez. Nasıl bir görev?Bu görev kuramsal olarak kavranan konularda bilgi vermek, katı bilgiler sunmak olamaz.Bilimlerle aydınlanmış bir dünyada edebiyat her şeyden önce tek bir gö­rünümü konu edinir : Şaşkınlığı en son göz kamaştırıcı bilgilere sahip olduğu zaman bile geçmeyen şaşkın bireyin çarpıtılmış, karanlık resmi, görüntüsü.

12 4 12
2012-10-01T21:07:56+03:00

Fizik: Madde ve madde bileşenlerini inceleyen, aynı zamanda bunların etkileşimlerini açıklamaya çalışan bir bilim dalıdır Fiziğin amacı evrendeki "gözlenebilir" niceliklerin (enerji, momentum, açısal mom entu m, spin vs.) "nasıl" değiştiğini anlamaktır.

7 4 7