Cevaplar

2012-12-12T21:46:20+02:00

Birleşmiş Milletler Uzay İşleri Dairesi

Birleşmiş Milletler Dış Uzay İşleri Dairesi (OOSA) (İng: United Nations Office for Outer Space Affairs) kongrenin uzay ile ilişkili politikasını yerine getirmekle görevli bir genel kongre organizasyonudur. Viyana'daki BirleşmişMilletler Ofisi'nde yer almaktadır. Bu büro uzay başvuru programlarını ve dış uzaya yerleştirilen objelerinkayıtlarının tutulması işlerini yürütür. Daire ayrıca gelişmiş ülkelere ekonomik gelişmede uzay teknolojisininkullanımı için destekte bulunur.

Avrupa Uzay Ajansı

1975 yılında kurulan Avrupa Uzay Ajansı (ESA) 17 üyeli hükümetler arası bir organizasyon olup çalışmalrını uzayı keşfetmeye adamıştır. Ajansa üye ülkeler; Avusturya Belçika Danimarka Finlandiya Fransa AlmanyaYunanistan İrlanda İtalya Lüksemburg Hollanda Norveç Portekiz İspanya İsveç İsviçre ve Birleşik Krallık'dır. İnternet sitesine göre “Üyelerinin finansal ve insan kaynaklarını koordine ederek ESA programlar ve herhangi bir Avrupa ülkesinin uzay konusundaki etkinlik alanının işlerini üstlenebilir.” Genel merkezi ParisFransa'da yer almaktadır. 2005 yılında ESA yaklaşık 1.900 kişilik bir kadroya ve 3 milya euro' luk bütçeye sahiptir.

2 4 2
2012-12-12T21:46:53+02:00

İnsanoğlunun daha ilk çağlardan beri süregelen merakı, düşünen ve araştırmacı yapısı hemen her konuda olduğu gibi uzayıda araştırma ve inceleme yapmasına neden olmaktadır. Günümüzde NASA (National Aeronautics and Space Administration, Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi olarak tercüme edilebilir), ESA (the European Space Agency, Avrupa Uzay Ajansı) gibi kuruluşların yanı sıra Rusya, Japonya, Kanada, Çin gibi ülkelerde uzay araştırmalarında öncülük yapmaktadır.


İnsanoğlunun uzay serüveni, Sovyetler Birliği’nin, 4 Ekim 1957′de Dünya’nın ilk yapay uydusu Sputnik-1′i uzaya göndermesiyle başladı. Sputnik-1, Dünya’dan 224 km yukarıda bazı bilimsel deneyler yapmak için fırlatılmıştı.

Sputnik-1′in ardından, uzaya ilk insanlı uçuşu yine Sovyetler gerçekleştirdi. 1961 yılında Yuri Gagarin, Vostok-1 adlı kapsül ile, Dünya’nın etrafını 1 kez dolandı. Sovyetler’in bu önemli başarıları karşısında ABD, o zamanlar daha yeni filizlenen uzay yarışında öncülük şansını yitirmişti. Ancak, 20 Haziran 1969′da Apollo-11 uçuşu ile ABD, Ay’a ilk kez insan indirmeyi başararak tarihe geçecek ve uzay araştırmaları alanında önemli adımların neredeyse tek odağı haline gelecekti.

İnsanoğlunun yaşadığı Dünya’ya “tepeden” bakmaya başladığı o tarihlerden bu yana, uzay araştırmaları ve uzaydan araştırmalar çok hızlı bir gelişim gösterdi; uzay teknolojilerinde ardı ardına devrimler yaşandı. Bir zamanlar yalnızca bilimsel merakın bir ürünü gibi görünen bu çalışmalar, bugün günlük yaşamın vazgeçilmez öğeleri haline geldi. Belki daha da önemlisi, felsefi görüşümüzü kökünden etkiledi. Artık evreni, her türlü etnik ve dinsel şovenizmden uzak, bir “dünya vatandaşı” duyarlılığıyla algılamaya başladık. Carl Sagan’ın deyişiyle “Merkezi ve kuruluş amacı biz olmayıp, enginlikte ve sonsuzlukta kaybolmuş minnacık; yüzlerce milyar galaksi ve milyarlarca trilyon yıldızla bezenmiş bir kozmik okyanusta dönüp dolaşan bir Dünya” üzerinde yaşadığımızı farkettik. İnsanoğlunun gözünü gökyüzüne çevirmesiyle başlayan bu süreç, uzayın kendisi gibi sonu olmayan bir serüvene benziyor. Uzay araştırmalarında kullanılan ve gün geçtikçe daha da güçlenen teknik donanım ve artan bilgi birikimi de bu serüvende insanoğlunun en büyük yardımcısı. Gelecek yüzyılın araştırmacıları hiç kuşku yok ki, uzay araştırmaları üzerine yoğunlaşacaklar. Bu araştırmaların temelini oluşturan, disiplinlerarası yatay çalışmalar, projeler, çalışma ve düşünce sistemleri de bu doğrultuda gelişecek.


1 3 1