Cevaplar

2012-12-14T10:02:39+02:00


İnsanlar bir arada topuluk halinde yaşarlar. Onları diğer canlılardan ayıran en önemli özellik, bir toplum oluşturmalarıdır.
Bir arada yaşayan, birbirlerine karşı insanca davranan, yardımlaşan, adeta birbirleriyle kardeş olan bir toplumun bireyleri, davranışlarını sürdürdüğü sürece; huzur, güven ve mutluluk dolu bir dünyayı şekillendirirler.
Dünya; insanların iyi ya da kötü davranışlarıyla güzelleşir veya yaşanmaz olur. Cennetleşir, cehennemleşir. İnsan eğer mutluluğu arıyorsa; davranışlarıyla, sözleriyle yaşadığı dünyayı, çevreyi daha bir insanileştirir.
İnsanları birbirine yaklaştıran, mutlu kılan davranışların başında, bilindiği gibi hoşgörü gelir. Kişi, bu duyguyla insanların elinde olmadan yaptıkları çirkinliklere hoşgörü ile bakar. İnsanların güzelliklerini görmeye, eksikliklerini kapamaya çalışır. Böylece, toplum hayatı birbirini bütünleyen insanların iyi niyetli davranışları ölçüsünde daha bir güzelleşir.

Günümüz insanı, nedendir bilinmez, kaba davranışlar ve çirkin sözlerle hayatı adeta kendisine zehir etmektedir. Hayatı karartmakta, daralmakta, kabalaştırmaktadır. Birbirinin görüşüne tahammül edemeyen, aynı vatanı ve coğrafyayı birlikte paylaşamayan kimi insanlar, bu olumsuz davranışlarıyla topluma ne büyük zararlar verdiklerinin farkında mıdırlar? Günümüz, birbirine hoşgörüyle yaklaşan, iyi niyetli, hoşgörülü insanlara muhtaçtır. Yaşadığımız dünya, birbirine tahammül eden güzel insanların güzel davranışlarıyla daha da güzelleşecektir.
Bir insan; diğer insanlara, olaylara, konulara hoşgörülü yaklaştığı sürece mutlu olur. Bu mutluluk, diğer insanlarla paylaşıldığı ölçüde de artar, yayılır.

1 5 1
2012-12-14T10:03:13+02:00
  HOŞGÖRÜ Geçenlerde bir cafe de, yan masada tartışan gençlerden biri diğerine “bu münakaşaya son verelim, çünkü sende hoşgörünün zerresi yok” diyordu.
Eski Türkçesi müsamaha, dilimize yerleşmiş Fransızcası tolerans olan hoş görü deyimi üzerinde biraz düşündüm. Sonra eve dönüp felsefe sözlüğüne baktığımda orada aynen şöyle diyordu. “Kendi düşünce ve inançlarına karşıt bulunan düşünce ve inançlara katlanma.” Ama dikkat ederseniz, kabul etme demiyor. 
Yirmi birinci asra girmemize rağmen hoşgörüsüzlük daha ziyade inanç üzerine. Gerek ülkemizde, gerekse dünyanın çeşitli yerlerinde bu konuda kavgalar ne yazık ki hala sürüyor. Herkes karşısındaki ile aynı şekilde düşünmeye mecbur olmadığına göre bu biraz da saygı kapsamına giriyor. Saygı da tabii ki tek taraflı olmayacağına göre sen bekiyorsan tabii ki karşındaki de bekleyecektir. Uzlaşmazlığı kaba kuvvete dökmek ise ilkelliktir ve asla çözüm olamaz. 
Aynı inanca mensup olmamak suç değildir. Karşı olduğun inancı suçlamak suçtur. Bu konuda yorum yapmamın nedeni, coğrafyamızın hemen yanında yaşanan Müslüman Musevi çatışması. Her gün onca insanın ölmesi neyin çözümü olabilir ki? Ayrıca, gazete sayfalarına göz atarsanız yurdumuzda hoşgörüsüzlüğün her alanda yaşandığını görebilirsiniz. Bence bunun bir diğer nedeni de, geçim sıkıntısıyla gerilen sinirlerin yarattığı ruh hali olmalı. Caddede yanımdan geçen insanları kritik ediyorum, suratlar asık yumruklar sıkılı. Sanki herkes bu işin sorumlusu karşısındaki sanıyor.
Şunu iyi bilmek gerekir ki, hoşgörü sadece şiddeti engelleyen yatıştırıcı bir ilaç olabilir. Ama hastalığı asla iyi etmez.
Hoşgörülü günler dilerim sevgili dostlar.
ALINTIDIR

0