Cevaplar

2012-12-14T17:23:42+02:00

Eskişehir'in Gelişme Sorunu

Eskişehir'in gelişmesinin yavaş olduğu ve çevresindeki illerin (Bursa, Bilecik, Afyon) Eskişehir'i kalkınma yarışında geri bıraktığı izlenmektedir. Bunun en önemli göstergesi, nüfus artış hızının Türkiye artış hızından az oluşudur. Bu geri kalışın nedenlerini şöyle sıralayabiliriz.

1- Eskişehir ticari kapitalizmin aşamasından sınaî kapitalizmin aşamasıda geçememiştir.

2- Faizcilik, tefecilik ve aracılık gibi feodal unsurlar ticari kapitalizm ile elele varlığını sürdürmektedir.

3- Kamunun yatırımları sınaî yatırım olarak gelmemektedir.

4- Özel sektör yatırımları ekonomik yatırımları ekonomik verimliliği düşük, tüketici malları üreten sektörlerde ve küçük ölçekte yapılmaktadır.

5- Sermaye birikimini hızlandıracak ekonomik örgütlenme (şirketleşme, kooperatifleşme) düzeyi düşüktür. Artı değere sahip olanlar (tüccarlar, serbest meslek sahipleri, v.b.) İstanbul, Bilecik v.b. illerde olan örgütlere katılmayı tercih etmektedirler.

Tüm bu nedenleri bir ana nedende toplayabiliriz; Eskişehir ülkenin doğal gelişme çizgisine terkedilmiştir. Diğer bir deyişle, sınaileşmesi çok yavaş olan normal bir çizgiyi izlemekte, bilinçli bir çabayla bu çizgi hızlandırılmamaktadır. O halde sorun Eskişehir'in hangi yollarla hızlı bir gelişmeye itileceğidir. Hiç kuşkusuz bu yollar Eskişehir'i Türkiye somutundan ayırıp onu tecrit edilmiş bir biçimde ele almamızla bulunacak yollar olamaz. Eskişehir'in hızla kalkınması Türkiye'nin hızla kalkınması koşuluna bağlıdır. Bundan ötürü de ileri süreceğimiz yolların geçerliliği genel ekonomik politikaların geçerliliği oranında olacaktır. Bu yollar neler olabilir;

1- Kamunun ağır sanayi yatırımları Eskişehir'e getirilebilir. Ağır sanayi yatırımları için gerekli alt yapı mevcuttur. Ulaşım, haberleşme sistemi etkindir. Enerji sorunu Türkiye ölçeğindeki sorunlardan fazla değildir. Ağır sanayinin kurulup işletilmesi için gerekli teknik eleman mevcuttur. Bu elemanların çalışacakları sosyal ortam iyidir; sağlık ve eğitim tesisleri yeterlidir. Bu sanayi biçimine örnek olarak uçak sanayi verilebilir.

2- Maden kaynakları bakımından zengin olan Eskişehir'de, maden işleme sanayîne kamunun yatırımları aktarılabilir. Madenlerin işlenmeden satılması yerine mahallinde işlenmesi yöreye hem iş olanakları açacak hem de yan üretim tesislerinin kurulması ile üretim ve dolayısıyla gelir düzeyi arttırılmış olacaktır.

Bu tür bir yaklaşıma Seyitgazi Kırka'daki BORAKS madenlerini işleme sanayi örnek olarak gösterilebilir.

3- Tarım ürünlerinin ya da doğal kaynaklarının kooperatifler aracılığı ile işlenmesini sağlayacak yöresel teşebbüsler kurularak yatırıma geçilebilir . Hem topraktan elde edilen ürünler imalât sanayîne aktarılmış hem de Eskişehirli tarım üreticileri sanayi yatırımlarına kaynak aktarmış olacaklardır. Bunlara örnek, Gümele Meyve Suyu fabrikası ile Nasrettin Hoca köyü Un Fabrikası tesisidir.

Bu yol, eğer, tüm köylere yaygınlaştırılacak olursa Eskişehir il merkezi fabrikalarla çevrelenmiş olacaktır. Bu durumda Eskişehir merkezi bu fabrika alanlarına hizmet yapan bir odak noktası haline gelecek, çağdaş kentsel yerleşim düzeni dolaylı yoldan Eskişehir'de kurulmuş olacaktır.

4- Özel sektörün sınaî yatırımlarının Eskişehir'e getirilmesinin çeşitli yolları düşünülebilir. Bunlardan biri Eskişehir ilinin veya birkaç ilçenin geri kalmış yöre olarak plan ve programlara alınmasıdır.

Bu yol etkin olmakla beraber halkın ekonomik güçlülüğe kavuşmasını doğrudan sağlamaz. Merkezi İstanbul'da olan bir şirketin tüketim malı üreten bir tesis kurması yerine Eskişehirlilerin küçük mali olanaklarını birleştirerek halk şirketleri olarak örgütlenmesi ve onların sınaî tesisleri kurması yararlı sonuçlar verecektir. Çünkü, Programlar, genel teşvik tablosunda yer alan yatırımlardan halka açık anonim şirketler için gümrük muafiyeti, yatırım indirimi, orta vadeli kredi, vb. teşvik tedbirlerinden yararlanma hakkı vermektedir.

Bu yolun diğer iyi yanı da halkın bizzat kendisinin kalkınmasıdır.

Sonuç:

Eskişehir Türkiye gerçeğinden soyutlanamaz. Ama önerilen yollar kullanılırsa, Eskişehir bir gelişme merkezi, bir kutup noktası haline getirilebilir. Eskişehir'in mevcut potansiyeli çok yüksektir. Bütün sorun bu potansiyeli gerçeğe dönüştürmek için bilinçli biçimde çaba sarf etmektir. Bu çabanın gerçekleştirilmesiyle Eskişehir ülkemizin güçlü bir sanayi merkezi olabilir.

Eskişehir'in önderliğini yürütenler acil görevi, bir sistem için de, ama kararlılık ve cesaretle, bu sorunlara eğilmelidir.

1 4 1
2012-12-14T17:39:00+02:00

Türkiye nüfusunun yüzde 70’i kentlerde yaşamaktadır. Son 50 yıldır ekonomik-sosyal ve son 16 yıldır süren olan çatışma ortamı nedeniyle süren iç göçler sonucu kentlerin nüfusu hızla artmıştır. Yakın bir gelecekte ülke nüfusunun yüzde 85’nin kentlerde yaşacağı öngörülmektedir.

Türkiye’de, kentsel sorunların kaynağı, İkinci Dünya Savaşı sonrası tercihlerine ve bu tercihlerin uygulanmasına dayanmaktadır. Truman Doktri’nine dayalı olarak ABD ile Türkiye arasında 1947 yılında imzalanan “Yardım Anlaşması” bir dönemin de başlangıcıdır.

17. Stand-By anlaşmasını Aralık 1999’da imzalayan Türkiye’nin IMF serüveni bu dönemde başlıyordu. 14 Şubat 1947’de IMF’ye giren Türkiye, parasını yüzde 100’ün üzerinde devalüe ediyor ve yakın tarihinde ortaya çıkan tüm ekonomik krizleri IMF’nin istikrar programları ile çözmeye çalışmanın ilk adımını atıyordu.

Tarım sektöründe 1950’lerden itibaren büyük değişmeler olmuştur. Tarımın teknolojik yapısında, işlenen toprakların mülkiyetinde ve tarıma ayrılan kredilerin dağılımındaki değişmeler sonucu olarak ortaya çıkan mülksüzleşme, işsizlik, yüksek orandaki nüfus artışı büyük bir nüfusun tarımdan kopuş sürecini başlatmıştır. Karayolu ulaşımındaki hızlı gelişme mal ve insan akımını hızlandırmıştır. Bu olgu gerek tüketim gerek üretim mallarının kolaylıkla dolaşımını hızlandırmış, başka bir anlatımla tüketim toplumunun koşullarını hazırlamıştır.

Kentlere göç akışı, 1960’larda otomotivi de içine alarak gelişen ve çeşitlenen, gümrük duvarları ve teşviklerle korunan, desteklenen montaj sanayine ucuz işgücü sağladığı için özendirilmiştir. 1950-1965 yılları arası tüm Türkiye’de kentleşme hızının yüzde 6’lar düzeyine tırmandığı yıllar olmuştur. Kentlerin hemen yakınlarında seçilen sanayi alanlarının etrafı gecekondularla doluyordu.

 

0