Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2012-12-15T19:36:14+02:00

Eski tarihi evleri bilirsiniz. Ülkemiz bu konuda zengin bir birikime sahip. Görebilme ihtimaliniz çok yüksek.  Bu tarihi evlerden bazıları, mimari yapı bakımından, ortada avlu denilen geniş bir alan ve bu avluya açılan kapıları olan, bir çok odadan oluşur. 
 
Şimdi bir an için, insan hayatını da kocaman bir avlusu olan bu tarihi evler gibi düşünelim. Ve bu evlerdeki gibi, farklı farklı fonksiyonları olan odalar olsun. Bu odaların avluya açılabilen, çeşitli renk ve büyüklükteki kapıları olsun.  Bu kapıları; çocuk olma, genç olma, eş olma, öğrenci olma, anne-baba olma, kardeş olma, çalışan olma, patron olma gibi isimlendirebiliriz. İşte kişiler bu kapıları açarak, kapının ardında var olduğunu zannettiği şeylerle, eyleme geçer, deneyim yaşar. İnsanoğlu gelişimsel süreci doğrultusunda, birçok kapı edinebilir.

NNLP diyor ki, her ustalık bizi yeni bir ustalığın çıraklığına hazırlar. Bu süre içersinde de edinmiş olan deneyimler, bizi ustalaşmak istediğimiz diğer konuda güçlü kılar. O nedenle de kişi, kapıları açmak için belli bir sırayı takip etmek zorundadır. Öncelikli açılması gerekenler, edinilmesi gereken deneyimler vardır. Sırasına uygun açmak için çabaladığı o kapının ardındaki yaşanmışlıklar kişiyi, bir sonraki kapıya, daha istekli ve daha bilinçli bir şekilde hazırlamaktadır. Yani kişi aile hayatında edinmiş olduğu evin çocuğu, genci rolünü ne kadar iyi deneyimlerse bu onu bir sonraki kapıya, kendi ailesini oluşturabilme kapısına, daha iyi hazırlar. Buda aynı zamanda eş seçimine de yansır. Anne-baba olabilmek için de öncelikle eş olma kapısını açmak gerekir. Çünkü burada eş olmakla ilgili gerekli süreçleri oluşturabilirse eğer, iyi birer anne-baba olmaya aday haline gelebilecektir.

Bu kapıların hepsi ortalama olarak her insanın avlusunda mevcuttur. Ancak kapıların varlığı, her kapının ardına kadar açılacağı anlamına gelmez.  Her kapı açılmayabilir. Ve kişi bunu bilmez bir şekilde, her kapının açılması için, gerekli eylem sürecini oluşturmaya çabalar. 
Yani kişi eş olduktan sonra anne-baba olabilmek ister. Ama her anne-baba adayı için, kapı istenilen zamanda açılmayabilir. O nedenle de kişi, eğer anne-baba olabilmek kapısını bir türlü aralayamıyorsa, bu onda kapının başka anahtarlarla açılabileceği düşüncesini oluşturabilmelidir. Dolayısıyla bunun farkında olan kişi, bir çocuğun anne babası olabilmenin sadece biyolojik olarak olunmayacağını bilebilir. Eğer gerçekten, kişinin amacı, çocuğu vazgeçilmez boyutta sahiplenmeden çevresine ve topluma faydalı biri olarak yetiştirmekse,  bunu anne-babası olmayan bir çocuğu evlat edinerek yapabileceğini bilir.

Ama baktığımız zaman insanoğlunun bazen, bir şeyi aşırı istemenin getirisi olarak, olaylara vereceği tepkileri, kendi kontrolüne alamadığını görebiliyoruz. O yüzdende bazen insanlar, bu kapıların açılmasında bir sıra oluşturmadığı ve düzenleme yapmadığı gibi, kapıyı kırarcasına zorlayarak açmaya çalışabiliyor. Ama ne kadarda zorlasak da o kapı açılmıyordur. Dolayısıyla da insanın yapması gereken en önemli şey nerde durması gerektiğini bilmesidir. Çünkü kişi haddini aştığından bir haber, o kapıyı zorlamaya devam ederse eğer, o kapının dışında açılan başka kapıları da göremeyebilir.

Bildigimizi zannetmemiz ögrenmemizin en büyük düşmanıdır. DR.C.BERNARD

  Okunma Sayısı: 716  / Yorum Sayısı: 1
1 1 1
2012-12-15T20:38:39+02:00

NASI YNİ BİLGİMİ İSTİYOSUN YADA  MAKALE?

 

0