Cevaplar

2012-12-18T11:45:08+02:00

Picasso’ nun 1937 yılında yaptığı “Ağlayan Kadın” portresini incelediğimizde duygu yoğunluğuyla karşılaşırız. "Sanatçı gözleri, burnu, kulakları ve boynu kendi canının istediği gibi kullanabileceği bu bozmaları aynı anda belirli bir amaç uğrunda bir araya getirebileceği bir ölü doğa olarak görür"[1] Picasso bu eserini annesinin etkisiyle meydana getirmiştir. O dönemde baş gösteren savaş ve bunalım hali insanlığı derinden etkilemiştir. Annesi Picasso’ ya bir mektup yazar ve mektubunda İspanya’ da her yerin yağmalandığını, yangınların çıktığını ve bu durumdan dolayı çok üzgün olduğunu, sürekli ağladığını ifade eder. Picasso bu satırları okuduğunda o hüznü derinden yaşar ve “Ağlayan Kadın” portresinde o kadını hüznün kendisi haline getirir.

Picasso’ nun bu eserini incelediğimizde hüznün rengi olan sarı tonlarının ağırlıklı olarak kullanıldığını görürüz. Ön planda yer alan kadın portresinde ise kırmızı, yeşil ve mavi tonları ağırlıklı olarak kullanılmıştır. Özellikle kadının gözaltı, burun, ağız ve çene bölümünde mavi tonlarına ağırlık verilmesi tesadüfî değildir. Çünkü mavi soğuk bir renktir ve hüzünlü havayı daha da pekiştirmiştir.

Picasso teknolojinin ona verdiği sınırlı olanakları kullanarak engin denizlere kucak açmıştır. O bu eserinde küçük tuhaf küplerini kullanarak hüznün resmini çizmiştir. Kadının başının önden, sağdan ve soldan görüntüsünü tuvalinde birleştirmiş ve o hacmi geometrik dille anlatmıştır. Kadına sağ cepheden, sol cepheden ve önden baktığında hangi kareleri yakaladıysa onun anlamlı bir bütünlük içerisinde, bir nevi kolaj çalışması şeklinde meydana getirmiştir. Bu şekilde eserde durağan bir hava yerine oldukça dinamik bir havayla yüz yüze kalmakta ve tüylerimiz ürpererek bu muhteşem eseri incelemekteyiz. Kaşların eğimli duruşu, dudakların yapısı ve gözlerin altına yerleştirilen damlalar belli bir mantık çerçevesinde oturtulmuştur. Picasso bu eseri yaparken ruhunu ortaya koymuştur. Belki de teknolojinin devreye girmesiyle meydana getirilen eserlerdeki en büyük eksiklikte budur. Her şey mekanik hale gelmiş, sanatçının esere kattığı ruh giderek kaybolmaya başlamıştır

1 3 1