Cevaplar

2012-12-18T17:10:36+02:00

Evin içinde bir oda, odada İstanbul
Odanın içinde bir ayna, aynada İstanbul
Adam sigarasını yaktı, bir İstanbul dumanı
Kadın çantasını açtı, çantada İstanbul
Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
Çekmeğe başladı, oltada İstanbul
Bu ne biçim su, bu nasıl şehir
Şişede İstanbul, masada İstanbul
Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
Bir yanda o, bir yanda ben, ortada İstanbul
İnsan bir kere sevmeye görsün, anladım
Nereye gidersen git, orada İstanbul.

 

 

İstanbul deyince aklıma martı gelir

Yarısı gümüş, yarısı köpük

Yarısı balık yarısı kuş

İstanbul

deyince aklıma bir masal gelir

Bir varmış, bir yokmuş                       

 

İstanbul böyledir.


“Yaşanmaz burada” der,

çeker gidersin;

üç gün geçmeden özlersin.  

 

1 2 1
2012-12-18T17:10:37+02:00

İstanbul Sana Geliyorum

İstanbul sana geliyorum 
Bir elimde yoksulluk bir elimde dua 
Aç kollarını istanbul kovalıyor arkamdan bir beddua 

İstanbul sana geliyorum 
Babamın kalbini kırarak 
Annemse iki yıl oldu göçeli 
Babamı en son gördüğümde yere yığılmıştı ağlayarak 

İstanbul sana geliyorum 
Merak ediyorum duruyormu o lale bahçelerin 
Hala kokuyormu sokakların erguvanla 
İstanbul aç kollarını sarıl bana 

İstanbul sana geliyorum 
Yüreğimde hüzün gözlerimde yaş 
Saçlarımda birkaç ak var 
Daha dün saydım yirmisine girecek yaş 

İstanbul sana geliyorum 
O kirlenmiş elbiseni çıkartıp çocuk ruhu giydiyor hayellerim 
Masamın üstündeki çizgisiz sayfaya 
Artık bekaretini yazacak kalemim 

İstanbul sana geliyorum 
Bir elimde yoksulluk bir elimde dua 
Aç kollarını istanbul kovalıyor arkamdan bir beddua 

 


İSTANBUL DA

İSTANBUL DA

İstanbul’da yağmur yağar,
Yolu trafiğe kapar,
Alçak evlere su basar
İstanbul’da bir kış günü.

İstanbul’da yağan dolu,
Kapatıyor suyla yolu,
Rahat vermiyor gün boyu.
İstanbul’da bir kış günü.

İstanbul da kar yağıyor,
Halkı perişan ediyor,
Ulaşımı engelliyor
İstanbul’da bir kış günü.

Sokaklarda rüzgar eser,
Tozu sağa sola serper,
Halkı bundan isyan eder
İstanbul’da bir kış günü.

Anlatsam seni sana söyle yeter mi sözler,
Adını telaffuzdan diller aciz İSTANBUL…
Seni çalıp söylese bilinen bütün sazlar,
Tüm nefesler, ritimler, teller aciz İSTANBUL…

Ezel-ebet dimdikti eğilmez başın senin,
Altın ola geldi hep toprağın taşın senin,
Var mı ki şu dünyada başka bir eşin senin.
Ucu sana varmayan yollar aciz İSTANBUL….

Yedi tepe üstüne kurulmuş tacın tahtın,
Benzersiz olmak mıdır bilmem yegâne ahtın
İki kıta bir boğaz iki de deniz bahtın,
Sana gıpta etmekten çöller aciz İSTANBUL….

Mucizesin ruhunda bulunmaz zerre hata,
Her eksikten berisin,her güzelden çok öte,
Rayihandan can bulur yedi iklim beş kıta,
En nadide çiçekler,güller aciz İSTANBUL…..

Sen tarihler boyunca insanlığın ışığı,
Çağlar açıp kapatan uygarlıklar beşiği,
Sen vuslatlar aşığı, sen aşıklar maşuğu,
Kara sevdanı çeken kullar aciz İSTANBUL…

Huzurun elif-elif, heybetin lâm’a düşer
Sırrın Mekke, Medine, Bağdat’a, Şam’a düşer
Senin kaşın çatılsa tüm cihan gama düşer
Mazine ayna tutan yıllar aciz İSTANBUL…

Mübarek nöbetine durmuş ulu hisarlar,
FATİH gibi sultanlar,EYYÜP gibi Ensarlar,
Eşiğine kurbandır,Ulubatlı HASAN’lar,
SİNAN eli değmedik iller aciz İSTANBUL….

KURTOĞLU’mun gönlünde sensin hasların hası.
Sen kutlu hülyaların, kutlu düşlerin süsü.
Sen Peygamber muştusu, ehl-i İslam ülküsü,
Senle hemhâl olmayan haller aciz İSTANBUL…

 

 

 

 

1 4 1