Ödevlerde
ücretsiz yardım!

Soruların %80'i 10 dakika içerisinde yanıt alır

Soru ekle

Telefonuna yükle

Soru

takip et

Matamatik ile ilgili koşe Yazıları 2 Tane.

Matamatik ile ilgili koşe Yazıları 2 Tane.

şikayetim var!

Daha fazla açıklamaya mı ihtiyacın var? Sor!

Bu soruyu Milka kullanıcısına sor...

Cevaplar

Matematiğin Temel Kuramları
Mantık Kuramı
İspat Kuramı
Model kuramı
Kategori kuramı
Küme kuramı
Özyineleme kuramı

 

Cebir
Grup kuramı
Halka kuramı
Cisim Kuramı
Lineer cebir
Galois Kuramı
Sayılar Kuramı
Cebirsel Geometri
Kombinatorik

 

Geometri
Öklid geometrisi
Hiperbolik Geometri
Eliptik Geometri
Metrik Geometri
Projektif Geometri
Çizge Kuramı
Diferansiyel Geometri
Fraktal Geometri

           

Uygulamalı Matematik
Olasılık Kuramı
İstatistik
Matematiksel fizik
Kısmi Dif. Denklemler
Oyun Kuramı
Sistem ve Kontrol Kuramı
Yaklaşım Kuramı
Matematiksel İktisat
Seçim Kuramı
Aktüerya
Finansal Matematik
Kriptografi

 

Topoloji
Genel Topoloji
Cebirsel Topoloji
Geometrik Topoloji
Düğüm Kuramı
Diferansiyel Topoloji
Nokta-küme Topolojisi

 

Analiz
Reel Analiz
Ölçüm Kuramı
Kompleks Analiz
Tensör ve Vektor Analizi
Diferansiyel ve İntegral Denklemler
Nümerik Analiz
Fonksiyonel Analiz        

Aklından bir sayı tut… Matematik ile İlgili Yazı ve Haberler30.03.20092 Yorum

Bu oyunu ilk oynadığımız zamanları düşündüğümde ne kadar çok heyecanlandığımı hatırlarım. Tuttuğum sayıyı, yaptığım işlemerin sonuçlarını bilmemesine rağmen sonucu biliyordu karşıdaki kişi. Tamamen büyülenmiştim, kelimenin tam anlamıyla bir sihirdi bu. Oynamasını öğrendiğimde bir an önce insanları şaşırtmak için sabırsızlanırdım. Birde aklımda kalan ; tuttuğumuz sayılara ne olduğu düşüncesiydi.Bu oyunu oynarken tuttuğumuz sayılar sanki ortadan kayboluyordu.Oyunun sonunda oyunu oynatan kişi bir türlü tuttuğumuz sayı hakkında bir fikir vermezdi.
Şimdi bu oyundaki sihiri(matematiği) anlamaya çalışalım. Aklınızdan bir sayı tuttunuz ve 3 ile çarptınız.
Bulduğunuz sayıya 21 eklediniz. Bulduğunuz sonucu 3′e böldünüz. ilk başta tuttuğunuz sayıyı bulduğunuz sonuçtan çıkardınız.
Cevap:7
Buradaki sihiri görebilmek için bu ifadeleri matematikselleştirelim.
Bir sayıyı 3 ile çarptınız; a.3
Bu sonuca 21 eklediniz; (a.3)+21
Bu sonucu 3′ böldünüz; [(a.3)+21] / 3
Bu sonuçtan tuttuğuınuz sayıyı çıkardınız; ([(a.3)+21] / 3)-a 
Yaptığımız bütün işlemleri gösteren matematiksel ifade ([(a.3)+21] / 3)-a dur.
Bu ifadede büyük parantez içindeki (a.3)+21 ifadesini parça parça 3′e bölersek
(a.3) / 3 + 21 /3 = a + 7 ifadesi olacak en son olarak a + 7 den başta tuttuğumuz sayı olan a çıkarırsak a +7 - a = 7 bulunacaktır.
Burdan çıkarılacak sonuç: bizim tuttuğumuz sayıyla işlemler

ebrusinem01 kullanıcısının avatarı Ebrusinem01 Teşekkürler (0)
şikayetim var!

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...
"MATEMATİK KORKUSUNU NASIL ORTADAN KALDIRABİLİRİZ?"


 

Ülkemizde,öğrencilerde matematik öğrenimine karşı var olan korkuların kaynakları ve bu korku kaynaklı olumsuz tutumların sebeplerini ortadan kaldırmaya yönelik  çabalar sürekli tartışıla gelmiştir. Ne var ki bu güne değin,her hangi bir sonuca varılmadığı da apaçık bir gerçek olarak ortada durmaktadır.Bu soruna, işin merkezinde bir öğretmen olarak baktığımızda,var olan eksikliği,olumsuz durumu ortadan kaldırmak için yapılacak iki şey görülmektedir.Bunlar;

 

a)Matematiğe karşı edinilen korku kaynaklarının tespiti


 

 

a)  Matematiğe karşı edinilen korku kaynaklarının tespiti

 

Matematik bilimindeki gelişmelere bağlı olarak, içerikte meydana gelen değişmeler,gelişen toplumun ihtiyaçları ve öğretimin nasıl yapılırsa daha etkili bir öğrenmenin olacağı hususundaki farklı görüşler, bu tartışmaların başlıca kaynaklarıdır.Fakat bütün bu görüşlerin ortak yanı,matematiğe karşı kişide oluşan olumlu ya da olumsuz tutumların ilköğretimin ilk yıllarında, daha çok 1,2 ve 3.sınıflarında oluştuğudur.

    İlköğretim yılları, çocukların, fiziksel ve zihinsel yönden, çok daha hızlı geliştikleri bir döneme rastlamaktadır.Çocukların gelişmelerindeki bu değişim,ilköğretim matematiğinin içerik,yöntem,araç-gereç yönünden titizlikle düzenlenmesini gerektirmektedir.İlköğretim Matematik Öğretimi,kuramsal ve soyut olmaktan çok,öğrencilerin gözlem ve deneyimlerine dayalı,onların bilgiyi bizzat kendilerinin üretmelerine imkan sağlayacak etkinliklerden oluşmalıdır.

   Bu yukarıda anlatılanlardan yola çıkarsak her hangi bir öğrenme-öğretim faaliyetinin oluşmasından önce,öğrenmenin kendisinde gerçekleşeceği çocuğu,her yönüyle tanımak gerekir.

Peki çocuk nedir?

 Bir defa şunu bilmemiz gerekir çocuk yetişkinin  küçük bir örneği(modeli) değildir.Ondan,bir yetişkin gibi davranması beklenemez.Kendine özgüdür o.Kendine özgü bir dünyası vardır. Düşünme  biçimi,algılamaları farklıdır. Her çocuk tektir,ayrı bireydir,eşsiz, benzersizdir.Her çocuğun kendisine göre bir gelişme biçimi,hızı vardır.Bir çocuğun belli bir alandaki gelişimi ortalamaya uymayabilir,ama olağan (normal) olabilir.Bu demektir ki,eğitim-öğretim çalışmaları,çocuğu tanımakla başlar.”Çocuk hakkında ne kadar çok ve ne kadar doğru bilgi sahibi olursak,onun eğitimiyle ilgili olarak o kadar iyi karar verebiliriz”(Özsoy,1976:11).

 

Çocuğu tanımanın üç aşaması vardır.Bunlar; “çocuk psikolojisini bilmek,her çocuğu tek tek tanımak ve eğitime başlarken her öğrencinin eğitim gereksinimiyle hazırbulunuşluk düzeyini saptamak” olarak sıralanabilir.Ne acıdır ki eğitimci olarak çoğumuz,ya bu öğretim ilkelerinden tamamen habersiz,ya da hiçbir zahmete katlanmayıp,gelişigüzel,yarım yamalak bilgi kırıntılarıyla matematiği tanımlar ve kavramlar yığınına çevirerek,somuttan uzak,ilkel bir öğretme gerçekleştirme yolunu seçmekteyiz.Oysa okula yeni başlayan bir çocuk,kendisine saygı duyulup,sevildiğini hissetmezse,beğenilip onandığını duymazsa,olduğu gibi kabul edildiğini görmezse,başarıyı tatmazsa ve bütün bunların toplamında kendisinde bir özgüven duygusu oluşmazsa,her hangi bir surun karşısında kendisinde  bir çözüm yolu arama düşüncesi gelişebilir mi? Öğretmenin sevgisine güvenmeyen bir çocuk, tahtada korumasız kalmayı göze alarak, bilgilerini yoklama adına parmak kaldırabilir mi? Yani öğrenmeye kafadan değil, kalpten başlama yolu tercih edilmelidir.Bu konuyla ilgili acı bir hatıramı şöyle anlatabilirim.

“Bundan yıllar öncesiydi.O zaman ilkokul dördüncü sınıftaydım.İlk üç sınıfı bizleri çok seven ve en zor şartlarda bile bütün imkanlarını bizden yana kullanan öğretmenimiz Feridun ÖZMEN’nin tayini başka ile çıkmış,ismini bile anmayacağım sevgiden mahrum, başka bir  öğretmen,  köy okulumuza atanmıştı.

Bir gün matematik dersinde bölme işlemiyle ilgili bir soru yazmıştı tahtaya.Sınıfta uyguladığı şiddetten dolayı kimse tahtaya çıkıp, şansını denemeyi pek istemiyordu.O da bu duruma kızıp ön sırada oturan beni tahtaya  yaka paça çıkararak işlemi yapmamı istemişti. Belki ona güvensem, işlemi  yapamasam   bile beni anlayışla karşılaşacağını bilseydim yapacaktım ama, arkadan enseme indirilen korkunç bir tokatla irkildim bu  kahrolası tahtada.Ağzım-burnum kanlar içinde kaldı o an.Yani bir işlemi yapamamanın  bedeli bu kadar ağırdı işte.Şu an bunu yazarken bile o tokat hala hafızamda capcanlı duruyor sanki.Belki bu tokattı, beni sayısal derslere, hele hele matematik dersine  karşı korkudan ziyade, kin duymaya sevk eden.Bu kin ve nefret ancak üniversitenin 2.yılında matematik öğretimi dersi hocamızı tanıyana dek devam etti.Evet bu bir matematiği öğretme uzmanı Dr.Murat ALTUN’du.Hocamız bizlere, aslında matematiğin ne kadar zevkli ve doya doya yaşanması gereken bir ders olduğunu gösterdi.O yaşta bile her ders ayrı bir heyecan ve ayrı bir buluşa sahne oluyordu biz öğretmen adayları için..İşte bunun için teşekkürler sana diyorum Murat Hocam,teşekkürler senin gibi var olan yüreklere”….

 

 

MuammerAKAL kullanıcısının avatarı MuammerAKAL Teşekkürler (0)
şikayetim var!

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...

Aradağını bulamadın mı?

Soru sor