Cevaplar

2012-12-19T18:33:42+02:00

Aslen Polonyalıdır. Varşova’da doğdu. Ladislas Skladowski adındabir fizik ve matematik profesörünün kızıdır. Bilim alanındaki ilkçalışmalarına Varşova’da babasının laboratuvarında başladı. Bu sırada gençlerin ihtilal hareketlerine karıştığından Varşova’dan ayrılmak zorunda kaldı. Önce Krakovi’ye oradan da Paris’e gitti. 1891′de Sorbonne Üniversitesi’ne girdi. Burada fizik doktorası yaptı. 1895′te öğretmeni Pierre Curie ile evlendi. 1896′da Fransız bilginiHenri Becquerel’in uranyum metalindeki radyoaktivite özelliklerinekeşfetmesi üzerine Curieler araştırmalarını bu yönde geliştirdiler

1 5 1
2012-12-19T18:33:49+02:00

Büyük bilimsel keşiflerin ardında yatan öyküler göz ardı edilir çoğu zaman. Dünyanın gidişatını değiştiren buluşların, ani beyin fırtınaları sonucunda doğduğu düşünülür. Arkhimedes’in yarattığı “Eureka” mitindeki ya da Newton’ın “kafaya düşen” elma örneğindeki gibi, hep o son nokta hatırlanır. Ancak, işin özü hiç de görüldüğü gibi değil… Einstein’ın “e=mc2″ ile formülleştirdiği teori, aslında enerji kadar, yaşamından çaldığı zamana, çektiği sancılara da eşit. Polonya asıllı bilim kadını Maria Sklodowska ya da Fransa’da yaptığı evlilik sonrası, dünyada bilinen adıyla Marie Curie. Tüm bilim insanları arasında, kimse onun kadar zorluklara göğüs germek zorunda kalmadı ve kimse onun kadar ağır bir bedel ödemeye mecbur bırakılmadı. Buluşları, sonunda yaşamına mal oldu.

Eşi ve meslektaşının trajik ölümü, olay üzerine türetilen dedikodular, bilimsel kuruluşlar tarafından sürdürülen karalama kampanyaları, Curie’nin Nobel ödüllü ilk bilim kadını unvanını kazanmasını, hatta Nobel’i iki kere alan ilk kişi olmasını; dahası, bilimsel anlamda ölümsüzleşmesini engelleyemedi. 7 Kasım 1867′de, Varşova’da doğan Maria Sklodowska’yı fizikle ilgilenmeye yönelten kişi, fen öğretmeni olan ablasıydı. Curie, daha o zamanlarda dikkat çeken kararlı ve ciddi yapısıyla, henüz 15 yaşındayken, okulu en iyi dereceyle bitirmişti.

1 5 1