Cevaplar

2012-12-19T19:02:12+02:00

Bir ülkede, doğurganlık oranının azalması ve ortalama ömür süresinin uzamasıyla nüfusun yaşlanması şeklinde ortaya çıkan demografik değişimler; ekonomik büyüme, istihdam, işgücü üretkenliği, özel tasarruflar, vergi yükü ve yaşam standartları gibi birçok ekonomik ve sosyal alanda sonuçlar doğurmaktadır. Avrupa Birliği’nde nüfus yaşlanmaktadır ve bu durumun gelecekte birçok sorun yaratacağı açıktır. Muhtemel sorunlar; işgücü kapasitesinin ve üretkenliğinin azalması, ekonomide genel tasarruf miktarının azalması ve sosyal güvenlik sistemlerinin olumsuz etkilenerek kamu harcamalarının artması olarak sıralanabilir.

Yaşlanma problemine bağlı ilk sorun, işgücü kapasitesiyle ilgilidir. Son kırk yılda yaklaşık olarak aynı seyreden işgücü ortalama yaşı bundan sonra hızla artacaktır. Bu konuda yapılan bir çalışmada, bu hızın her yedi yılda bir, bir yaş artacağı
hesaplanmıştır. Böylece, AB’de işgücü kapasitesi hissedilir oranda azalacaktır.

İkinci sorun, yaşlanmanın, bireylerin tüketim-tasarruf kararlarını etkileyen önemli bir faktör olmasına ilişkindir. Yaşam döngüsü modeli bireylerin tüketim ve tasarruf kararlarını belirleyen üç temel unsuru incelemiştir. Bunlar; kazanç, sağlık harcamaları ve yaşam süresi hakkındaki belirsizliklerdir. Dolayısıyla, yaşam süresini kısa gören belli bir yaşın üzerindeki bireylerin, tasarruf yapmak yerine tüketim yapmayı tercih etmesi doğal bir olgudur. Konuya genel ekonomi açısından bakıldığında, tüketim-tasarruf kararları bir ülkenin gelecekteki potansiyel ekonomik büyümesini ve doğal olarak kişi başına düşen milli gelirini etkiler; çünkü tasarruf, bireyin gelecekteki harcama miktarını belirlerken aynı zamanda bir ekonominin de sermaye arzını belirlemektedir. Bu bağlamda, AB’nin gelecekteki refah seviyesinin yaşlanma probleminden olumsuz etkilenmesi kaçınılmazdır.

Üçüncü sorun, yaşlanma probleminin mali sonuçlarıyla ilgilidir. Avrupa Birliği’nde, kamu harcamaları içinde yaşa bağlı harcamaların oranı %40’tan fazladır. Yaşlanma, emeklilik ve sağlık harcamalarını etkilediği için nüfusun demografik özelliklerine göre yapılan harcamalar bütçeye ek bir yük getirecektir. Bu duruma, AB üyesi olan Hollanda’dan örnek verilebilir. Hollanda Sosyal ve Ekonomik Konseyi raporuna göre, sadece Hollanda’da 2000-2015 yılları arasında yaşa bağlı harcamalar Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) içinde %5’ten %6’ya yükselecektir10. Yine
Hollanda’da, yaşlanma probleminden etkilenen kamu harcamalarının sürdürülebilirliğ için devlet bütçesine %1.8’lik ilave kaynak bulunması gerekmektedir11. Dolayısıyla, yaşlanma, sosyal güvenlik sistemlerinin devamını ve kamu harcamalarının sürdürülebilirliğini tehlikeye sokmaktadır.

Yaşlanma probleminden sosyal güvenlik sistemlerinin çok fazla etkilenmesinin temel sebebi, halihazırda Avrupa Birliği üye ülkelerinde kullanılan emeklilik sistemlerinin finansman şeklidir. AB’de emeklilik sistemleri genellikle dağıtım yöntemiyle finanse edilmektedir. Bu yöntemde, mevcut çalışanların sosyal güvenlik kesintilerinden emeklilere ve muhtaç bireylere kaynak aktarılmaktadır. Bu noktada, nüfusun yaşlanmasını ölçen iki temel göstergenin AB’deki sonuçlarına bakmak yararlı olacaktır. Birincisi, yaşlı bağımlılık oranıdır12. 2050 yılında AB-15’in genelinde yaklaşık olarak iki kat artacak olan bu orana göre Avrupa Birliği’nde, 2000 yılında, altmış milyon olan 65 yaş üstü grup 2050 yılında yüz milyonu bulacaktır. Başka bir deyişle, bugün için her yaşlı başına dört çalışabilir nüfus varken, 2050 yılında bu oran ikinin altına düşecektir. kinci gösterge ise, seksen yaş üstü grubun büyüklüğü ve aynı grubun yaşlı nüfus içindeki oranıdır. 21. yüzyılın ilk yarısında sayısı sadece 23 milyon olan bu grup, 2050 yılına gelindiğinde üç kat artarak 65 milyonu bulacaktır.

0
2012-12-19T19:02:15+02:00

doğuma karsı politikalrdan dolayı :)

0