Cevaplar

2012-12-19T19:06:14+02:00

SİYAH İNCİ

Denizin kıyısındaki küçücük bir kumsalın çevresini saran tepeler kumsalın iki yanından denize doğru yengeç kolları gibi uzanmıştı Kumsal kollarını açmış denizi kucaklamak istiyordu… Denize uzanan kayalara dalgalar çarpıyor köpürerek beyazlaşıp üstlerini örtüyordu Dalgalar çekilince kayaların koyu renkli ıslak çıplaklığı görünüyordu…



Küçücük kumsal koyun içindeki denizle kucaklaşmış sessizce güneşlenirken çevredeki tepelere doğru bakınca kumsalın yeşil otlar arasında kaybolduğu ileride yeşil örtünün yer yer ağaçlarla gölgelendiği görülüyordu Burası insan eli değmemiş doğanın en güzel köşelerinden birisiydi…



İşte masalımız bu güzel doğa parçasında dalgaların dövdüğü kayaların hemen dibinde geçer…



Denizdeki dalgalar öfkelerini dindirmek için kayalara çarparken buralara küçük yaşam tohumlarını taşımışlar Bazıları çekilen dalgaların gücüyle yeniden denize dönmüş Bazıları kaygan yüzlü kayalara tutunmayı başarıp minik yaşamlarını başlatmışlar Bu minik yaşam bir süre sonra yeşilli kahverengili yosunlara dönüşmüş Bundan sonra kayalara çarpan dalgalar yosunları da okşamışlar Yosun tutan kayaların dibinde başlayan yaşam yiyecek bulmak için buraya gelen diğer canlılarla süslenmiş Kayaların arasında gürültüyle kırılan ve köpüren dalgaların dibinde yaşamın sessiz canlılığı sürüyormuş…



Dalgalarla sürüklenerek kayalara değin gelen küçük bir midye tam kayalara çarpmak üzereyken yosunlara tutunup parçalanmaktan kurtulmuş Yosunların arasından yuvarlanarak denizin dibine değin inmiş Burada yaşamını sürdürebileceği kuytu bir köşeye yerleşmiş Sırtını dayadığı kayalardan destek alıp yosunların arasındaki besinleri yiyerek yaşamını sürdürmeye başlamış Güvenlik içinde büyüyüp gelişen midye çevresine yayılan yavrularıyla mutlu bir yaşamın sürüyormuş Bazen balıklar yosunların arasından süzülüp midyelerin yanına gelirmişler



Midyeler suyun içinde süzülen kıpır kıpır dolanan balıklara ağızları açık baka kalırmış Çünkü midyelerin kayalara yapışmış yosunlara sarılmış yaşamı balıkların özgür yaşamına hiç banzemezmiş Midye kendi çevresine bağımlı yaşamını düşünüp balıklara benzemediğine çok üzülürmüş Böyle durumlarda hüzünlü göz yaşları kabuğunun içine yayılırmış Deniz suyuna karışan gözyaşları kabuğun içinde ince bir sedef katmanı oluştururmuş



Midye ağzını açınca beyaz sedef katman suyun içinde parıldayarak balıkların dikkatini çekermiş Balıklar ışıl ışıl parıldayan sedefe doğru yüzermiş Midye gözyaşlarından oluşan sedefin balıkların ilgisini çektiğini bilemez onların kendi iç güzelliğine tutkun olduklarını anlayamazmış Onun istediği; balıklar gibi gezip çevresini ve evreni öğrenmekmiş… Kayalara yapışık yaşam onun hoşuna gitmiyormuş Bazı geceler karanlık sularda kimselere belli etmeden sessizce ağlarmış…



Günlerden bir gün hırçın dalgalar kumsaldan kaldırdıkları küçücük çakıl taşlarını kayalara savurmuşlar Kayalara çarpınca çıtırdayarak akan yuvarlanan küçük çakıl taşları denizin dibine düşmeye başlamışlar Midye o güne değin dalgaların bunca hırçın olabileceklerini bilmiyormuş Bazı yosunlar bile kayalardan kopup dalgalarla uzaklara sürüklenmişler Bir ara ağzı açık fırtınaya izleyen midye dalgalarla yuvarlanan küçücük bir çakıl taşının ağzından içeriye girmesine engel olamamış Midye ağzını kapatmaya çalışmış ama çok geç kalmış Taş çoktan göğsünün üzerindeymiş Midye ağzını kapayınca oraya yapışmış Midye neye uğradığını anlayamamış Acıyla kıvranmış O taştan kurtulmak istemiş ağzını açmış kaslarını germiş ama tüm çabaları boşunaymış Taşın artan ağırlığını hissettikçe ondan kurulamadığını anlıyormuş



Tutsaklar gibi sürdürdüğü yaşama bir de göğsünün tam ortasına yerleşen kara bir taşın ağırlığı eklenince midyenin gözü kararmış yaşam çekilmez olmuş Olanak buldukça ağzını açıp göğsüne yapışan kara taştan kurtulmak istemişDalgalardan çevresinde dolanan balıklardan yosunların arasında gezinen diğer kabuklu deniz hayvanlarından yardım beklemiş Umutları hep boşa çıkmış Beklediği yardım hiç gelmemiş…



Karamsarlık midyenin tüm benliğini kaplamış Karanlıkta akıttığı göz yaşları deniz suyuyla sertleşirken salt kabuğuna bulaşmıyor taşın çevresini de sarıyormuş Küçük çakıl taşı çevresini saran kara sıvının katılaşmasıyla büyümeye başlamış Midye iyice huzursuz olmuş Taştan kurtulamamaktan daha kötüsü: Taşın büyümesiymiş Midye: “Taş beyaz olsaydı neyse Bedenimle sarar başkalarından saklardım Ama bu utanç karasını bembeyaz kabuğun içinde gizlemem olanaksız” diye dertleniyormuş



Taş büyüdükçe “Herkes görecek” korkusuyla ağzını açmamaya çalışıyormuş Çünkü göğsünde büyüyen kapkara bir taşla yaşamak onu çok utandırıyormuş Çevresinde yüzen balıkları görünce ağzını sımsıkı kapıyormuş Çevresine bakınıp yüzen canlı olmadığını anlayınca ancak o zaman ağzını korkuyla aralıyormuş Eskisi gibi kayalara tutunup ağzını denizin akıntısına açmak kabuğun içindeki sedefin yansıyan parıltısını kullanarak balıkların dikkatini çekmeye çalışmak onun için artık bir düşmüş Midye tüm neşesini yitirip kedere gömülmüş…



Bir gün ağzını hafifçe aralamış denizin akıntısını solurken yanına yaklaşıp aralıktan içeriye bakmaya çalışan balığı görünce çok utanıp hemen ağzını kapatmış Balık midyenin çevresinde kıvrılarak dolanıp yine karşısına dikilmişYüzgeçlerini açıp kapayarak:

1 5 1
2012-12-19T19:09:37+02:00

SİYAH İNCİ

Denizin kıyısındaki küçücük bir kumsalın çevresini saran tepeler kumsalın iki yanından denize doğru yengeç kolları gibi uzanmıştı Kumsal kollarını açmış denizi kucaklamak istiyordu… Denize uzanan kayalara dalgalar çarpıyor köpürerek beyazlaşıp üstlerini örtüyordu Dalgalar çekilince kayaların koyu renkli ıslak çıplaklığı görünüyordu…



Küçücük kumsal koyun içindeki denizle kucaklaşmış sessizce güneşlenirken çevredeki tepelere doğru bakınca kumsalın yeşil otlar arasında kaybolduğu ileride yeşil örtünün yer yer ağaçlarla gölgelendiği görülüyordu Burası insan eli değmemiş doğanın en güzel köşelerinden birisiydi…



İşte masalımız bu güzel doğa parçasında dalgaların dövdüğü kayaların hemen dibinde geçer…



Denizdeki dalgalar öfkelerini dindirmek için kayalara çarparken buralara küçük yaşam tohumlarını taşımışlar Bazıları çekilen dalgaların gücüyle yeniden denize dönmüş Bazıları kaygan yüzlü kayalara tutunmayı başarıp minik yaşamlarını başlatmışlar Bu minik yaşam bir süre sonra yeşilli kahverengili yosunlara dönüşmüş Bundan sonra kayalara çarpan dalgalar yosunları da okşamışlar Yosun tutan kayaların dibinde başlayan yaşam yiyecek bulmak için buraya gelen diğer canlılarla süslenmiş Kayaların arasında gürültüyle kırılan ve köpüren dalgaların dibinde yaşamın sessiz canlılığı sürüyormuş…



Dalgalarla sürüklenerek kayalara değin gelen küçük bir midye tam kayalara çarpmak üzereyken yosunlara tutunup parçalanmaktan kurtulmuş Yosunların arasından yuvarlanarak denizin dibine değin inmiş Burada yaşamını sürdürebileceği kuytu bir köşeye yerleşmiş Sırtını dayadığı kayalardan destek alıp yosunların arasındaki besinleri yiyerek yaşamını sürdürmeye başlamış Güvenlik içinde büyüyüp gelişen midye çevresine yayılan yavrularıyla mutlu bir yaşamın sürüyormuş Bazen balıklar yosunların arasından süzülüp midyelerin yanına gelirmişler



Midyeler suyun içinde süzülen kıpır kıpır dolanan balıklara ağızları açık baka kalırmış Çünkü midyelerin kayalara yapışmış yosunlara sarılmış yaşamı balıkların özgür yaşamına hiç banzemezmiş Midye kendi çevresine bağımlı yaşamını düşünüp balıklara benzemediğine çok üzülürmüş Böyle durumlarda hüzünlü göz yaşları kabuğunun içine yayılırmış Deniz suyuna karışan gözyaşları kabuğun içinde ince bir sedef katmanı oluştururmuş



Midye ağzını açınca beyaz sedef katman suyun içinde parıldayarak balıkların dikkatini çekermiş Balıklar ışıl ışıl parıldayan sedefe doğru yüzermiş Midye gözyaşlarından oluşan sedefin balıkların ilgisini çektiğini bilemez onların kendi iç güzelliğine tutkun olduklarını anlayamazmış Onun istediği; balıklar gibi gezip çevresini ve evreni öğrenmekmiş… Kayalara yapışık yaşam onun hoşuna gitmiyormuş Bazı geceler karanlık sularda kimselere belli etmeden sessizce ağlarmış…



Günlerden bir gün hırçın dalgalar kumsaldan kaldırdıkları küçücük çakıl taşlarını kayalara savurmuşlar Kayalara çarpınca çıtırdayarak akan yuvarlanan küçük çakıl taşları denizin dibine düşmeye başlamışlar Midye o güne değin dalgaların bunca hırçın olabileceklerini bilmiyormuş Bazı yosunlar bile kayalardan kopup dalgalarla uzaklara sürüklenmişler Bir ara ağzı açık fırtınaya izleyen midye dalgalarla yuvarlanan küçücük bir çakıl taşının ağzından içeriye girmesine engel olamamış Midye ağzını kapatmaya çalışmış ama çok geç kalmış Taş çoktan göğsünün üzerindeymiş Midye ağzını kapayınca oraya yapışmış Midye neye uğradığını anlayamamış Acıyla kıvranmış O taştan kurtulmak istemiş ağzını açmış kaslarını germiş ama tüm çabaları boşunaymış Taşın artan ağırlığını hissettikçe ondan kurulamadığını anlıyormuş



Tutsaklar gibi sürdürdüğü yaşama bir de göğsünün tam ortasına yerleşen kara bir taşın ağırlığı eklenince midyenin gözü kararmış yaşam çekilmez olmuş Olanak buldukça ağzını açıp göğsüne yapışan kara taştan kurtulmak istemişDalgalardan çevresinde dolanan balıklardan yosunların arasında gezinen diğer kabuklu deniz hayvanlarından yardım beklemiş Umutları hep boşa çıkmış Beklediği yardım hiç gelmemiş…



Karamsarlık midyenin tüm benliğini kaplamış Karanlıkta akıttığı göz yaşları deniz suyuyla sertleşirken salt kabuğuna bulaşmıyor taşın çevresini de sarıyormuş Küçük çakıl taşı çevresini saran kara sıvının katılaşmasıyla büyümeye başlamış Midye iyice huzursuz olmuş Taştan kurtulamamaktan daha kötüsü: Taşın büyümesiymiş Midye: “Taş beyaz olsaydı neyse Bedenimle sarar başkalarından saklardım Ama bu utanç karasını bembeyaz kabuğun içinde gizlemem olanaksız” diye dertleniyormuş



Taş büyüdükçe “Herkes görecek” korkusuyla ağzını açmamaya çalışıyormuş Çünkü göğsünde büyüyen kapkara bir taşla yaşamak onu çok utandırıyormuş Çevresinde yüzen balıkları görünce ağzını sımsıkı kapıyormuş Çevresine bakınıp yüzen canlı olmadığını anlayınca ancak o zaman ağzını korkuyla aralıyormuş Eskisi gibi kayalara tutunup ağzını denizin akıntısına açmak kabuğun içindeki sedefin yansıyan parıltısını kullanarak balıkların dikkatini çekmeye çalışmak onun için artık bir düşmüş Midye tüm neşesini yitirip kedere gömülmüş…

1 5 1