Cevaplar

2012-12-19T20:15:45+02:00

William Cullen Hamilton, Lanarkshire'da dünyaya geldi. Hamilton Dil Okulu'unda ögrenim gördü ve 1726 yılında Glasgow Üniversitesi'nde genel sanat ögrenimine başladı.Tıbbi deneyimini Glasgow'lu bir eczacı olan John Paisley'in yanında çıraklık yaparak edinmişti.1729 yılında Londra ile Karayiplerarasında ticaret yapan bir tüccar gemisinde tıbbi personel olarak işe başladı.İki yıl sonra, kendisini genel tıp uygulamalarında daha da eğitmek için, Londra'daki Henrietta Sokağının Eczacısı Bay Murray'ın asistanı olarak Lanarkshire'ın Shotts(Iskoçya)'ya geri döndü.1734 ve 1736 yillari arasındaEdinburgh Üniversitesi'nde tıp öğrenimi gördü.Burada kimyaya ilgi duymaya başladı ve Kraliyet Tıp Birimi'nin kurucularından oldu.

Şöhreti 1736 yilinda tıbbi uygulamalara başladığı Hamilton'da çok hızlı yayılıyordu.Aynı zamanda doğa bilimleri eğitimine, özellikle de kimya eğitimine ara vermeden devam etti.Bir anatomist olan William Hunter 1737-1740 yılları arasında William Cullen'in stajyer-öğrencisi ve aynı zamanda iş ortağı oluyordu.1740 senesinde Cullen, Glasgow Universitesi'nden mezun oldu ve ertesi sene (1741 yılında) evlenip ailesini kurduğu sıralarda (1703-1743 yılları arasında 5'inciHamilton Dük''lüğü yapmış olan) James Douglas'ın daimî hekimi olmuş ve ailesi ile beraber Dük'ün köşkünde yaşamaya başlamıştı.1744 yılında Dük'ün ölümü ile Cullen'lar tekrar Glasgow'a taşındı.

Cullen, 1747 yılında Üniversite eğitimini tamamladıktan sonra, Britanya'nın ilk bağımsız Kimya okutmanı oldu.Aynı Tarihte Glasgow Hekimler ve Doktorlar Fakültesi'nin de başkanlığına seçildi. 1751 senesinde Glasgow'lu Kraliyet Tıp Profesörleri ve Tedavi Bilimcileri kurumuna Tıbbi Müdahele Profesörü olarak atandı, gene de kimya derslerine girmeye devam ediyordu.

1766 senesinde Edinburgh'daki Tıp Enstitütüsü kürsüsüne atandı ve burada tıp derslerine girmeye başladı.Cullen'ın başarıları 1773 senesinde İskoçya Kralı'nın Baş Hekimi ve Edinburgh'daki Kraliyet Hekimler Okulu'nun başkanı olması ile sürdü.1777 yılında Londra Kraliyet Üyeliği'ne seçildi ve 1783'de Edinburgh Kraliyet Üyeliği'nin kurucularından oldu.

Glasgow'da Üniversite düzeyinde fizyoloji, botanik, tıp ve kimya gibi pek çok konuda okullar arası dersler verdi.Büyük yeteneği, şevki ve pratik eğitimdeki anlatım kabiliyeti O'nun kısa sürede başarılı ve girdiği derslerde sınıfları taşıracak kadar popüler bir eğitimci olmasını sağladı.Aynı zamanlarda hekimlik de yapıyordu ve 1747 senesinde Kimya okutmanı da oldu.Cullen, çok dikkatli ve gayretli çalışan fakat pek özgün olmayan bir araştırmacı ve deneyciydi.Ancak öğrencilerini özgün araştırmalara yönlendirmekten kaçınmazdı.Örneğin, Joseph Black de O'nun yetiştirip yönlendirdiği öğrencilerden biridir.

Edinburgh Yılları [değiştir]

1755 yılında Lord Kames tarafından Edinburgh Üniversitesi'nde kimya ve tıp profesörü olması için ikna edildi.

1756'da yapay soğutmayı gösterdiği, "Buharlaşan sıvılar ve sıvı-benzerlerinden soğuk şartlar üretilmesi" isimli makalesini yayınlaması da Edinburgh yıllarına denk gelir.(Daha önce de benzer deneyleri Glasgow Universitesi'nde yapmış olmasına rağmen bu denli başarılı olamamıştır.) Cullen, kısmi vakum yaratmak için dietil kap üzerine yerleştirilmiş bir pompa kullanarak kaynama noktası'na erişen sıvıların buharlaşma ısısı'yla absorbe edilmesinin ardından etrafını soğutması prensibinden yararlanıyordu.Böylece küçük bir miktar buz üretebiliyordu ama bu işlemin ticari uygulama alanı pek yoktu.

1757'de Edinburgh Kraliyet Kliniği'ndeki klinik tıp derslerini bıraktı. 1760'da Profesör Charles Alston'un ölümünün ardından Cullen, öğrencilerinin isteği ile tıbbi materyaller derslerinin tamamlanması için bu derslere girmeğe devam etti; ancak dersi tamamen yeni bir çehreye sokacak olan ve 1771 notlarındaki yazıları topladığı Tıbbi Materyallerin Bilimsel İncelemesi (A Treatise on Materia Medica) ismiyle basılan eserini 1789 yılında yayınlıyordu.

Tıp Enstitüsü Profesörlerinden Robert Whytt'in ölümünün ardından Cullen kürsünün sahibi olmuştu ve aynı sıralarda da kimyadan yavaş yavaş vazgeçiyordu.Aynı yıl içinde uygulamalı tıp profesörlüğüne aday olsa da bunu gerçekleştiremedi.Bu hakkı kazanan ve bir moralist olan John Gregory ile yaptığı görüşme ile ikisi de birbirine alternatif teşkil eden uygulamalı tıp derslerine girmek için anlaştılar.Bu anlaşma Gregory'in 1773'deki anî ölümüne dek sürdü.Cullen bu olayın ardından mecburen uygulamalı hekimlik profesörlüğüne geri döndü ve birkaç ay sonra da öldü. Ölüm tarihi:5 Şubat, 1790.

Cullen'ın en büyük oğlu olan Robert 1796'da İskoçya'da yargıç oldu ve daha sonra Baron Cullen[1], olarak anılana dek Lord Cullen ünvanı altında görevini sürdürdü.

2 4 2
2012-12-19T20:18:25+02:00

Antoine Lavoisier Fransız kimyager. 1743 yılında Paris'te doğdu ve aynı yerde 1794'te idam edildi. O devrin Ünlü kimyacısı Guilaume-Francois Rouelle'nin (1703-1770) tesiri altında kaldı. Zengin bir ailenin çocuğu olan Lavoisier, Mazarin Kolejinden mezundur. Babasının yerini almak düşüncesiyle hukuk tahsiline başladı ve çok iyi bir eğitim görerek 1764'te mezun oldu. Fen bilgilerine duyduğu alakadan dolayı zamanın belli başlı fen derslerine ve laboratuvarlarına devam etti. 1765 senesinde ilk araştırmasını yayınladı. 1768'de Fen Akademisine üye seçildi. Hayatı boyunca ticaret, ekonomi ve toplum refahı konularında faaliyette bulunmuş, 23 yıl maliyede vazife yapmıştır.

Fransız İhtilalini hazırlayan siyasi olaylarda faal rol oynamıştır. Fransa'da köklü bir sosyal reformun yapılmasına inanmaktaydı. Bu arada sosyal şartları ve ziraati incelemek için seçildiği komisyonlarda yaşlılık sigortası ve vergi reformu gibi çok köklü teklifler yapmıştır.

İhtilal sırasında Fransız maliyesi ve ekonomik kaynaklar hakkında bir rapor hazırlamıştır. Ölçülerde metrik sistemin ortaya çıkmasında da faal rol oynamıştır. Bütün bu hizmetlerine rağmen ihtilalcilerin devamlı saldırılarına maruz kalmış ve önce hapsedilmiş, daha sonra mahkeme edilip, suçlu bulunarak 1794'te ölüme mahkum edilmiştir.

Çalışmaları: Lavoisier kimya çalışmalarına başladığında Avrupa'da kimya konusu ilim kabul edilmiyordu. Teorik temel okutu. Lavoisier Avrupa'da kimya ilminin mimarı oldu. Kimyayı ilmi bir temele oturttu. Lavoisier, yanma olayında oksijenin rolü ile ilgili çalışmaları ile tanınmıştır. Maddenin Korunumu Kanunu'nun sahibi olan Lavoisier eski flogiston fikrini kaldırarak, modern kimyanın temelini atmıştır.

Lavoisier'in nazariyesine göre ürünlerin ağırlığı reaktonların (reaksiyona girenlerin) ağırlığına eşit olmalıdır. On sekizinci yüzyılda flogiston teorisine göre yanan maddelerin farazi bir ağırlık kaybettiği kabul ediliyordu. Oksit bilinmediği için metal maddelerin havayla teması neticesi meydana gelen kızarıklığa calx deniyordu. Tatminkar olmayan bu açıklamalar Lavoisier'i bütün bunların hava-metal birleşimiyle olduğu neticesine götürdü. Reaksiyon esnasında, sonradan oksijen ismini verdiği bir gaz çıktığını tesbit etmiştir. Oksijenin keşfi ile yanma-oksitlenme hadisesi aydınlandı.

Lavoisier solunum esnasında oksijen alınıp, karbondioksit verildiğini tesbit etti. Deneyler sonucu solunumun da bir nevi yanma olduğunu anladı ve kalorimetre yardımı ile kimyevi reaksiyonların ısısını ölçtü. Biyokimya alanında birçok deneyler yaptı. Herhangi bir maddenin katı, sıvı veya gaz halden birinde olduğunu söyleyen Lavoisier'dir. Havayı analiz ederek azotla-oksijeni ayırmış, hidrojeni yakarak su elde etmiştir. Çağdaşlarıyla yaptığı temaslar neticesi “Kimyevi İsimlendirme Metodu”nu geliştirmiştir. Bu arada barut ve güherçile imalinde hükümete yardımcı olmuştur.

Bugün kimyanın babası ismi verilen ve kimyaya teraziyi sokmakla, Aristo'nun yanlış nazariyelerini temelinden yıkarak, tecrübi ilimlere, yeni müsbet bir çığır açan Lavoisier, bir taraftan fennin bugünkü dereceye ilerlemesine çok hizmette bulunmuş bir taraftan da mütehassıs olduğu kimya ilminde büyük hatalar yapmıştır. Onun buluşu olduğu için, kitaplara geçen, üniversitelerde okutulmuş olan bu sözleri, bugün bir orta mektep talebesi söylerse sınıfta bırakılır. Mesela klor gazına bileşik cisim bir oksit, diyordu ve asitleri (hamızları) yanlış anlatıyordu.

Lavoisier'in en büyük hatası, doğru tecrübesini, kıymetli buluşunu izah ederken, dine inanmıyanların eskidenberi söylemekte oldukları bir sözü tekrarlaması idi. Yani “kimya tepkimelerinde, madde gayb olmaz ve yoktan meydana gelmez” hakikatini deney ile ispat etmiş ise de, her şeyin kimya tepkimesi, kimya kanunu ile yapıldığını sanarak, aldanmış ve kendisini lekeleyen başka sözlerine çok çirkin birini daha eklemiş; kimya tepkimelerinde ağırlık değişmediğini görerek Ağırlığın Sakınımı Kanununu kurunca, “Tabiatta bir şey yaratılmaz ve hiçbir şey yok edilemez.” deyivermiştir. Bunu duyan fen taklitçileri “Yoktan birşey yaratılmaz. Hiçbir şey yok olmaz.” diye iddiada bulundular ve dinlere, bu arada İslamiyete hücum ettiler.

Lavoisier'in kimya olaylarında, maddenin artmadığını ve azalmadığını görmesi “İnsanlar hiçbir şey var edemez ve yok edemez.” hakikatını meydana çıkarmaktadır. Halbuki o da başka din düşmanlarının düştüğü büyük hataya düşerek tecrübesinden yanlış netice çıkarmış ve dine saldırmıştır. Fakat, böylece ancak kendini lekeledi. Çünkü, bugünkü fizikokimya bilgisi, kimyanın ulaşamadığı atomun derinliklerine girerek, Lavoisier'in aldandığını ispat etmiştir. Nitekim Einstein'in relativite nazariyesi, kütlenin korunması kanununu bile madifie etmiş, yani değiştirmiştir.

Bu suretle anlaşılmıştır ki madde, Lavoisier'in sandığı gibi dünyanın temeli değildir. Bugün, yeni keşfedilen çekirdek olayları, nükleer reaksiyonlar, maddenin enerjiye döndüğü ve yok olduğu hadiseleri Lavoisier'in aldandığını göstermektedir.

0