Cevaplar

2012-12-19T20:22:47+02:00

Birinci derece akrabalık bağları olan kalp hastası olan kişilerde risk diğer gruba göre daha yüksek görülmektedir.  Ailesinde kalp hastalığı olan kişilerin kendilerinde de kalp hastalığı olacak diye bir kaide yoktur. Diğer risk faktörlerinin olması kalp hastalığı riskini arttırmaktadır.

Yaş
Yaş ilerledikçe tüm dokularda olan değişikliklerle birlikte damar yapısında da değişiklikler olmaktadır.  Bu erkeklerde 45–50 yaş üzeri bir risk faktörü iken bayanlarda ise, 50–55 yaş üzeri bir risk faktörüdür (hormonlara bağlı).
 

Cinsiyet
Erkelerde kalp damar hastalıkları riski bayanlara nazaran daha sık görülmektedir.
 

Diabetus mellitus (Şeker hastalığı)
Şeker hastalığı varlığı kalp damar hastalıkları için bir sebep olarak görülmektedir. Hatta son araştırmalarda kalp damar risklerinden çıkarılıp tek başına diyabetin olması kalp damar hastalığı için bir sebep olarak görülmektedir. Tüm damar yapısı bulunan organları olumsuz etkilemekte böbrek hastalıklarına yol açtığı zaman “nefropati”, göz hasarına yol açtığı zaman “retinopati”, kalp, beyin ve diğer damarlardaki yol açtığı hasarlar “anjiyopati” olarak bilinmektedir. Ancak kan şekeri istenen düzeyde seyredilince en az hasarı vermektedir.
 

Sigara
Sigara ve tütün tüketimi tüm sağlık sistemini olumsuz etkilemekle birlikte daha çok hasarını damar ve akciğer üzerine vermektedir. Kalp ve diğer damarlarda plakların oluşumunu lipit düzeyini olumsuz etkiler. Kalp damar hastalığı sebebiyle stent veya bypass olan hastalarda özellikle stentı olan bireylerde sigara damarın tıkanmasına yol açmaktadır. Sigara içenlerde içmeyenlere nazaran kalp hızı %7 tansiyon arteriyal %10 ve akciğer kanseri 6 kat daha fazla görülür. Ayrıca diğer risk faktörlerinin etkisini arttırmaktadır.
 

Hiperlipidemi ve Dislipidemi
Hiperlipidemi ve Dislipidemi vücuttaki kan yağlarının yüksek veya orantısız olmasıyla tanımlanmaktadır. Hastadan hastaya değişme koşuluyla kan yağları özellikle total kolesterol, LDL ve trigliserit değerlerinin yüksek olması aynı zamanda HDL değerinin düşük olması tüm damar yapısında plakların oluşmasıyla tıkanmalara sebep olur. Günümüzde daha çok tartışılan kolesterol değerinin nasıl olması gerektiği hakkında çeşitli yazılara mevcuttur. Ancak ortalama total kolesterol 200 altı, LDL 130 altı, HDL ise, 45 üzeri olmalıdır. Ancak bu değerler risk faktörleri fazla olan kişilerde kalp damar hastalıkları sebebiyle girişim işlemleri (bypass, balon ve stent) olan kişilerde bu düzey daha alt sınırlara çekilmelidir. Ancak lipit düzeyini çok düşük tutmaya çalışırken her ilaçta yan etki görüldüğü gibi kolesterol ilaçlarının da yan etlileri göz ardı edilmemelidir. Ayrıca tek başına kolesterol düşürülmesi diğer risk faktörlerine dikkat edilmediği takdirde hiçbir fayda sağlanamayacaktır. Uzun dönemde tüm ilaçların yan etkisi de hastalığın seyri ile birlikte değerlendirmelidir.
 

Hipertansiyon
Tansiyon, kalbin pompası sırasında damar duvarına uygulanan basınçtır. Bu basıncın beslenmeyi sağlaması için belli bir düzeyde olması gerekmektedir. Ancak istenmeyen düzeylere çıktığı takdirde başta kalp böbrekler beyin ve diğer damar yapılarına zarar vermektedir. İstenilen basınç büyük tansiyonda 120 mmHg küçük tansiyonda ise, 80 mmHg olarak kabul edilmektedir.
Ancak tüm insanlarda tansiyon günün her saatinde değişiklik gösterir. Örneğin sabah hafif yüksek iken diğer saatlerde daha düşük seyretmektedir. 10 yaşındaki bir çocuk için 130/85 mmHg yüksek bir tansiyonmuş gibi algılanırken bu 65 yaşındaki bir hastada istenen bir tansiyon şeklidir. “Benim kalbim yüksek tansiyona alışıktır.” “bu bana zarar vermez.” “ ilaca bağlanmak istemiyorum.” cümleleri tansiyon arteriyel için geçersizdir. İdeal kilosunda olan tuz tüketimi en az olan (ortalama günlük 5–6 gr olan) sigara içmeyen ve stresten uzak olan bir kişi 140/90 mmHg üzerinde seyrediyorsa bir hafta içerisinde tanımlanmalı ve mutlaka uygun ilaçla kontrol altına alınmalıdır. Tansiyon ilaçları kişiye uygun ve dozunda kullanıldığı takdirde yarar sağlamaktadır. Uzun dönem yüksek seyreden tansiyon kalbin duvarının kalınlaşmasını, kalbin kan ihtiyacının artmasını ve ileride inmelere yol açarak beyin damarlarında anevrizmasının (baloncuk) oluşmasına neden olmaktadır. Bu risk faktörlerinden uzaklaşmak için yaşam tarzı değişikliği ile birlikte hipertansiyon ilacını düzenli kullanılmaktadır.
 

Şişmanlık (Obezite)
Tek başına risk faktörü olarak görülmese de diğer risk faktörlerine örneğin şeker hastalığı, kolesterol düzeyi tansiyonu olumsuz etkileyerek risk faktörü olarak kabul edilmelidir. Dünyadaki değişik ölçümlere göre örneğin boy-kilo oranı, bel çevresi sırt arkasındaki yağ kalınlığı ve vücut kitle indeksi (BMİ) bakılarak en son kabul edilen vücut kitle indeksi değeri 24 ve altı olmalıdır. Ancak çok düşük olan BMİ kabul edilen değer değildir.
 

Stres
Bugünkü dünyada stres yaşamın bir parçasıdır. Ancak bundan biraz uzak durmak iş yükünü uygun olduğu takdirde azaltmak kalp damar hastalığı yönünden olumlu etki sağlamaktadır.
 

Diğer Risk Faktörleri
-A tipi kişilik (heyecanlı, stresli bireyler),
-Biyokimyasal olarak vücuttaki bazı değerlerin örneğin ürik asit, CRP vs. yüksek olması.

0
2012-12-19T20:23:13+02:00

Sigara
Sigara ve tütün tüketimi tüm sağlık sistemini olumsuz etkilemekle birlikte daha çok hasarını damar ve akciğer üzerine vermektedir. Kalp ve diğer damarlarda plakların oluşumunu lipit düzeyini olumsuz etkiler. Kalp damar hastalığı sebebiyle stent veya bypass olan hastalarda özellikle stentı olan bireylerde sigara damarın tıkanmasına yol açmaktadır. Sigara içenlerde içmeyenlere nazaran kalp hızı %7 tansiyon arteriyal %10 ve akciğer kanseri 6 kat daha fazla görülür. Ayrıca diğer risk faktörlerinin etkisini arttırmaktadır.

Stres
Bugünkü dünyada stres yaşamın bir parçasıdır. Ancak bundan biraz uzak durmak iş yükünü uygun olduğu takdirde azaltmak kalp damar hastalığı yönünden olumlu etki sağlamaktadır.
 

Hipertansiyon
Tansiyon, kalbin pompası sırasında damar duvarına uygulanan basınçtır. Bu basıncın beslenmeyi sağlaması için belli bir düzeyde olması gerekmektedir. Ancak istenmeyen düzeylere çıktığı takdirde başta kalp böbrekler beyin ve diğer damar yapılarına zarar vermektedir. İstenilen basınç büyük tansiyonda 120 mmHg küçük tansiyonda ise, 80 mmHg olarak kabul edilmektedir.
Ancak tüm insanlarda tansiyon günün her saatinde değişiklik gösterir. Örneğin sabah hafif yüksek iken diğer saatlerde daha düşük seyretmektedir. 10 yaşındaki bir çocuk için 130/85 mmHg yüksek bir tansiyonmuş gibi algılanırken bu 65 yaşındaki bir hastada istenen bir tansiyon şeklidir. “Benim kalbim yüksek tansiyona alışıktır.” “bu bana zarar vermez.” “ ilaca bağlanmak istemiyorum.” cümleleri tansiyon arteriyel için geçersizdir. İdeal kilosunda olan tuz tüketimi en az olan (ortalama günlük 5–6 gr olan) sigara içmeyen ve stresten uzak olan bir kişi 140/90 mmHg üzerinde seyrediyorsa bir hafta içerisinde tanımlanmalı ve mutlaka uygun ilaçla kontrol altına alınmalıdır. Tansiyon ilaçları kişiye uygun ve dozunda kullanıldığı takdirde yarar sağlamaktadır. Uzun dönem yüksek seyreden tansiyon kalbin duvarının kalınlaşmasını, kalbin kan ihtiyacının artmasını ve ileride inmelere yol açarak beyin damarlarında anevrizmasının (baloncuk) oluşmasına neden olmaktadır. Bu risk faktörlerinden uzaklaşmak için yaşam tarzı değişikliği ile birlikte hipertansiyon ilacını düzenli kullanılmaktadır.
 

Şişmanlık (Obezite)
Tek başına risk faktörü olarak görülmese de diğer risk faktörlerine örneğin şeker hastalığı, kolesterol düzeyi tansiyonu olumsuz etkileyerek risk faktörü olarak kabul edilmelidir. Dünyadaki değişik ölçümlere göre örneğin boy-kilo oranı, bel çevresi sırt arkasındaki yağ kalınlığı ve vücut kitle indeksi (BMİ) bakılarak en son kabul edilen vücut kitle indeksi değeri 24 ve altı olmalıdır. Ancak çok düşük olan BMİ kabul edilen değer değildir.

işine yararsa sevinirim..

0