Cevaplar

2012-12-20T10:39:08+02:00
Peygamberlerin Vasıfları Şunlardır:

Tebliğ: Emrolunduğu vazifenin ehemmiyyet ve kudsiyyeti bakı­mından zülcelâl hazretleri risâlet ve tebliğ vazifesini erkeklere tahmil eylemiştir. Kadınlardan peygamber gelmemiştir. Tebliğ bildirmek, ulaştırmak demektir. Peygamberlerin Allah tarafından aldıkları emir ve yasakları her ne pahasına olursa olsun ümmetlerine eksiksiz ulaş­tırmaları demektir. Tebliğ’in zıddı olan “gizlemek” peygamberler için muhaldir. Her peygamber aldığı bütün emirleri harfi harfine ümmetine bildirmiştir.

Sıdk: Doğruluk, her peygamber her zaman doğru sözlü ve dü­rüsttür. Asla yalan söylemezler. Şeriat emirlerini insanlara tebliğ anında kendilerinden en ufak bir yalanın sâdır olmasına imkan ol­madığı gibi yaptıkları her şeyde doğrudur.

İsmet: Günah işlememek, günahtan korunmuş mâsum olmak demektir. Peygamberler hem vahiy’den önce hem de vahiy’den sonra günahtan mâsum oldukları icmâ ile sâbittir.

Emânet: Güvenilir ve emin olmak demektir. Peygamberlerin hepsi güvenilir kimselerdir. Onlar asla emâneti zâyi etmezler. Ken­dilerinde vahy-i ilâhîyi nakil ve telkin anında kat’iyyen emânete sâ­dık kalırlar. Hakîkatı Cenâb-ı Kibriya’dan aldıkları gibi aynen tebliğ ederler.

Cenâb-ı Hak bu meyanda şöyle buyurur: وَمَاكَانَ لِنَبِىٍّ اَنْ يَغُلَّ “Bir peygambere, emânete hıyânet yaraşmaz...”[1]

Fetânet: Peygamberlerin akıllı, zeki olmaları demektir. Bunun zıddı olan ahmaklık peygamberler hakkında asla düşünülemez. Ya­ratılış, akıl, ahlak, şeref ve asalette herkesten üstündürler.

İtikad ve imana dair hükümler, kullarının Allahu Teâlâ’ya karşı vazifeleri, ibadetler ve dini muamelelerin keyfiyeti, herhangi bir şe­yin iyi veya fena olduğu, ancak peygamberlerin Hakk tarafından “Vahy Emini” melek vasıtasıyla aldıkları “Vahy” ile tayin ve tesbit olunur. Hz. Adem aleyhisselâm yaratılışından Peygamberimize ka­dar, ne kadar peygamber geldiği adet bakımından malum değildir. Yalnız yirmisekizinin ismi, mukaddes kitabımız Kur’an-ı Hakîm’de zikredilmiştir. Bunların evveli Adem (a.s) ve sonuda Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselâm’dır. Hazret-i Muhammed sallallâhu aleyhi vesellem sonra peygamber gelmeyeceği kati ve muhakkak ol­duğu için peygamberimize Kur’an’da “Hâtem-ül Enbiyâ” denmiştir.

Cenâb-ı fahri alem bu bakımdan Enbiyâ kafilesinin hem seyyidi, hem serdarı, hem de sonudur. Vazife-i Nübüvvet onda tamam olur ve kemâle erer.

رَبَّنَا اِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَاد۪ى لِلْا۪يمَانِ اَنْ اٰمِنُوا بِرَبِّكُمْ فَامَنَّا رَبَّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّاَتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ الْاَبْرَارِ

 “Ey Rabbimiz! Gerçek şu ki biz, "Rabbinize inanın!" diye imana çağı­ran bir davetçiyi işittik, hemen iman ettik. ey Rabbimiz! Artık bizim gü­nahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, ruhumuzu iyilerle beraber al.” [2]

Keşfu’l - Mahcub müellifi Hucvîrî Cüneyd-i Bâğdâdî’den şöyle nakletmektedir.

Tasavvuf Kur’an-ı Kerîm’de kıssaları ve vasıfları anlatılan ulul azm peygamberlerdeki şu sekiz haslet üzerine kurulmuştur: İbrahim (a.s)’ın cömertliği, İsmail (a.s)’ın rıza ve teslimiyeti, Eyyüb (a.s)’ın sabrı, Zekeriyya (a.s)’ın işaretle konuşması, Yahya (a.s)’ın garipliği, Musa (a.s)’ın muhabbeti, İsa (a.s)’ın zühdü ve nihâyet Hz. Muham­med (a.s)’ın merhameti.

0
2012-12-20T10:39:31+02:00
Peygamberlerin Vasıfları Şunlardır:

Tebliğ: Emrolunduğu vazifenin ehemmiyyet ve kudsiyyeti bakı­mından zülcelâl hazretleri risâlet ve tebliğ vazifesini erkeklere tahmil eylemiştir. Kadınlardan peygamber gelmemiştir. Tebliğ bildirmek, ulaştırmak demektir. Peygamberlerin Allah tarafından aldıkları emir ve yasakları her ne pahasına olursa olsun ümmetlerine eksiksiz ulaş­tırmaları demektir. Tebliğ’in zıddı olan “gizlemek” peygamberler için muhaldir. Her peygamber aldığı bütün emirleri harfi harfine ümmetine bildirmiştir.

Sıdk: Doğruluk, her peygamber her zaman doğru sözlü ve dü­rüsttür. Asla yalan söylemezler. Şeriat emirlerini insanlara tebliğ anında kendilerinden en ufak bir yalanın sâdır olmasına imkan ol­madığı gibi yaptıkları her şeyde doğrudur.

İsmet: Günah işlememek, günahtan korunmuş mâsum olmak demektir. Peygamberler hem vahiy’den önce hem de vahiy’den sonra günahtan mâsum oldukları icmâ ile sâbittir.

Emânet: Güvenilir ve emin olmak demektir. Peygamberlerin hepsi güvenilir kimselerdir. Onlar asla emâneti zâyi etmezler. Ken­dilerinde vahy-i ilâhîyi nakil ve telkin anında kat’iyyen emânete sâ­dık kalırlar. Hakîkatı Cenâb-ı Kibriya’dan aldıkları gibi aynen tebliğ ederler.

Cenâb-ı Hak bu meyanda şöyle buyurur: وَمَاكَانَ لِنَبِىٍّ اَنْ يَغُلَّ “Bir peygambere, emânete hıyânet yaraşmaz...”[1]

Fetânet: Peygamberlerin akıllı, zeki olmaları demektir. Bunun zıddı olan ahmaklık peygamberler hakkında asla düşünülemez. Ya­ratılış, akıl, ahlak, şeref ve asalette herkesten üstündürler.

İtikad ve imana dair hükümler, kullarının Allahu Teâlâ’ya karşı vazifeleri, ibadetler ve dini muamelelerin keyfiyeti, herhangi bir şe­yin iyi veya fena olduğu, ancak peygamberlerin Hakk tarafından “Vahy Emini” melek vasıtasıyla aldıkları “Vahy” ile tayin ve tesbit olunur. Hz. Adem aleyhisselâm yaratılışından Peygamberimize ka­dar, ne kadar peygamber geldiği adet bakımından malum değildir. Yalnız yirmisekizinin ismi, mukaddes kitabımız Kur’an-ı Hakîm’de zikredilmiştir. Bunların evveli Adem (a.s) ve sonuda Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselâm’dır. Hazret-i Muhammed sallallâhu aleyhi vesellem sonra peygamber gelmeyeceği kati ve muhakkak ol­duğu için peygamberimize Kur’an’da “Hâtem-ül Enbiyâ” denmiştir.

0