Cevaplar

2012-12-20T19:26:30+02:00

Oruç Nedir?:

Güneşin doğmasından batışına kadar, Allahu Teâla'ya ibadet niyetiyle, hiç bir şey yememek, içmemek, cinsi mübâşerette bulunmamak ve orucu bozan diğer şeylerden uzak durmaktır. [29]

Ramazan Orucu:

İslâm'ın şartlarından biridir. Allah Resûlü Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur,

'İslam beş şey üzerine bina olunmuştur. Bunlar, Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in O'nun Resûlü oluduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan Orucunu tutmak, Beyt'i (kâbeyi) haccetmektir'[30]

Ramazan Orucunun Başı Ve Sonu:

İbadetler, her zaman her yerde ve herkes için kolaylıkla tesbit edilecek bir takım ölçü ve alâmetlere bağlı kılınmıştır. Ramazan orucu da bunlardan biridir. Kur'an-ı Kerim ve Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesellem bu ibâdete Ramazan hilâlinin görülmesi ile başlamayı ve Şevval hilâlinin görülmesi ile bitirmeyi şart kılmıştır;

'Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğrunun eğriden ayırmanın açık delilleri olarak kendisinde Kur'ân indirilen aydır...' (Bakara, 2/185).

Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem de bu âyet-i kerimede geçen Ramazan orucuna erişmeyi hadisi şeriflerinde açıklamıştır. Bunların bazılarını sağlam hadis kaynaklarından aktaralım:

İbn Ömer Radıyallahu anhümâ Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem den şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

'Hilâli görmedikçe oruca başlamayın ve hilâli görmedikçe de oruç açmayınız. Eğer buluttan dolayı hilali göremezseniz bu takdirde ayın günlerini otuza tamamlayınız.'[31]

Tirmizî'nin rivâyeti şöyledir, 'Ramazandan önce oruç tutmayınız, hilâlle oruca başlayın; (Şevval) hilalini görmekle de oruç açınız. Eğer bir bulut hilâli görmenizi engellerse o vakitte onu (Ramazanı) otuz güne tamamlayınız'.

Buhârî'de şöyle yer alır, 'Bulut olursa, Şaban'ın sayısını otuza tamamlayınız'. Yine bir diğer rivayet te '(Ramazan ayının 29. günü) bulutlu olur da (Şevval hilâlini) göremezseniz  bu taktirde otuz gün oruç tutunuz' şeklindedir.

İbni Ömer, Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesellem'den şöyle buyurduğunu rivâyet eder,

'Biz ümmî bir ümmetiz, ne yazar, ne de hesap biliriz. Ay şöyle ve şöyledir' Yani kimi zaman 29, kimi zaman otuz çeker.[32]

Nakletiğimiz bu hadisler konu ile ilgili pek çok hadisler arasından sadece örnek teşkil etmek üzere seçilen az bir bölümüdür. Bu meâldeki hadisler pek çoktur.

Bu bakımdan alimlerin büyük bir çoğunluğu ru'yet ile yani Ramazan hilâlini görmekle oruca başlayıp ru'yet ile yine Şevvâl'in hilâlini görmekle orucu bitirmenin gereğini özellikle belirtmişlerdir. Müslümanların bu ibadete de diğer ibadetlere de gereken hassasiyeti göstererek yalnız belirtilen ölçüleri gözönünde bulundurmaları ve bu ölçüler çerçevesinde ibâdetlerini yapmaya gayret etmeleri, buna dikkat göstermeleri gerekmektedir. [33]

1 5 1
2012-12-20T19:26:35+02:00

2011 Yılı Ramazan Ayı 01 Ağustos 2011′de başlayacaktır. Ramazan Bayramı ise 30 Ağustos 2011 tarihinde idrak edilecektir.

Aşağıda Ramazan ayı ve Oruç hakkında çeşitli kaynaklardan derlenmiş çeşitli bilgiler ve videolar bulacaksınız. Faydalı olabilmemiz temennisiyle Cenab-ı Allah’tan Ramazan ayına ulaştırmasını niyaz ediyoruz.

Ramazan-ı Şerif ve Oruç

Oruç ayı olan Ramazan-ı Şerîf, feyizli bir hayatın yaşandığı mübârek bir mükâfât ayıdır. Nâil olduğumuz sayısız nîmetlerin kadrini hatırlatan bu ayda, fânî lezzetlerden vazgeçip bâkî lezzetlere nâil olmanın sırrına, Hakk Teâlâ’nın emir buyurduğu oruç nîmeti ile kavuşulur.

 

Oruç, fazîleti ve aslî gâyesi dâimî bir ibâdet şuûru içinde nefs engeliyle mücâdele etmek ve nefsi baskı altında tutarak te’sîrini asgarîye indirebilmektir. Oruç, hayat mücâdelesinde zarûrî olan ‘sabır, irâde, nefsî arzulardan uzaklaşma’ gibi hallerin tâlimi ile ahlâkî durumumuzu kemâle erdirir. Yine bu ibâdet, nefsin bitmez tükenmez arzularına karşı insanın şeref ve haysiyetini koruyucu bir kalkandır.

Yine oruç; sahibini, azm ü sebât, kanâat, hâle rızâ, metânet, sabır gibi ahlâkî güzelliklere erdirmenin fazîleti ile beraber mahrûmiyyet ve açlıkla nîmetlerin kadrini hatırlatır ve bu vesîle ile yoksulların hallerini düşündürüp onlara merhamet ve şefkat hisleriyle yüreklerimizi hassaslaştırır. Şükrân duygularını canlandırır. Bu vasfıyla oruç, sosyal hayattaki kin, hased, kıskançlık gibi kitleyi huzûrsuzluğa boğan menfîlikleri bertaraf etmekte en müessir bir ilâhî emirdir.

Ashâb-ı kirâmın oruca karşı çok büyük rağbetleri vardı. Onlar, tahammülü güç sıcak günlerde dahî nâfile oruç tumaya gayret ederlerdi. Bir kısmının, güneş ışığının yakıcılığından korunacak ölçüde elbiseleri bile yoktu. Elleri ile güneş ışığından ve sıcaktan korunmaya çalışırlardı. Bütün bunlara rağmen büyük bir mânevî haz ve lezzet içinde nâfile de olsa oruçlarını devam ettirirlerdi.

Şakîk-i Belhî buyurur:
‘İbâdeti lâyıkıyla îfâ edebilmek, bir san?attır. Onun kazanç mekânı, halvet; vâsıtası ise açlıktır.’
O açlık ki, modern tıpta bile diyet adıyla sıhhatli kalmanın en birinci şartıdır. O açlık ki, tahammülü en zor olan bir mahrûmiyyettir.

Rivâyet olunur ki, nefis, yaratıldığı zaman çeşitli iptilâ ve mahrûmiyetlere rağmen Cenâb-ı Hakk’a {REF Sen sensin, ben benim..} deme cür’et ve cehâletinde bulundu, ancak ve ancak açlık sebebiyle aczini kabûl etti. Bu sebepledir ki, irâde terbiyesinde açlığa katlanabilmek kadar müessir başka bir husûs yoktur. İrâde ise, tabiî ve nefsânî meyillere karşı koyabilmenin temel şartlarından biridir.

M.Fethullah Gülen – Ramazan-Oruç

0