Cevaplar

2013-04-17T20:01:30+03:00

Canlılarla cansızlar arasında geçit teşkil ederler. Hücresel özellikleri olmadığından sınıflandırmada herhangi bir basamağa konulmazlar. Sitoplazma ve enzim sistemleri olmadığından zorunlu parazittirler. Üremeleri için konak hücreye ihtiyaçları vardır. Ribozomları yoktur, protein sentezleyemezler. Kalıtım molekülleri ya DNA ya RNA dır, ikisini birlikte bulunduramazlar. Canlı dışında kristalleşirler.

 

Yönetici molekülleri zarla çevrili değildir.Yani Virüslerin yönetici molekülleri sitoplazmaya dağınık halde bulunmaktadır.

Ayrıca mitokondri, kloroplast, endoplazmik retikulum gibi zarla çevrili organelleri de yoktur. Protein kılıf içerisinde bulunduklarından antibiyotik türü ilaçlardan etkilenmezler.

Virüs kelime anlamı olarak zehir demektir. Virüsler ilk defa tütün yapraklarında oluşan mozaik hastalığı ile keşfedilmişlerdir. Hasta olan bir tütün bitkisi ezilerek porselen filtreden geçirilmiş ve böylece bakteriler ayrıştırılmıştır.. Filtreden süzülen bu sıvı sağlıklı yapraklara sürüldüğünde bu yaprakların da hastalandıkları görülmüştür. Bu da bakterilerden daha küçük ve daha basit yapılı bazı maddelerin hastalık etkeni olduğunu ortaya koymuştur.

Amerikalı bilim adamı Mendel STANLEY ilk defa mozaik virüsünü yaşadığı bitkiden ayırmayı başarmıştır.

* Genom: Yönetici molekül DNA veya RNA olabilir. Çoğalmayı kontrol eder.
* Protein kılıf: Genetik materyali korur.
* Hücre zan, organeller, sitoplazma ve çekirdek gibi yapıları yoktur.
* Enzimleri yoktur. Bu yüzden mecburi hücre içi parazitlerdir.
* Hücre içinde canlı, hücre dışında ise cansızdırlar. Virüsler kalıtım maddesi taşıdıkları ve konak hücrede çoğalabildikleri için canlılık özelliği gösterirler. Fakat hücre dışında cansızların özelliği olan kristallenmeyi gerçekleştirdikleri ve uzun yıllar cansız gibi davrana-bildikleri için cansızlık özelliği gösterirler.
* Virüsler antibiyotiklerden etkilenmezler. Öldürülmeleri ancak radyasyon, yüksek sıcaklık, kurutma gibi fiziksel ve kimyasal yollarla olur

Çok küçük mikroorganizmalardır. Uzun süre bilim adamlarının dikkatini çekmemiştir. Meydana getirdiği hastalıklar hep bakterilerden bilinmiştir. Elektron mikroskobunun bulunmasıyla ancak virüslerin farkına varılmıştır.

 

Bakteri Nedir?

 

Monera alemini oluşturan prokaryot canlıların en yaygın ve en çok bilinen grubu bakterilerdir. O kadar yaygındır ki bugün dünyamızda bakterinin bulunmadığı yer yoktur diyebiliriz. En çok organik atıkların bol bulunduğu yerlerde ve sularda yaşarlar. Bununla beraber, -90 0C buzullar içinde ve +80 0C kaplıcalarda yaşayabilen bakteri türleri de vardır. Hava ile ve su damlacıkları ile çok uzak mesafelere taşınabilirler. Deneysel olarak ilk defa 17. yüzyılda bakterileri gözleyebilen ve onların şekillerini açıklayan Antoni Van Lövenhuk olmuştur. Bakteriler bütün hayatsal olayların gerçekleştiği en basit canlılardır. Hepsi mikroskobik ve tek hücrelidirler. Büyüklükleri normal ökaryotik hücrelerin mitokondrileri kadardır.

Prokaryot olduklarından zarla çevrili çekirdek, mitokondri, kloroplast, endoplazmik retikulum, golgi gibi organelleri yoktur. Ribozom bütün bakterilerin temel organelidir. DNA, RNA, canlı hücre zarı ve stoplazma yine bütün bakterilerin temel yapısını oluşturur. Bunlara ek olarak bütün bakterilerde hücre, cansız bir çeperle (murein) sarılıdır. Çeperin yapısı, bitki hücrelerinin çeperinden farklıdır. Selüloz ihtiva etmez.
Bazı bakterilerde hücre çeperinin dışında kapsül bulunur. Kapsül bakterinin dirençliliğini ve hastalık yapabilme (patojen olma) özelliğini artırır.

Bazı bakteriler kamçılarıyla aktif hareket edebilirken, bazıları kamçıları olmadığı için ancak bulundukları ortamla beraber pasif hareket edebilirler. Buna göre bakteriler, kamçısız, tek kamçılı, bir demet kamçılı, iki demet kamçılı ve çok kamçılı olarak gruplandırılır. Bazı bakteriler “mezozom” denilen zar kıvrımları bulundurur. Burada oksijenli solunum enzimleri (ETS enzimleri) vardır. Oksijenli solunum yapan, ancak mezozomu bulunmayan bakterilerde ise solunum zinciri enzimleri hücre zarına tutunmuş olarak bulunur. bakterilerde genel yapının % 90′ı sudur. suda çözünmüş maddeler hücre zarından giriş-çıkış yaparlar. DNA’lar stoplazmaya serbest olarak dağılmıştır. Bakteriler ökaryot hücrelere göre daha çok ve daha küçük ribozom içerirler. bu sayede protein sentezleri çok hızlıdır.



Read more: http://www.hedefyum.net/virusler-ve-bakteriler-2/#ixzz2Qk0CVCNz

2 5 2