Soru

iremnisa23 kullanıcısının avatarı

osmanlı devletinde lonca teşkilatı uzun ayrıntılı olursa çok iyi olur :)

gönderen Iremnisa23

Daha fazla açıklamaya mı ihtiyacın var? Sor!

Bu soruyu Iremnisa23 kullanıcısına sor...

Cevaplar

Cevaplar

2
sbysby123 kullanıcısının avatarı
En İyi Cevap! Sbysby123 cevapladı
çok  çok  çok  saol  baya  puan  verdin  yani :D
  • 2 Yorum
  • Şikayetim var!
  • Teşekkürler (0)
  • oy ver Seviye: 5, Oylar: 2

Yorumlar

  • iremnisa23 kullanıcısının avatarı :) bnde teşekkur ederm.dIremnisa23
    şikayetim var!
  • Silinmiş hesap kullanıcısının avatarı bu en iyi seçilir mi altta uzun var onu neden seçmedimSilinmiş hesap
    şikayetim var!
Bu cevap için yorumunu buraya yaz...
ogrencı15 kullanıcısının avatarı
Ogrencı15 cevapladı
Lonca toplanılan yer, oda anlamına gelmektedir. Osmanlıda esnaf örgütlerine verilen addır. Günümüzde de aşağı yukarı aynı adı taşır. Mesela ziraat odası, berberler odası, şoförler odası gibi…Lonca aslında ahiliğin bir devamıdır. Ahilikten loncalığa ne zaman geçilmiştir bu tam olarak bilinmemektedir. Ama büyük bir ihtimalle Fatihin merkezi siyaseti çerçevesinde Fatih döneminde geçilmiştir. Ahilik din eksenli esnaf örgütlenmesiyken lonca tamamen esnaf örgütlenmesidir.Esas olan mesleki durumdur. Hatta eğer üyeler arasında gayri müslümler daha çok ise o loncanın başkanı gayri müslüm olabilmekteydi. Bundan başka ahilik bağımsızdı. Kurulduğu dönem dikkate alındığında dini tasavvufi özellik taşıdığı gibi siyasal özelliği de mevcuttur. Buna mukabil Osmanlıdaki lonca giderek sıkılaşan ölçüde devletin kontrolündeydi. Çünkü kethüdaları yani lonca başkanlarını kendileri seçerdi. Ama seçilen bu ketudalar kadının onaylamasından sonra göreve başlardı. Hatta 17. yy.dan itibaren devlet bir miktar para karşılığı kethüda atamıştır.Osmanlı Devletinde her meslek grubunun bir odası yani loncası vardı. Bazı birbirine yakın mesleklerin müşterek odaları vardı. Özellikle küçük şehirlerde bu durum böyleydi. Çünkü buralarda fazla meslek grubu olmadığı için birbirine yakın mesleklerin odası aynıydı. Badanacılar ve boyacılar buna örnek olarak verilebilir.Buna mukabil İstanbul bu konuda çok farklıydı en az 1000 çeşit meslek vardı. Sadece kayıkçıların sayısı binlerceydi. Dolayısıyla sadece bu esnaf grubuna mensup olanların birkaç loncası vardı.Osmanlı lonca teşkilatında şüphesiz yöneticiler vardı. Selçuklularda bunların yöneticisine “Şeyh” yardımcısına “Naip” denirdi. Osmanlıda ise yöneticisine “Kethüda” yardımcısına ise “Yiğitbaşı” denirdi. Atanacak Kethüdanın belirlenmesi için ilk olarak esnafın ihtiyarlarının önünde seçim yapılır sonra aday kişi kadıya bildirilir kadı onayladıktan sonra 1 veya 3 yıllığına Kethüda atanırdı.Bir de esnaf ile devlet arasında ilişkileri düzenleyen kişiler vardı ki bunlara Selçuklularda “idişbaşı” Osmanlılarda “Şehir Kethüdası” denirdi. Bu şahıs bütün esnafın meselelerini onların temsilcisi olarak devlete yani kadıya iletirdi. Avrupa da buna Onbuslman (arabulucu) denmekteydi. Şayet kethüda bir kanunsuzluk yapmış ise örneğin rüşvet almış ise, ya da esnaf içinde ayrımcılık kayrımcılık yapmışsa, gelen hammaddeyi eşit dağıtmamışsa Kadıya şikâyet edilir ya Kethüda cezalandırılır ya da görevinden alınır. Kethüdanın görevi loncanın dış ilişkilerini yürütmek olarak söylenebilir. Mesela ham madde temin etmek, esnafın ihtiyaçlarını ve sorunlarını kadıya iletmek de Kethüdanın sorumluluğundadır. Yiğitbaşının görevi ise esnaf içinde iç ilişkilerindevamını sağlamak olarak söyleyebiliriz.Osmanlı esnaf sisteminde her isteyen istediği yerde dükkân açamaz. Çünkü dükkân sayısı sınırlıdır. Bunun bu şekilde sınırlı olmasının sebebi ise dükkân sayısının Lonca tarafından belirlenmesidir. Ancak yeni bir dükkânın açılması Loncanın izniyle olmaktadır. Şayet işler gelişirse bu sefer Lonca tarafından yeni dükkân açılmasına izin verilirdi. Buradaki amaç mevcut esnafı korumaktır. Bir kimsenin bir iş kolunda bir dükkân açabilmesi ancak “Gedik” olursa mümkün olabilmektedir. Mevcut iş kolunda ve aynı sokakta daha evvel dükkânı olup da kapatıp giden kişi geri döndüğünde dükkân açamaz, ancak gedik bekler. Bundan başka kaçak olarak o iş kolunun bulunduğu sokağın haricinde dükkân açılırdı ki buna “Koltukçu” denilirdi. Bunlar tespit edilip kadıya şikâyet edilir ve kapatılırdı. Bundan başka bir iş kolunda herhangi bir esnaf isteği zaman tezgâh sayısını artıramazdı. Mesela bir dokumacının 10 tezgâhı varsa Loncanın izni olmadan tezgâh sayısını 15’e çıkartamazdı. Yine burada esnafın genelinin korunması söz konusudur. Eğer üretilen mal yeterli olmuyorsa talep fazlaysa ve üretim yapılmıyorsa böyle bir durumda loncanın izin vermesiyle tezgâh sayısı artırılabilirdi.Her loncanın kendine has tüzükleri vardır. Bu tüzüklerinde malın nasıl işleneceği, kalitesi, üretilme safhası, işçilik masrafları, maliyet, her biri tek tek hesaplanır ondan sonra bunlar kadıya tasdik ettirilerek tüzük haline getirilir. Esnaf böylelikle tüzükte belirlenen durumlar dışına çıkamazdı. Diğer taraftan çarşı kısmına bahsettiğimiz üzere aynı iş koluna mensup bütün esnaflar aynı sokakta yer alırd
  • 1 Yorum
  • Şikayetim var!
  • Teşekkürler (0)
  • oy ver

Yorumlar

Bu cevap için yorumunu buraya yaz...