Cevaplar

2012-12-22T19:01:15+02:00

FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA


Şâir. İstanbul’da doğdu. Yarbay Hasan Hüsnü Bey’in oğ*ludur. İlköğrenimini Konya, Kayseri, Adana ve Kozan’da, or*taöğrenimini Tarsus ve Adana ortaokulları ile Kuleli Askerî Lisesi’nde yaptı (1933). HarbOkulu’nu bitirerek (1935) uzun yıllar subaylık yaptı. Onyüzbaşı iken kendi isteği ile ordu*dan ayrıldı. Çalışma Bakanlığı İş Müfettişi olarak sekiz yıl çalıştı (1952-1960). İstanbul’da (Aksaray’da) Kitap Kİtabevi’-ni açtı (1959), yayımcılık yaptı. Türkçe adlı aylık bir dergiyi 43 sayı çıkardı (1960-1964). Kitabevini kapattıktan sonra kendini sadece sanatına verdi.

Fazıl Hüsnü‘nün ilk yazısı (hikâye) ortaokulda öğrenci iken Yeni Adana ga*zetesinde çıktı (1927). şiir olarak yayımlanan ilk eseri de İs*tanbul dergisinde yer alan Yavaşlayan ömür’dür(1933). Var*lık dergisinde çıkan şiirleri ile tanınmaya başladı. Yayımlanan ilk kitabı da Havaya Çizilen Dünyâ’dır (1935). Bu kitapta âşık tarzında, ölçülü, kafiyeli şiir denemeleri vardır. Beş yıl sonra çıkan Çocuk ve Allah adlı kitabında edebi şahsiyetini bulduğu görülür. Bu eserle birlikte Dağlarca şiirinin çizgisi*ni, tekniğini ve temasını bulmuş olur. Düşünce, destan, sos*yal olaylar ve çocuk temalarını yalın bir dil ve etkili bir an*latımla işler. Fazıl Hüsnü Dağlarca biçime, sembollere, ses güzelliğine önem ve*rir. Destan denemeleri (Üç Şehitler Destanı, İstiklâl Savaşı, İnönü’ler, Yedi Mehmetler vb.) çok başarılı olmuştur. Ata*türk ve onun inkılâplarını şiirleriyle yorumlayan ve savunan

şâirlerimızdendır.


İlk baskı yıllarına göre şiir kitapları:


1. Havaya Çizilen Dün*yâ (1935), 2. Çocuk ve Allah (1940), 3. Daha (1943), 4. Çakırın Destanı (1945), 5. Taş Devri (1945), 6. Üç Şehitler Destanı (1949), 7. Toprak Ana (1950), 8. İstiklâl Savaşı- Samsun’dan Ankara’ya (1951), 9. İstiklâl Savaşı- InÖnüler (1951), 10. Si*vaslı Karınca (1951), 11. İstanbul- Fetih Destanı (1953), 12. Anıtkabir (1953), 13. Âsû (1955), 14. Delice Böcek (1957), 15. Batı Acısı (1958), 16. Mevlânâ’da Olmak-Gezİ (1958), 17. Hoo’lar (1960), 18. özgürlük Alanı (1960), 19 Cezayir Türkü*sü (Fransızca, İngilizce ve Arapça tercümeleri ile birlikte, 1961), 20. Aylam (1962), 21. Türk Olmak (1963), 22. Yedi Memetler (1964), 23. Çanakkale Destanı (1965), 24. Dışardan Gazel (1965), 25. Kazmalama (1965), 26. Yeryağ (1965), 27. Vietnam savaşımız (ingilizce’si ile, 1966), 28. Kubilay Desta*nı (1968), 29. Haydi (1968), 30.19 Mayıs Destanı (1969), 31. Vietnam Körü (1970), 32. Hiroşima (Fransızca, İngilizce ter*cümeleri ile, 1970), 33. Malazgirt Ululaması (1971), 34. Kınalı Kuzu Ağıdı (1972), 35. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1973), 36. Horoz (1977), 37. Hollandalı Dörtlükler (1977), 38. Nötron Bombası (1981).


Çocuklar için şiirleri:


1. Açıl Susam Açıl (Üsküp, 1967), 2. Kuş Ayak (1971), 3. Arkaüstü (1974), 4. Yer*yüzü Çocukları (1974), 5. Yanık Çocuklar Koçaklaması (1976), 6. Balina ile Mandalina (1977), 7. Yaramaz Sözcükler (1979), 8. GÖz Masalı (1979), 9. Yazıları Seven Ayı (1980), 10. Kaçan Ayılar Ülkesinde (1982).

1 5 1
2012-12-22T19:01:19+02:00

EDEBİ KİŞİLİĞİ

Daha ilk kitabında yer alan şiirlerdeki özgün benzetme ve metaforlar, özgün ve yoğun Şiir dünyasıyla büyük bir şiir yeteneği olduğunu kanıtlayan Dağlarca'nın bu ilk şiirlerinde simgeci ve sezgici öğelerle Necip Fazıl, mistisizminden etkilenmeler (Geceler, v.b.) görülüyor. Fakat Dağlarca'da (Çocuk ve Allah'ta daha yoğun biçimde gördüğümüz) gizemci öğeler, Necip Fazıl, 'dakinden farklı olarak, bir yöntemin ya da dünya görüşünün değil, duyarlılıkların, ŞAİRin ruhsal durum ve psikolojisinin sonucudur. 

Bu anlamda, Dağlarca'nın bu dönemini 'sezgicilik' kavramıyla tanımlamaya çalışmak daha doğru olur. İlk örneklerini Havaya Çizilen Dünyada gördüğümüz bu özgün şiir dünyası, Çocuk ve Allah'ta büyük bir yoğunluktadır. Bu kitapta, varlığın gizlerinin araştırılışı, çocukluk dünyası, insan yaşamının nice ince ayrıntıları, genellikle klasik kıta biçimlerinde ve uyaklı şiirlerle, o güne kadar şiirimizde örneği bulunmayan yeni ve eşsiz güzellikte imgelerle, kişisel yaşamın en uzak anılarından, çağrışımlarından kaynaklanan derin ve içten bir lirizmle, az rastlanır bir gözlem ve anlatım gücüyle yansıtılmıştır. Bu özellikleriyle, Çocuk ve Allah, yayınlanışından bu yana, etkileri kuşaktan kuşağa süren bir şiir dünyasının kitabı olarak, (kimi şiirlerdeki özürlü dizelere, KAFİYE uğruna yapılmış izlenimi veren kimi dizeler ve kimi zorlama uyaklara, kimi yerde yalınlıktan uzaklaşan, çok kişiselleşen simge ve tanımlara karşın) şiirimizin baş yapıtlarından biri olmuştur. Her kitabında yeni konulara ve yeni söyleyiş özelliklerine açılan, bu anlamda da şiirimizde (ancak NAZIM HİKMET te görebildiğimiz) bir üretkenliğin ve kendini yenileme başarısının temsilcisi olan Dağlarca, Toprak Anada köylü konuşma dilini araştırarak ve onu kendi şiir potasında yoğurarak, köylü yaşamının atmosferini, bir destan bütünlüğü içinde, doğasıyla, insanlarının düşünce ve anlatım biçimleriyle, bu yaşamın kıraç ve tekdüze rengiyle yansıtmayı başarmış, öykünmeden ve özentiden uzak, içten bir memleketçi, toplumcu şiir kurabilmiştir. Batı Acısı Batı'yla bir hesaplaşmadır. 

Dağlarca'nın daha sonraki şiirlerinde göreceğimiz güncel toplumcu şiirlerinin ses tonu ve söyleyiş özellikleri de ilk kez bu kitaptaki şiirlerinde belirmektedir. Kimi zaman aşırı denebilecek dil ve kavram soyutluklarına karşın, her yeni kitabıyla dilci ve düşünür şair kimliği ile büyüdü. Çağdaş şiirimizi (belki yine NAZIM HİKMETle karşılaştırılabilecek kadar çok sayıda) yeni ses ve söyleyiş olanaklarıyla zenginleştiren Dağlarca, Âşık şiiri  ve hece öğelerinden,Türkülerden, tekerlemelerden yararlanarak yazdığı şiirlerin yer aldığı Horozla, yurtseverliğin, toplumsal adaletsizliğe karşı oluşun ve antiemperyalizmin, en güncel konularda da yüreklice konuşmanın seçkin örneklerini vermiştir. Nötron Bombası, gerçekten de 'bütün antenlerini germiş’ bir şairin kitabıdır. Çıplak'ta sevgi ve sevişme felsefesinin klasik yalınlıkta, güzellikte şiirleri var.Yunus Emre 'de Olmak'ta Yunus Emre'nin çağdaş bir yorumunu buluyoruz. 

Fazıl Hüsnü Dağlarca (akılalmaz çoklukta ürün veren bir sanatçılığın kaçınılmaz özürü olan —özde ve biçimde— bazı tekrarlara ve yapıtları arasında düzey farklılıklarına kapılı. Bilinçaltının ve sezgilerin derinliklerinden, kişinin ve toplumun en güncel sorunlarına kadar, insan, evren, zaman, doğa, varlık, yokluk, tarih ve toplum konularında ölçüsüz genişlikte bir içerik işlemiştir. Buz enginliğe sahip çağdaş şiirimize niceliksel ve niteliksel olarak büyük anlatım olanakları kazandırdı. BATILILAŞMA VE CUMHURİYET DÖNEMİ dünya ölçüsünde büyük değerlerindendir. Onun sanat anlayışını şu cümlesi özetler: "Sanat eseri hem bir saat gibi içinde bulunduğumuz zamanı, hem de bir pusula gibi gidilmesi gereken yönü işaret etmelidir."

Asû" (1955) ile başlayan ikinci dönem günümüze kadarki şiirlerinde etkin olan "usçu" dönemdir. Sezgi döneminde kendine has bir şiir dili ve biçemi yaratmaya çalıştı. "Us" dönemi ise güçlü bir Türkçe tutkusuyla dikkat çeker. Dağlarca bu dönemde dilin arılaştırılması çabalarına katıldı, evrensel temalara ağırlık vermeye başladı. 1970 sonrasında yoğunlukla çocuk şiirleri yazdı. Hem Türkiye'de hem uluslararası düzeyde birçok ödül kazandı, bir çok ülkede şiirleri okundu. Kitapları birçok dile çevrildi.


1 5 1