Cevaplar

2012-12-23T00:40:11+02:00

Belli bir ölçüsü vardır ve söz sanatlarına yer veriliyordur . 

0
2012-12-23T00:43:04+02:00

Kitabe-i Seng-i Mezar 


Hiçbir şeyden çekmedi dünyada 
Nasırdan çektiği kadar; 
Hatta çirkin yaratıldığından bile 
O kadar müteessir değildi; 
Kundurası vurmadığı zamanlarda 
Anmazdı ama Allahın adını, 
Günahkâr da sayılmazdı. 
Yazık oldu Süleyman Efendi'ye 

Orhan Veli 



Kitabe-i Seng-i Mezar 

Klasik şiirimizdeki kasidelerde şair, Tanrıya yakarışla işe başlar, peygambere ve dört halifeye övgüyle devam eder, en uzun bölüm olarak devrin hükümdarının başarılarını, cömertliğini anlatırdı. Bir bölümü ise kendini ve şiirini övgüye ayırırdı. Halka, sokaktaki insana sıra gelmezdi. 

Tanzimat Döneminde Türk şiiri Namık Kemal sayesinde “vatan, millet, hak, adalet, hürriyet, kardeşlik…” gibi konuların varlığını keşfetti. Tevfik Fikret ve Servet-i Fünuncular “zerrelerden güneşlere kadar” şiirin konusunu genişlettiler. Milli Edebiyat Dönemi ve Beş Hececiler şiirde Milli duyguları, vatan sevgisi ve Kurtuluş Savaşımızı, Anadolu yaşayışını işlediler. Ama yine sokaktaki insanın şiiri yazılamamıştı. 

İkinci Dünya savaşı yılları ve sonrasında insanlar çok sıkıntı içinde ve mutsuzdular. Bütün dünyada şairler, insanlara çiçekten böcekten küçük şeylerden mutlu olmayı, hayatın güzelliğini basit ve sıradan şeylerde yakalayabilmeyi öğrettiler. 

Garip şairleri, sokakta konuşulan dille şiir yazmayı istediler. Şiir, böylece doğal bir güzelliğe kavuşacaktı. Şairanelikten uzak durdular. Şiire zekâ ve şaka pırıltıları serpiştirdiler. Şiirleri için seçtikleri konularla da şiiri “gökten yere” indirdiler. 


Bizde bu görevi Garip şairleri üstlendi. Orhan Veli Kanık, Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday bu akımın öncüsü oldular. Artık şiirde Hazreti Süleyman, Kanuni Süleyman devri bitmiş, sokaktaki “vatandaş Süleyman Efendi”ye sıra gelebilmişti. Ama onun, diğerleri gibi herkesi hayranlık içinde bırakacak mucizeleri, kahramanlıkları yoktu… Şiiri de süslemeden uzak, yalın ve gösterişsiz olmalıydı. Öz ve biçim uyumu ancak böyle kurulabilir, şiir böyle yazılırsa güzel olabilirdi. 

Yeni şiirde şairler, ölçü kullanmaktan, belli bir uyak düzeni uygulamaktan, söz sanatlarına başvurmaktan sakındılar. Nazım birimi de serbestleşti.

0