Cevaplar

2012-12-23T14:59:58+02:00

atom konusunda yapılan çalışmaların tarihi çok eskidir. eski yunan filozoflarından leukippos ile demokritos, günümüzden binlerce yıl önce, maddelerin çok küçük birtakım parçacıklardan meydana geldiğini ileri sürmüşlerdi. bu parçacıklar, aralarında birleşerek maddeleri meydana getiriyorlardı. ama bu varsayım, bilimsel bir varsayım olmaktan çok, bir felsefe doktrini idi.

bu konudaki düşünceler zamanla yavaş yavaş unutuldu. ancak, aradan 2000 yıla yakın bir zaman geçtikten sonra bilginler, bu konuda yeniden araştırmalarda bulundular. bunlardan ingiliz kimyacısı dalton (1766-1844), 1803 te ortaya yeni bir atom teorisi attı. dalton, bu kadarla da kalmadı, çeşitli maddelerin atom ağırlıklarını bularak bir de liste meydana getirdi.

bu konuda daha başka bilginlerin de çalışmaları sonucu dalton un ortaya attığı esaslarda bazı yanlışlıklar bulunduğu görüldü. fransız bilginlerinden becquerel in bazı atomlardaki ışıma özelliğidemek olan radyoaktifliği keşfetmesi, bu alanda atılan adımların en önemlilerinden biri oldu. 20.nci yüzyılın başlarında büyük bilgin einstein in atom enerjisinin büyüklüğünü belirtmesi, atom konusundayapılan çalışmaların hızlanmasına yol açtı.

insanlar, atomdaki korkunç enerjiden yararlanmak istiyorlardı. atomda gizli bir enerji vardı. bu enerji, iyi kullanıldığı takdirde, tıpkı elektrik enerjisi gibi bir güç elde edilebilirdi. 1919 da ilk olarak azot atomunun çekirdeği parçalandı. 1933 te de suni radyoaktiflik keşfedildi. 1942 de ilk "atom pili" yapıldı, bunu da 1945 te ikinci dünya savaşının son günlerinde ilk "atom bombası"nın patlatılması izledi. 1952 de patlatılan "hidrojen bombası" da artık atom gücünün gelecekteki günlük hayatımızda ne kadar etkili olabileceğini ispatladı.

görülüyor ki atom ilmi bir harikalar alemidir, ama asıl harika insan beyninin en güçlü mikroskoplarla bile görülemeyecek kadar küçük olan bu şeylerle uğraşması ve bu konuda belirli sonuçlara varmasıdır. çevremizdeki cisimlerin yapısı bize katı, aralıksız ve dolgun gibi gözüküyor. bilgin ise bunların büyük boşluklar içinde yüzen atomlardan ve bu atomların da, yine boşluklar içinde yüzen çekirdek ve elektronlardan meydana gelmiş olduğunu söylüyor.

1 3 1
2012-12-23T15:00:19+02:00

Marie CURIE (1867-1934) ve Pierre CURIE (1859 1906)
MsXLabs.org & Temel Britannica

Curie'ler, bir atom çekirdeğinin ışınım­lar yayarak kendiliğinden parçalanıp başka bir elementin atomuna dönüşmesi olan radyo­aktiflik konusundaki ilk çalışmaları gerçekleş­tirenler arasında seçkin bir yere sahiptir.
 
Pierre Curie 1900'de Sorbonne'da öğretim üyesi oldu. Marie Curie Recherches sur les substances radioactives (Radyoaktif Maddeler Üzerine Araştırmalar) adlı teziyle 1903'te doktora derecesi aldı. Aynı yıl, Pierre Curie ve Henri Becquerel ile birlikte Nobel Fizik Ödülü'nü kazandı. Üç yıl sonra Pierre Curie bir yük arabasının çarpması sonucu Paris'te ölünce, Marie Curie kendini tümüyle araştır­malarına verdi. 1906'da, Pierre'in ölümüyle boşalan Sorbonne Üniversitesi fizik kürsüsü­ne atandı ve Sorbonne'da ders veren ilk kadın oldu. 1908'de profesörlüğe yükseldi ve 1911'de Nobel Kimya Ödülü'nü de alarak iki kez Nobel Ödülü alan ilk kişi oldu. Marie Curie I. Dünya Sava­şı sırasında Fransız hastanelerinde radyoloji servisleri kurulması için çalıştı. Daha sonra, Paris Üniversitesi'nde kurulmasına öncülük ettiği Radyum Enstitüsü'nün araştırma bölü­mü başkanı oldu. 1922'de Tıp Akademisi üyeliğine seçilen Madam Curie radyoaktif maddelerin tıptaki kullanım olanakları konu­sunu araştırmaya yöneldi.
Bilimle uğraşan çok az kişi Curie'lerden daha güç koşullar altında çalışmıştır. Paraları­nın çoğunu gerekli aygıt ve gereçleri almak amacıyla harcadıkları için, yoksul mahalleler­de yaşadılar; çoğu zaman yeterince yiyecek bulamadılar; rüzgâra ve yağmura karşı yete­rince korunmamış bir barakayı laboratuvar olarak kullandılar. O günlerde radyoaktif maddelerin insan sağlığı için yarattığı tehlike­ler hiç bilinmiyordu. Marie Curie radyum bileşikleri ile çalışırken oluşan yanıklar yü­zünden çok acı çekti ve radyoaktif ışınımın neden olduğu kan kanserinden öldü.
Bu iki büyük öncünün anısına, bir radyoak­tiflik birimine "curie" adı verilmiştir. Büyük kızları Irene Joliot-Curie de radyoaktiflik konusunda araştırmalar yapmış ve Nobel Kimya Ödülü'nü almıştır.

Henri Becquerel (15 Aralık 1852 - 25 Ağustos 1908) 


Fransız fizikçi, radyoaktivitenin kaşiflerinden. 1903 Nobel fizik ödülü sahibi. SI ölçü sisteminde radyoaktivite birimi Bekerel (Becquerel, Bq) onun ismine itafen verilmiştir. 

Fransa'nın Paris şehrinde doğdu. Babası Alexander Edmond Becquerel Paris Doğal Tarih Müzesinde uygulamalı fizik profesörüydü. Ailesinin bilim geleneğini devam ettirerek 1872 yılında École Polytechnique okuluna başladı ve 1888 yılında fizik üzerine doktorasını verdi. 1878 ile 1892 yılları arası Paris Doğal Tarih Müzesi'nde asistan, sonrasında da profesör olarak görev aldı. 1895 yılında École Polytechnique'te fizik profesörü olarak göreve başladı. 

Babası gibi o da fosforens olayını ve kristallerin ışığı soğurmasını incelemekteydi. 1895 yılında Wilhelm Röntgen'in x ışınlarını bulmasının ardından, Becquerel, fosforens olayının x ışınları ile bağlantısı olup olmadığını merak edip, araştırmaya başladı. Çeşitli bileşikleri güneş ışığına maruz bırakıyor sonrasında da bu bileşikleri siyah kağıda sarılı fotoğraf filminin yakına koyuyordu. Eğer kristalde x ışınları üretilirse siyah kağıdı geçip filmin üzerine iz bırakacaktı. 1896'nın Şubat ayının sonlarına doğru, ilk denemelerinden birinde tesadüfen babasından miras kalan uranyum tuzlarından uranyum potasyum sülfat kullandığın da film üzerinde izler görmeyi başarmıştı. 

Becquerel yağmurlu havadan dolayı birkaç gün uranyum tuzlarını güneş ışığına maruz bırakamadı. Siyah kağıda sarılı film ve üstüne konmuş uranyum bileşiği birkaç gün cekmecesinde güneşin doğmasını beklediler. 1 Mart günü, belli bir sebebi olmaksızın, çekmecedeki filmi banyo etti, ve uranyum kristalinin güneş ışığına maruz kalmadığı halde filme iz bıraktığını gördü. Becquerel bunun x ışınlarına benzer görünmez bir ışın olarak tanımladı.Becquerel bulduğu bu sonucu 2 Mart 1896'da kısa bir makale olarak Fransa Bilim Akademisi'ne okudu. Bu olay o tarihten itibaren 1898 yılına kadar Becquerel ışınları olarak adlandırıldı. 1898 de Marie Curie adını daha genel bir isim olan, radyoaktivite ile değiştirdi. 
 

0