Cevaplar

2012-12-23T15:28:56+02:00

MAKBER MUKADDİMESİ  Ramazan KAHRİMAN* Birkaç perişan söz Makber benim son eserimdir. Ömrü tamamlanmış bir vücudu ölümsüzlüğe kavuşturmak için yapıldı. Mezarların içinde olan şiirin manasından Makber ’de bir eser bulunmadığını bilirim. Makber içinde özlem bulunan bir feryattır ki hiçliğe dayandığı için incelenmesinden elde edilecek sonuç da hiçtir lakin bence bir şeydir.  Evet, bu kitabı tetkik eden fikir bir kabristanı dolaşmış olur.  Ve kabristanda olduğu gibi, hiçbir şey anlamayarak, içinden çıkıp gider. Bu kitabın önsözünü görmekle neticesine vakıf olmak yahut içindekiler kısmını okumakla ismini düşünmek birdir. Bu kitap kabristanda yazıldı ki, bahtsız yazarını iyi tanıyanlarına keder, tanımayanlara ise yorgunluk verir. Üzüntümü yalnız kalbimde saklamak yahut yazıp da bastırmamak mümkün, belki daha iyi iken, bu surette ortaya çıkarmak lazım mı idi,  sorusu gelirse onun cevabı hazırdır. Sessizlik vadisine düşenlerin vücutlarından zamanla bir avuç toprak kaldığı gibi, gönülde olan en aziz bir yadigârdan da zamanla bir belirsiz hayal kalır.  Ben o hayale inanmış değilim. Kitabı yazıp da sayfalarım içinde ezberlemek ise üzüntülü yahut ölü birinin organı gibi perişanlığa hizmet eder. Ben o perişanlığa tahammül edemem. Ya kitabı meydana çıkarmak, yukarıda ümit ettiğim gibi, kalıcılığının sağlanmasına mı hizmet edecek? O da değil. Makber, hiç olmazsa benden fazla yaşayacaktır. İşte bunun için yayımlandı. Gönlümdeki feryattan yapılmış bir mezardır ki, içeriğini taşlara yazılmış sözler gibi isterim. Heyhat! Makber ’in içinde bulunan feryatlar ayrı ayrı birtakım kabirlerdir. Fakat bunların hepsinde yalnız bir ceset gömülü bulunmaktadır. O ceset ise bana sevdiğim bir yüzde beliren insaniyettir. Ben, bu kitabı kendim okuyayım diye yazdım.  Zira hislerime eşlik edecek kişilerin az, belki de yalnız birkaç kişiden ibaret olacağını bilirim.                                                                   * Sakarya Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Türkçe Eğitimi Bölümü, Yüksek Lisans Öğrencisi.

0
2012-12-23T15:29:46+02:00

Çin’i, Asya üzerinden Anadolu ve Avrupa’ya bağlayan tarihi kervan yolu. En çok taşınan ticaret eşyası ipek olduğu için, bu yola İpek Yolu adı verilmiştir. İpek Yolu milattan önce kullanılmaya başlandı. İpek Yolu esas itibariyle Antakya’dan başlayarak İran ve Afganistan’ın kuzeyinden geçerek Pamir Ovasına kadar varırdı. Burada Taş Kule denilen yerde batıdan gelen ticari mallar, doğunun mallarıyla değiştirilirdi

İpek Yolunun bir kolu Baktriyo yolundan Hindistan’a gider, başka bir kol da Batı Türkistan’ın güneyinden geçerdi. Doğu Türkistan’a Taklamakan Çölünün güneyinden veya kuzeyinden geçilirdi. Bundan sonra iki yol tekrar birleşerek Doyang bölgesine uzanırdı.

İpek Yolu kültür tarihinde de önemli bir rol oynamıştır. Bu yol ile felsefeler, daha ziyade sanat, ahlak, örf ve adetler mübadele edilmiştir (değiştirilmiştir).

Batıya pusula, kağıt gidince Avrupa’nın deniz gücü gelişti. Hıristiyan aleminin doğudaki son temsilcisi Bizans da 1453’te Türkler tarafından fethedilince tarihi İpek Yolu önemini kaybetti. Avrupa devletlerinin gemileri ticareti devam ettirebilmek için Ümit Burnunu dolaşarak, Hindistan’a ve Çin’e gelmeye başladılar. Kanuni Sultan Süleyman, körleşmeye yer tutan İpek Yolunun canlandırılması için bazı teşebbüslerde bulundu. Avrupa ticaretini Anadolu’ya çekmek için Fransızlara bazı haklar verdi. Bunları vermekle Fransa’yı Avrupa devletlerinden ayırmayı, Hıristiyan bir devleti himayesi altında tutmayı ve ticareti canlandırmayı düşünmüştü.

Gemilerin gelişmesi, Anadolu ve diğer yerlerde zaman zaman devam eden asayişsizlik İpek Yolunun işlememesine sebep oldu. Zamanla önemini tamamen kaybetti.

 

Kut Anlayışı Nedir?
Türkler devleti yönetme yetkisinin TANRI tarafından verildiğine inanıyorlardı. Tanrı tarafından verilen bu yönetme hakkına KUT diyorlardı.KUT'un kan yoluyla hükümdarın tüm erkek çocuklarına geçtiğine inanıyorlardı.
Kut Anlayışı Türk Devletlerini Nasıl Etkilemiştir?

Bütün hanedan üyelerinde kut olduğundan kendine siyasi ve askeri bakımdan güvenen kişi taht kavgasına girebiliyordu. Bu durum Türk devletlerini ya iç savaş sonucu istkrarsızlığa, yada bölünmeye götürüyordu.   Kurultay, Türkçe kurul ile Moğolca tay ekinin birleşmesinden oluşmuş bir kavram olup danışma meclisi anlamına gelmekteydi. Aynı anlamı ifade etmek üzere Toy kavramı da kullanılırdı. Eski Türklerde devlet işlerinin yürütülmesinde devlet başkanına her açıdan yardımcı olan kurumların başında Kurultay veya Toy gelirdi. eodalite Nedir ? (Özet) : Ortaçağ avrupa'sında toprağı ve üzerinde yaşayan köylüleri bir kişinin malı sayan rejim, derebeylik. Bu sisteme feodalizm denir. Manihaizm: Yaşamda iyilik ve kötülük ilkesinin birlikte var olmasını ileri süren öğreti. et yemek yasak savaşmak yasak savunma savaşları hariç 

0