Cevaplar

2012-12-23T15:52:57+02:00

ekonomik olarak bak acuna bak starda onun show da adam paraya para demiyo yani :D yanıtım yardımcı oldumu 

0
2012-12-23T15:57:38+02:00

ından ötürü, siyaset alanında da önemli sonuçlar doğurabilmektedir.
Medya, sermaye, siyaset üçgeninde geçtiğimiz on yılda yaşanan pek çok skandal-olay, bu  görünüm kazanmaktadırlar. Bu görünüm özellikle televizyon yayıncılığında çok aşikar bir hale gelmiştir.
Özel televizyon yayıncılığında içerik sorunu
Özel televizyon yayıncılığının geride bıraktığımız on yılında, televizyon programlarının ulusal ya da sektörel düzeydeki kriz ve eğilimlerden geniş ölçüde etkilenmesi, belli program tür ve formatlarının birdenbire bir furya halinde, tüm televizyon kanallarını doldurmaları ve sonra gözden düşmeleri ya da televizyon ekranlarında sıklıkla aynı yüzler ve konuların dolaşıyor olması gibi sorunlar, yayın kuruluşlarının maddi kaynakları kullanma eğilimleriyle yakından ilişkilidir.
Rekabetçi ve büyük ölçüde reklam gelirlerine dayalı medya sektörü, programcılık alanında uzun vadeli planlamadan uzak, sıklıkla tepkisel eğilimler sergileyen ve çeşitli bakımlardan olgunlaşamamış bir görünüm arz etmektedir.
Bu tür bir rekabet düzeni içinde yayın kuruluşları, stratejik bir yayın akışı oluşturmada ve yayın çizgilerini belirlemede önemli istikrarsızlıklar sergilemektedirler. Bu durumu örneklerle açıklayacak olursak, iki yıl kadar önce Show TV'nin "Kim 500 Milyar İster?" adlı patentli yarışma programı (quiz show) ile elde ettiği başarı, birdenbire diğer yayın kuruluşlarının da, ana-yayın kuşaklarında, benzeri türden "Aslan Payı", "Ağırlığınca Altın" ya da "Fırsat Bu Fırsat" gibi büyük ödüller dağıtan yarışma programlarına yönelmelerine yol açmış ve farklı yayın kuruluşlarının izleyiciye sunduğu programlar yine gerçek bir çeşitlilikten, ya da alternatif yaratma potansiyelinden uzaklaşarak ortak bir eğilimde birleşmişti.
İzleyicinin yoğun ilgi gösterdiği ve bir gecede "milyarlar dağıtan" bu programlar, kısa zaman sonra, kazandığı para ya da diğer ödülleri alamayan vatandaşların, yayın kuruluşlarını deşifre etmeleri ile yavaş yavaş gözden düştü . Yerli yarışma programları genellikle sona erdi ve başarısını sürdüren tek quiz show patentli olan, yani yabancı bir programın Türkiye versiyonu olduğu için, orijinal programın teknik ya da etik ilkelerine bağlılığı da denetlenen "Kim 500 Milyar İster?" adlı program oldu. Bunun gibi geçen yıl, Taxi Orange isimli yabancı bir programın Türkiye versiyonu olarak üretilen "Biri Bizi Gözetliyor" adlı yarışma programının ardından "Dokun Bana" gibi, bilhassa gençler olmak üzere sıradan vatandaşları programın merkezine yerleştirerek her anlarını takiple, çeşitli konulardaki dayanıklılıklarını ölçen ve kazanan kişiye büyük ödüller veren yeni bir yarışma programı türü benzer bir ilgiye mahzar oldu.
2001 yılının yıldızı parlayan program türü ise durum komedileriydi (situation comedy). Yabancı bir durum komedisinin, "Dadı" adıyla Show TV'de yayınlanan Türkçe uyarlamasının izleyiciden büyük ilgi görmesinin ardından bu program türü büyük yayın kuruluşlarının ana yayın kuşaklarını doldurmaya başladı. Program türlerinin hızla tüketilmeleri ve/ya da istikrarsız bir biçimde yükseliş ve düşüşlerine dair bu örnekler, yayın kuruluşlarının kısa dönemde bir rating patlaması sağlayabilmek için, uzun erimli yayıncılık stratejilerini ve hedeflerini göz ardı etmelerinin somut bir göstergesidir.
"Rating Savaşları"
Akılcı bir planlamayı engelleyen bu tarz bir "rating savaşı" nedeniyle, büyük yayın kuruluşlarının pek çoğu, aynı yayın kuşağında benzer türden programları ekrana getirmekte ve karşılaşılan krizlere aynı türden çözümler üretmektedirler.
Bazen aynı yayın döneminde belli başlı yayın kuruluşları hep birlikte yerli dramalara ağırlık vermekte ve pahalı bir yapım olan bu program türü bütün kanalları işgal etmektedir. Kimi zaman da ülke ekonomisindeki dalgalanmalara bağlı olarak, en yüksek izlenme oranlarına sahip yerli diziler bile, üretim maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle yayından çekilebilmekte ve yerlerini game showlar ya da "televole" türü magazin programları almaktadır.
Televizyon yayıncılığında mali kaynakların etkin kullanımının önündeki bir diğer engel de bu olgunlaşamamış sektördeki rekabetçi yapının doğal bir sonucu olarak, televizyon programlarının maliyetlerindeki aşırılaşma eğilimleri ile ilgilidir. Yayın kuruluşları, özellikle popüler televizyon starlarının yer aldığı programları kendi kanallarına transfer edebilmek ya da bu programların başka kanallara transferlerini önlemek için akıl almaz ödemeler önerebilmekte ve program maliyetleri buna bağlı olarak sürekli yükselmektedir.
Sonuç olarak yalnız drama ya da eğlence programlarında değil, haber bültenlerinden, tartışma programlarına kadar televizyonun bütün formatlarında "star" yaratmak ve "star"la çalışmak temel motivasyon haline gelmektedir. Böylece, bir anchor man'in başka bir yayın kuruluşu ile çalışmaya başlamasının ardında, milyon dolarlık transfer sözleşmelerinin bulunması kaçınılmaz olmaktadır .
Görüldüğü üzere, özel televizyon yayıncılığının bu hayli uzun süren "olgunlaşamama sendromu"nun ekonomik boyutu, mali olanakların kısıtlılığından çok, medya sektöründeki mülkiyet yoğunlaşmasıyla, kaynakların etkin kullanılamamasıylave norm ve standart oluşturulamamasıyla ilişkilidir.(EK)


Kaynak: http://www.msxlabs.org/forum/soru-cevap/216781-ozel-televizyonlarin-ekonomik-kaynaklari-nelerdir.html#ixzz2FtJdoZfq
0