Cevaplar

2012-12-23T23:54:47+02:00

Customer (Müşteri): Good afternoon (İyi günler).
Receptionist (Resepsiyonist): Good afternoon (iyi günler). How can I help you? (Size nasıl yardımcı olabilirim?)
Customer: I have a reservation for the name of Jack Swift (Jack Swift adına bir rezervasyonum var).
Receptionist: I’ll check right now (Şimdi kontrol ediyorum). Hmm.. Yes, Mr Jack Swift. (Evet, Bay Jact Swift). Your reservation is for three days, isn’t it? (Rezervasyonunuz üç günlük, öyle değil mi?)
Customer: Yes, it is (Evet, öyle).
Receptionist: Your room number is 202 (Oda numaranız, 202). Here is your key (Buyrun anahtarınız). Bellboy will bring your luggages. (Bellboy {Otellerde valizleri odaya taşıyan hizmetli } valizlerinizi getirecek). Have a nice day (İyi günler dilerim).
Customer: Thank you (Teşekkür ederim).

 

 

A: Would you like something to drink? (Bir şey içmek ister misiniz?)
B: I will have orange juice please. (Portakal suyu alayım lütfen.)
Wait a second, I will open the door for you. (Bekle bir saniye, senin için kapıyı açacağım.)

 

A: I have a bad headache. (Çok kötü başım ağrıyor.)
B: Oh, I will bring you an asprine, then. (Ah, öyleyse sana bir asprin getireyim.)

 

A: I am feeling very tired. (Kendimi çok yorgun hissediyorum.)
B: I will make your bed then. (Öyleyse yatağını yapayım.)

 

A:  I’m really hungry.  (Gerçekten çok açım.)
B:  I’ll make some sandwiches.  (Sana biraz sandviç hazırlıyım.)

 

A:  I’m so tired. I’m about to fall asleep.  (Çok yorgunum. Uyumak üzereyim.)
B:  I’ll get you some coffee.  (Sana biraz kahve getiriyim.)

 

- Th

e phone is ringing. (Telefon çalıyor.)
- I will answer it. (Ben bakarım.)

 

- This book is great. (Bu kitap harika)
- Really? I will read it then. (Gerçekten mi? Öyleyse okuyayım.)

 

- A: I want to tell you something. But is secret. (Sana birşey söylemek istiyorum. Fakat sırdır.)
  B: I see I won’t tell anybody. I promise. (Anlıyorum. Kimseye söylemem. Söz veriyorum.)

 

A: What would you like to have to drink? (İçmek için ne alırdınız?)
B: I will have a cola, please. (Ben bir kola alayım, lüften.)

 

- Dad, can you help me with my homework? (Baba, ödevime yardım edebilir misin?)
- No, I can’t. I am busy now. I will help you later. (Hayır edemem. Şimdi meşgulüm. Sana sonra yardım ederim.)- Dad, can you repair my bicycle? (Baba, bisikletimi tamir edebilir misin?)

ya da:
- No, I can’t. I am going to help Mary this afternoon. I’ll repair your bicycle tomorrom.
  (Hayır edemem. Öğleden sonra Mary’ye yardım edeceğim. Bisikletini yarın tamir ederim.)

 

 

A: Who is going to make John’s birthday cake. (John’un doğumgünü pastasını kim yapacak?)
B: Sue is going to make John’s birthday cake. (John’un doğungünü pastasını Sue yapacak.)

 

Bunların tümü başka sitelerden alıntı. sen bazı kelimeleri değiştirirsin. Ayrıca future continous tense'in örnekleri burada yok sanırım.

0