Cevaplar

2012-12-23T21:23:35+02:00

 İzmir Körfezinden, Güllük Körfezine kadar olan bölgeye İYONYA denilirdi.
* Yunanistan'dan gelen AKALAR buradaki yerli halkla karışarak, şehir devletleri halinde yaşadılar. Başlıca İyon şehirleri şunlardır: Efes, Milet, İzmir, Foça, Bodrum.
* Efeste'ki ARTEMİS tapınağı İyonlara aittir.
* İyonlar deniz ticaretinde gelişmişlerdi.
* İyon Edebiyatının en önemli eseri Homeros'un "İlyada ve Odesa destanı" dır.
* İyonlar bilim ve sanatta gelişmişlerdir. Matematikte Tales ve Pisagor, Tarihte Heredot, Tıpta Hipokrat, Felsefede Diojen)

Yunanistan'a gelen Dorların önünden kaçarak Ana*dolu'ya geçen Akalar tarafından kuruldular. M.Ö 1200 yılında Akalar, adalar üzerinden Batı Anadolu'ya göç ettiler. Büyük Menderes ile Küçük Menderes nehirleri arasında kalan kıyı bölgelerine yerleştiler. Bu bölgeye İyonya, burada yaşayanlara ionlar adı verilir. İonlar, polis adı verilen şehir devletleri kurdular. M.Ö. XII. yüzyıldan itibaren Efes, Milet, Foça gibi şehirleri kurdular. Siyasal yapılanmaları şehir devleti şeklindedir, hiç bir zaman merkeziyetçi olmamışlardır. Deniz ticareti ve kolonicilik alanında ileriydiler. Akdeniz, Marmara, Ege ve Karadeniz'de birçok koloniler kurmuşlardır. 

Anadolu'da kurulan ilkçağ uygarlıkları içinde en gelişmiş ve ileri düzeydedirler. Çünkü; 

1- İonlar, Ön Asya'dan gelen ticaret yollarının bitiş noktasındadırlar ve doğu batı arasında köprü vazifesi görürlerdi. 
2- Diğer Anadolu uygarlıklarından etkilenmişlerdir. 
3- Tarım ve ticaretle gelişmiş olduklarından bilim ve kültüre önem vermişlerdir. 
4- Şehir devletleri şeklinde yönetilmiş oldukları için serbest düşünce gelişmiştir.

0
2012-12-23T21:23:35+02:00

Her atomda belirli sayıda elektron vardır. Ama eğer atom bu elektronlardan bir ya da birkaçını kaybederse ya da dışardan bir ya da birkaç elektron alırsa ve bunun sonu­cunda elektrik yüklü duruma gelirse, artık iyon olmuş demektir. Her ato­mun merkezinde artı elektrik yükü taşıyan bir çekirdek vardır. Çekirdeğin çevresinde eksi elektrik yükü taşıyan bir ya da daha çok elektron dolanır. Genellikle çekirdeğin taşıdı­ğı artı elektrik yükü elektronların taşıdığı eksi elektrik yüküne eşittir ve bu iki yük birbirini dengeler. Böylece atom elektriksel olarak yüksüz (nötr) durumda olur.
Eğer bir atomun en dış yörüngesinden bir ya da birkaç elektron ayrılırsa elektron kay­beden atom artı elektrik yüklü bir duruma gelir. Böylece artı yüklü bir iyon (katyon) oluşur. Eğer bir atomun en dış yörüngesine dışardan bir ya da birkaç elektron katılırsa, yani atom elektron kazanırsa eksi yüklü bir iyon (anyon) oluşur. Kimyasal denklemler yazılırken atom ya da atom grubunun simgesi­nin sağ üst yanına iyonun elektrik yükünün değeri ve işareti yazılır. Örneğin bir elektro­nunu kaybederek, artı elektrik yüklü bir sodyum iyonu haline gelmiş olan bir sodyum atomu na.PNG olarak yazılır. ca.PNG olarak yazılan bir kalsiyum iyonu, iki elektron kaybetmiş olan bir kalsiyum atomudur. Eksi yüklü klor iyonu Cl bir elektron kazanmış bir klor atomudur
Moleküllerin elektrik yüklü iyonlara ayrış­masına iyonlaşma denir. Bu olaya genellikle suya daldırıldığında çözünen maddelerde rastlanır çünkü su, iyonlar arasındaki çekimi zayıflatır. Örneğin eğer sofra tuzu (sodyum klorür) suda çözünürse, sodyum iyonları ile klor iyonlarına ayrışır. Eğer bir elektrik pili­nin eksi ve artı kutuplarına bağlı iki teli bu çözeltiye batırırsak, her tel kendi taşıdığı elektrik yüküne karşıt yüklü iyonları çekecek ve bunun sonucunda eriyiğin içinden bir elektrik akımı geçecektir. Metallerin elektro­liz yoluyla arıtılması işleminde eriyik haldeki iyonlaşmış çözeltilerden yararlanılır.
Gazları iyonlaştırmak için oldukça büyük miktarda enerji gerekir. Bir gaz çok fazla ısıtılarak iyonlaştırılabileceği gibi içinden ışın geçirilerek de iyonlarına ayrılabilir. İyonlaş­mayı sağlayan bu ışınlar X ışınları, kozmik ışınlar, morötesi ışınlar ya da radyoaktif maddelerden çıkan gamma ışınları olabilir. İyonlaşan gaz iletken hale gelir, yani içinden elektrik akımı geçebi­lir. Bu önemli özellikten yararlanarak rad­yasyon ölçümü için kullanılan ve iyonlaşma odası denilen aygıt yapılmıştır. Aygıt bu ölçümü, gazın içinden geçen elektrik akımını ölçerek gerçekleştirir. Eğer gazın iyonlaşma­sını sağlayacak bir radyasyon yoksa, gazın içinden elektrik akımı geçmeyecektir. Radyas­yon varsa, iyonlaşan gazdan akım geçecek ve radyasyon arttıkça geçen akım miktarı da artacaktır. Bu tür aygıtlar nükleer enerji santrallanndaki radyasyonu ölçmekte ve uran­yum gibi radyoaktif mineral cevherlerinin aranmasında kullanılır.

Elektriksel olarak nötr olan bir azot atomunun çekirdeğinde yedi proton ve çekirdeğinin çevresinde dolanan yedi elektron bulunur. Eğer bu atom bir kimyasal tepkimede elektron kaybederse, artı yüklü bir iyona dönüşür; eğer fazladan elektron kazanırsa, eksi yüklü bir iyon durumuna gelir.


Dünya'nın atmosferinin üst bölümünde "iyonosfer" denilen bir katman vardır. Gü­neş'ten gelen ışınlar atmosferin bu bölümün­deki havayı iyonlaştırmıştır. İyonosfer Güneş'ten gelen morötesi ışınımın büyük bölümünü soğurur ve tümüyle yeryü­züne ulaşması durumunda deride ciddi yanık­lara yol açabilecek olan bu ışınlardan insanla­rı korur. İyonosfer bir tür ayna görevi yaparak radyo dalgalarını da yansıtır ve böylece uzurt mesafeli radyo iletişimine yardımcı olur. İyonosferin yüksekliği Güneş'in konumuna bağlı olarak değişir, bu nedenle de uzaktan gelen radyo dalgaları bazen sönerek kaybola­bilir. Eğer iyonosfer olmasaydı, radyo dalga­ları geri yansımayıp uzaya doğru yollarına devam edecek ve uzun mesafe radyo sinyalle­rinin gönderilmesi ancak haberleşme uydula­rından "yansıtılarak" gerçekleştirilebilecekti. Bu yöntem günümüzde televizyon yayınları­nın dünyanın her yerine ulaştırılmasında kul­lanılmaktadır.

Kaynak: http://www.msxlabs.org/forum/fizik/124511-iyon-nedir.html#ixzz2Fu9VkbMp

1 5 1