Cevaplar

2012-12-24T09:12:29+02:00

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman önce birağabey varmış. Bu ağabeyinteknolojininekolojiye zararları ile ilgili birödevi varmış. Bunun için bir araştırma yapmış ve büyüklerine sormuş. Teknolojinin doğru kullanılırsa çok faydalı olduğunu öğrenmiş.Hayatı kolaylaştırdığını, insanlar için gerekli olduğunu öğrenmiş. Teknoloji ekolojiye zarar da verebilirmiş ama arıtma tesisleri, havayı kirletmeyen ısınma sistemleri, geridönüşümlü olarak kullanılabilen malzemelerin de teknoloji ürünü olduğunu öğrenmiş.Teknolojinin aslında ekolojiye dost olabileceğini görmüş. Çöpleri atarken bile ekolojiyi koruyabileceğimizi, geri dönüşümlü malzemeleri ayrı,plastik malzemeleri ayrı, kâğıt ve cam malzemeleri ayrı çöpe atmasının iyi olacağını öğrenmiş. Atık pilleri çöpe atmayarak çevre kirliliğini azaltabileceğini anlamış. Hayvanları, bitkilerikorumanın doğanın dengesinde ne kadar önemlibir rol oynadığınıöğrenmiş. Ancakteknolojiyi kullanırken ekolojiyi düşünmezsek havanın, sularınkirlenebileceğini, bitkilerin zarar görebileceğini, havyaların bu kirlilikten etkilenerek hasta olabileceğini hatta ölebileceğini, doğanın dengesinin bozularak en sonunda dünyamızın bizinsanlar için yaşanabilecek bir yer olmaktan çıkabileceğini öğrenmiş. Bunun için teknolojiyikullanırkenekolojik dengeye saygı duymanın, ekolojiyi korumak için gerekli önlemlerin alınması gerektiğinin önemini anlamış olmuş. Bu ödevi verdiği için öğretmenlerine teşekkür edip, büyüdüğünde teknolojinin kolaylıklarından faydalanırken ekolojiye zarar vermeyeceğine söz vermiş. Ve bir daha söz vermiş. 

 

ALINTIDIR.İŞİNE YARARSA ARTIK

1 4 1
2012-12-24T09:16:31+02:00

-UMURSAMAZLIK
Hangi zamanda yaşarsa yaşasın hangi kültürde yetişirse yetişsin hak dinin gereği olan üstün ahlakı yaşamayan tüm insanları etkisi altına alan adı konulmamış batıl bir din vardır. İnsanların kurallarını zaman içinde oluşturdukları bu batıl din adeta nesilden nesile aktarılmaktadır. Onların tüm yaşamlarını sosyal ilişkilerini bakış açılarınıalışkanlıklarını konuşmalarını mantık örgülerini kısaca dünya hayatında ömürlerini nasıl geçirdiklerini bu kurallar belirlemektedir. Bunların en göze çarpan özelliği ise insanları doğruya iyiye güzelekolay olana yönelten Allah'ın razı olacağı umulan ahlak yerine çarpık bir yaşantıya yöneltmesidir. İşte bu yaşantıyı benimseyen insanların özelliklerinden biri 'umursamazlık' olarak ifade edebileceğimizakılcılıktan son derece uzak kör bir cesarettir. Bu ruh halinin farklı yönlerini şimdi birlikte inceleyelim.


Boş Verme Mantığı


Umursamazlığın "boş verme" mantığı olarak kendisini gösteren bu yönüyle din ahlakına göre yaşamayan toplumlarda sıkça karşılaşılır. Bu ruh halinde insanlar tehlikeyi fark etmez fark etseler bile umursamazlar. Çünkü etkisi altında oldukları çarpık anlayış onlara tehlikeye karşı umursamaz davranmayı bir üstünlük olarak gösterir. Bu nedenle bu tür toplumlarda umursamazlıktan kaynaklanan ölümlersakatlanmalar hastalanmalar çok fazla olur. Örneğin kablosu elektrik kaçağı yapacak şekilde yıpranmış olan bir elektronik aleti tamir ettirmek yerine "boş ver birşey olmaz" diyerek bu şekliyle kullanmak bu umursuzluğun bir göstergesidir. Ya da elektrik tesisatı arızalı ve her an yangın çıkma tehlikesi olan bir apartmanda oturanların "boş ver bu apartman sağlam apartmandır" sözleriyle bu tehlikeyi görmezden gelmeleri de bu umursamazlığa verilebilecek bir diğer örnektir. Hatta insanların birçoğu "biz eski toprağız bize bir şey olmaz" mantığıyla yıllarca doktora gitmez hastalıkları için herhangi bir tedavi görmeye gerek duymazlar. Şuursuzca gösterdikleri bu umursamazlık nedeniylevücudundaki kanseri tümörleri virüsleri fark etmeden yıllarca yaşayan ve durum fark edildiğinde de hastalığı ilerlemiş olan insanlar çok fazladır. 

'Hiçbir Şey Olmaz' Zihniyeti


Bu umursamazlığın getirdiği bir başka tehlike ise çevreye zarar verme ihtimalidir. Örneğin bazı kişiler 3-4 yaşındaki çocuklarını "hiçbir şey olmaz" zihniyetiyle evde yalnız bırakabilmekte ve çocuklarının çoğu zaman zarar görmesine neden olmaktadırlar. Döndüğünde çocuğunu sobada yanmış veya gazı açtığı için yaralı ya da ilaç içtiği veya camdan düştüğü için ölü bulan insanlara çok sık rastlanır. Bu gibi haberler medyada sıklıkla yer almasına rağmen umursamazlık bu noktada da kendini gösterir. Söz konusu haberleri okuyan insanlar böyle bir olayın kendi başlarına gelmeyeceğine inandıkları için aynı tavra devam ederler. 
Kuran ahlakına göre yaşamayan toplumlarda "umursuzluk" o kadar yaygındır ki insanlar birbirlerinden sürekli olarak "boş ver aldırmahiçbir şey olmaz" gibi sözler işitirler. Hatta bu sapkın anlayıştan dolayı insanlar herhangi bir tehlike karşısında tedbir almaya veya tedbir alınmasını teklif etmeye utanırlar. Çünkü korkaklıkla suçlanırlar. Örneğin yangın tertibatı olmayan bir iş yerinde çalışanların gerekli teçhizatların getirilmesini teklif etmesi ya da eskimiş olan asansör tertibatının yenilenmesini istemeleri oldukça zordur. Çünkü böyle bir durumda işyerindeki diğer insanlar büyük bir ihtimalle alaycı esprilerle bu kişiye korkak muamelesi yapacaklardır. Halbuki sırf akılsızca bir "kendini ispatlama" zihniyetiyle yapılan bu tip umursamazlıkların sonu genellikle bu insanların zararına neticelenir.

Müslümanlar korunma tedbirlerini alır ve Allah'a tevekkül ederler


Umursamazlık hak dini tam olarak yaşamayan ahirete kesin bilgiyle iman etmeyen insanların günlük yaşamlarını etkisi altına almış bir anlayışın parçasıdır. Böyle bir tutumun dünya hayatında karşılığı ve sonuçları çok çeşitli belalar kazalar veya maddi kayıplar olabilir. Öte yandan insanı sahip olduğu düşünme yeteneği ile birlikte yaratan ve yaşamını sürdürebilmesi için bedeninde mükemmel sistemler var eden Yüce Rabbimiz Kuran'da '...Korunma tedbirlerinizi alın...' (Nisa Suresi 102) şeklinde buyurarak insanları bu konuda uyarmıştır. Dolayısıyla insanın umursuz ve sorumsuz davranışlarının neticesinde kendine veya etrafına vereceği zararlardan ahirette sorumlu tutulabileceğini unutmaması gerekir. Bundan sakınmanın yolu ise Allah'ın hoşnutluğunu aramak O'na teslim olmaktır. 
Allah Kendisi'ne teslim olanlara dünyada güzel saygın şerefli bir yaşam ve sonsuz cenneti vaat etmiştir: 
"Erkek olsun kadın olsun bir mü'min olarak kim salih bir amelde bulunursa hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz." (Nahl Suresi97)
Ancak umursamazlık konusunda önemli bir noktaya dikkat çekmekte yarar vardır. Elbette bir tehlike karşısında aşırı panik olmak bir anda şuuru kapanır derecede dehşete düşmek gibi tavırlar da doğru değildir. Önemli olan böyle bir anda sükuneti ve soğukkanlılığı koruyarak gerekli tavrı göstermektir. Çünkü sonsuz güç sahibi Allah insanlara Kuran'da tevekküllü olmalarını yani zor durumlarda tehlike anlarında da Allah'a güvenip dayanmalarını emretmiştir. Bu konudaki bir ayet şöyledir:
De ki: "Allah'ın bizim için yazdıkları dışında bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim Mevlamızdır. Ve mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler." (Tevbe Suresi 51)

Hz.Yakup'un Örnek Tavrı

2 3 2