Cevaplar

  • Eodev Kullanıcısı
2012-12-24T16:27:39+02:00

Çok eski zamanlarda, sı­cak ülkelerde, büyük ve görkemli kentler vardı. Büyük saraylar, tapınaklar ve şatoların yaranda, kentin arka taraflarında, daracık sokaklar, eğri büğrü evler de bulunurdu. Aynı zamanda, insanla­rın bir araya gelip, konuşmaları ve tartışmaları için geniş meydan­lar da bulunurdu. Hepsinden önemlisi, bu kentlerde, günümüz­deki sirklere benzeyen, taştan basamakları olan, büyük tiyatrolar da vardı.
O günlerin üzerinden binlerce yıl geçti. O kocaman tiyatro­lardan bugün sadece yıkıntılar kaldı. İşte bizim Momo’nun başından geçen olaylarda böyle bir kentte yaşandı.
Bu büyük kentte, evlerin İyice yoksullaştığı bir yerde, küçük bir çam ormanında gizlenmiş, o dönemde de yoksullara hitap ettiği belli olan bir tiyatro vardı. Bu taş yığınını en iyi tanıyanlar, yakın çevrede yaşayanlardı. Çevre halkı bir gün, bu taş yığınlarının arasına, garip giyimli, kıza benzeyen, korkunç bir görüntüsü olan, ufak tefek, simsiyah kıvırcık saçlı, kocaman siyah gözleri bulunan Momo ismini verdik­leri bir çocuğun taşındığını gördüler. Tiyatro yıkıntısının tam sahne altına gelen yerinde, birkaç yıkık oda vardı. Momo bunlardan birine yerleşmişti. Çevreden insanlar gelip onunla konuşunca, zararsız olduğunu anlayıp yar­dımcı olmaya karar verdiler. Elbirliği ile, Momo’nun evini elden geçirip, yaşanır hale getirdiler. Çocukları, yiyeceklerini Momo İle paylaştılar. Böylece, Momo ile çevre halkı arasında dostluk baş­lamıştı. Zamanla birbirlerine öyle alıştılar ki, mahalle halkı, Momo’nun oradan ayrılacağını asla düşünmek bile istemiyorlardı.

2 1 2