1)Teknolojik gelişmelerin coğrafi keşiflerle amacı nedir?

2)Osmanlı Devletindeki toplulukların bir arada yaşamasında millet sisteminin etkisi nedir?

3)Osmanlı Devletinde reayanın devlete karşı yükümlülükleri nelerdir?

4)Preveze Deniz Zaferi'nin Türk Tarihindeki önemi

5)Osmanlı Devleti'nde bilime ve bilim insanına verilen önem

Şimdiden tesekkürler...

1

Cevaplar

2012-12-24T19:37:50+02:00

Matematik alanında

Harezmî, Matematik alanındaki çalışmaları cebirin temelini oluşturmuştur.

Nasiruddin-i Tusi“Kesenler Teoremi” adlı eseriyle Trigono­metrik çalışmalara yer vermiştir. Kenar açı bağıntısını bulmuştur.

Ömer Hayyam, cebir konusunda üçüncü derece denklemlerin çözümüne katkıda bulunmuştur. Celali takvim adıyla bilinen tak­vimi hazırlamıştır.

Cahit Arf: (1910-1997),Kendi adıyla bilinen matematik kuramları ile dünya çapında tanınır.

Arf değişmezi, Arf halkaları ve Arf kapanışları gibi kendi adıyla bilinen matematiksel terimleri bilimdünyasına kazandırdı

Tıp alanında

İbn-i Sinatıp alanının yanında felsefe, astronomi, matematik, fizik, kimya gibi alanlarda da ça­lışmalar yapmıştır. “Kanun” adlı eserinde hekimlik, ilaçlar, cerrahi yöntemler hakkında bilgi verir Onun bu eseri Avrupa’da ders kitabı olarak okutulmakta­dır.

Fizik alanında

Farabi, İbn-i Sina ve İbn’ül Heysem gibi bi­lim adamlarının çalışmaları görülür.

Farabi, “Boşluk Üzerine” adlı yazmış olduğu eserinde doğa­da boşluğu kabul etmez. Aristo fiziğinin yetersiz olduğunu orta­ya koymuştur.

İslam devletlerindeki bilimsel gelişmeler, Selçuklular zamanında devam etmiştir. Türk-

İslam devletlerinde bilgin, filozof ve sanatkârlar yetişmiştir. Bu dönemde Bağdat’ta kurulan Ni­zamiye Medreseleri, bilim ve kültür hayatının canlanmasında etkili olmuştur.

 

İSTİKBAL GÖKLERDEDİR

Astronomi alanında

 

Uluğ Bey, Semerkant’ta med­rese ve gözlemevi, bilimsel ça­lışmaların gelişmesinde etkili ol­muştur. Bu medrese ve gözlem­evinde Ali Kuşçu ve Kadızâde-i Rumi gibi devrin önemli bilim adamları çalışma­lar yapmıştır. “Uluğ Bey Zici” adlı eseri astronomi konusunda önemli bilgiler vermektedir.

Biruni,

973‘te Harezm‘de doğan Birûnî, Harezm sarayında astronomi ve matematik öğrendi. Sultan Memun bin el-Memun’un sarayında İbni Sina, gibi bilginlerle birlikte çalıştı.Gazneli sarayında büyük saygı gördü..

“Mesud’un Kanunu” adlı eserinde önemli astronomik bil­giler vermiştir.

Biruni 1973 yılında doğumunun 1000.yıl dönümü nedeniyle UNESCO öncülüğünde bütün dünyada anılmıştır.

Ali Kuşcu; Semerkant‘ta doğdu. Babası Muhammed, Timur İmparatorluğu Sultanı ve astronomu Uluğ Bey‘in kuşçusu olduğu için, ailesi “Kuşçu” lakabıyla meşhur oldu. Küçük yaştan itibaren matematik ve astronomiye ilgi duyan Ali Kuşçu, Semerkant’da eğitimini tamamladıktan sonra Uluğ Bey’e yardımcı ve rasathanesine müdür oldu.Tebriz‘de Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan kendisine büyük saygı gösterdi veOsmanlı Devleti ile barış görüşmelerinde yardımını istedi. Ali Kuşçu, Uzun Hasan’ın sözcülüğünü yaptıktan sonra II. Mehmed‘in davetiyle İstanbul‘a geldi. Osmanlı – Akkoyunlu sınırında II. Mehmed’in emriyle büyük bir törenle karşılanan Ali Kuşçu, Ayasofya medresesine müderris oldu.

Takiyyüddin

Şam da dünyaya gelen Takiyyüddin ilk çalışmalarına Galata Kulesinde  III.Murat’ın himayesinde başladı.Padişahın izniyle Tophane üzerinde Frenk Sarayı diye bilinen  boş alan gözlemevi için ayrıldı.İstanbul Rasathanesi 1575-1580 yılları arasında faaliyet göstermiştir.

**  Kepler, Galileo,Newton, Einstein astronomi alanında Avrupa da katkıda bulunmuş bilim adamlarındandır.

 

 

OSMANLILARDA BİLİM 

Bilim,genel olarak dünyayı ve dünya üzerinde yaşayan insanları ve onların etkinlikleri sonucu ortaya koydukları değerleri inceler. Bu bakımdan bilimler çeşitli kısımlara ayrılır. Osmanlı klasik dönemde bilim, dini yönden algılanmış ve bu açıdan tanımlanmıştır. Bilimler bu bakımdan NAKLİ ve AKLİ diye iki kısımda düşünülürmüş.Nakli bilimlere, İSLAMİ İLİMLER de denir. Dolayısıyla İslam dini ile ilgili bütün çalışmalar bu kategoriye yerleştirilmiştir. Akli bilimler ise, insanın aklıyla, araştırarak, deneyerek, gözleyerek ulaşılan bilgilerdir.
Her iki dalda da sistematik ve yoğun öğretim medreselerde yapılmıştır.
Osmanlı Devleti’nde bilim alanındaki çalışmaları İznik medresesinin
açılmasıyla başladı . Bu medrese , Selçuklu medreselerinin devamı niteliğindeydi.İlk müderrisi, Kayserili Davut idi. Onun esas uzmanlık alanı
tasavvuf ve kelamdır. Tabiatta var olan her şeyin esasını ve bütün tabiat
olaylarını, enerji ve enerji değişimiyle açıklayan bir fizik ve felsefe görüşüne sahiptir.
Osmanlılar, kuruluş ve yükseliş devirlerinde, bilim ve düşünceye oldukça yoğun bir ilgi göstermişlerdir. Özellikle Fatih devrinde bilimsel çalışmalar desteklenmiştir; çeşitli dillerden bilimsel eserlerin Türkçe’ye çevirisi sağlanmıştır. Ancak Kanuniden sonra bilim ve felsefe gerekli ilgi gösterilmemiştir. 
Eğitim sisteminde çeşitli aksaklıklar baş göstermiştir.Bu yüzden de Osmanlılar XVI.yüzyıldan itibaren, bilim ve buna bağlı olarak da siyasette gerilemişlerdir. Lale ve Tanzimat devirlerinde, bilimi canlandırmak için bazı atılımlar olduysa da, çok ciddi yenilikler yapılamamıştır.
XVI. yüzyılın sonlarında medreselerde başlayan bozulma, bilim ve teknoloji sahasını da etkilemiştir. Koçi Bey ve Katip Çelebi’nin eserlerinde anlattıkları gibi, XVII. yüzyıl da gerek dini, gerekse fen ilimleri dalında orijinal eserler yerine, tercüme ve şerhler ağırlık kazanmıştır.
XVII. yüzyıl da orijinal sayılabilecek eserler, genellikle matematik, astronomi ve özellikle tıp dalında verilmiştir.
Tercüme edilen bu eserler, daha çok matematik ve harp metotları ile ilgili eserlerdir. 


1 3 1